Aşırı nedir, Aşırı ne demek

Aşırı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın.
  • Gereğinden fazla, çok.
  • Gereğinden fazla olarak, çokça
  • Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem.
  • Ötede, ötesinde.

"Aşırı" ile ilgili cümle

  • "Kadın aşırı boyanmıştı, adamın yüzü solgundu." - Y. Atılgan
  • "İki ev aşırı."
  • "Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir." - O. Rifat
  • "Talihin aşırısı da insanı eninde sonunda aptallaştırdığından sonuç aynı kapıya çıkardı." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

Yaramaz, azgın (çocuk için).

Hayvanları sulamak için yapılmış, yağmur suyu ile dolan orta büyüklükte havuz.

Bilimsel terim anlamı:

Aşırı abartı kertesine varmayan bir anlatış özelliği. İçsel söyleyişlerden başka yerlere pek yakışmaz.

İngilizce'de Aşırı ne demek? Aşırı ingilizcesi nedir?:

hyper

Osmanlıca Aşırı ne demek? Aşırı Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ifrat

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Samsun ili, Asarcık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Aşırı anlamı, tanımı:

Aşırı gitmek : Ölçüyü kaçırmak, usandırmak.

Aşırı akım : Aşırı gerilim.

Aşırı bellem : Belleme yetisinin olağanüstü bir durumda gelişmiş olması.

 

Aşırı besi : Olağanüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme.

Aşırı doyma : Belli sıcaklıktaki bir sıvı içinde, eriyebildiği kadar eriyen bir maddenin, sıcaklığın düşmesine karşın bir sınıra kadar erimiş olarak kalması durumu.

Aşırı duyarlık : Organizmaya giren yabancı bir madde yüzünden canlı varlıklarda oluşan aşırı tepki, anafilaksi.

Aşırı duyu : Herhangi bir duyu organıyla ve özellikle dokunma duyusuyla sağlanan her tür uyarana karşı olağan dışı bir duyarlık gösterme durumu.

Aşırı erime : Erime noktasından daha aşağı bir sıcaklık derecesine düşmesine rağmen birtakım şartlar altında bir sıvının katılaşmaması durumu.

Aşırı etkin : Yaşına göre çok daha fazla hareketli olan (kimse), hiperaktif.

Aşırı gerilim : Beyan edilen değerden büyük olan akım, aşırı akım. Bir elektrotun denge hâlindeki potansiyeli ile akım geçerken ölçülen potansiyeli arasındaki fark.

Aşırı şiddetli fırtına : Rüzgâr çizelgesinde hızı 56-63 deniz mili olan ve kuvveti 11 ile gösterilen rüzgâr.

Aşırı taşırı : Çok aşırı, fazla miktarda.

Aşırı uç : Politika alanında sağ veya sol görüşlerin en ateşli ve yıkıcı kanadı.

Aşırı yük : Elektrikli araçların olağan çalışma şartlarında karşılaştıkları aşırı akım durumu.

 

Denizaşırı : Deniz ötesine yapılan. Denizlerin ötesinde bulunan.

Günaşırı : Bir gün ara ile, iki günde bir.

Yılaşırı : Bir yıl ara ile, iki yılda bir, bienal.

Aşırı etkinlik : Aşırı etkin olma durumu, hiperaktivite.

Aşırıcılık : Aşırıcı olma durumu.

Aşırılık : Aşırı olma durumu.

Aşırılma : Aşırılmak işi.

Aşırılmak : Aşırma işine konu olmak.

Aşırıntı : Aşırılmış olan şey.

Zengin arabasını dağdan aşırır fakir düz ovada yolunu şaşırır : "zengin, para gücüyle güçlükleri yenerken yoksul, parasızlık yüzünden en kolay işi bile başaramaz" anlamında kullanılan bir söz.

Derece : Başarı gösterme. Sıcaklıkölçer. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Denli, kadar.

Taşkın : Su baskını, seylap, feyezan. Aşırı. Taşmış bir durumda olan.

Müfrit : Aşırı.

Ekstrem : Sıra dışı. Uç. Aşırı.

Fazla : Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde. Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Çokça : Oldukça fazla, aşırı miktarda, fazlaca.

Aşırı açındırılmış : Aşırı açındırmaya uğramış film.

Aşırı açındırma : Açındırmarcın duyarkat üzerinde gereğinden uzun etki göstermesinden ortaya çıkan açındırma kusuru.

Aşırı asitleme : [Bakınız: aşırı ekşitme]

Aşırı avcılık : Belli bir su kütlesindeki mevcut stoku bozmadan bir sezonda avlanabilecek miktarın üstünde yapılan avcılık, avcılık veriminin doğal verimden fazla olduğu avcılık biçimi.

Aşırı bağlanma : Bir molekülde sigma bağın pi-bağı ile etkileşimi. Geri bağlanma.

Aşırı balık stoklama : Su kütlesinin fiziksel, kimyasal ve biyolojik uygunluğunluk kapasitesinin üstünde balıkla stoklama.

Aşırı benzerlik : Bir markanın başka bir markaya güçlükle ayrılabilecek denli benzer olması.

Aşırı beslenme : Uzun süre gereğinden fazla enerjinin alınması durumu.

Aşırı birikim : Yatırımlardaki artışın kâr oranlarındaki düşmeye yol açması durumu. krş. kâr oranının düşme eğilimi yasası

Aşırı bitiriş : Aşırı semirtme.

Aşırı ile ilgili Cümleler

  • Onları satın aldığımız mağaza, aşırı yüksek fiyat koymaya başladı, o yüzden başka bir mağaza bulmak zorunda kaldık.
  • Kadınları ömür boyu mutsuzluğa, çaresizliğe ve yıkımlara sürükleyen üç şey aşırı naz, kuru inat ve yersiz gururudur.
  • Ali aşırı derecede yorulmuş. Yağmur yağıyor, hava soğuk ve İskoçya Birleşik Krallığın bir parçası olarak kalacaktır.
  • Aşırılığa karşı çıkmak için ithaf edilmiş gün için slogan " kahverengi yerine gök kuşağı renkleri" idi.
  • Günümüzde Avrupa ülkelerinin çoğunluğu sosyal demokratlar tarafından yönetilir ama aşırı sağda gözle görülür bir yükseliş var.
  • Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek "su zehirlenmesi" ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.
  • Bazı müzisyen ve aktörler aşırı istekli hayranlarını savuşturabilmek için güvenlik görevlisi işe alırlar.
  • Cuma akşamları, deniz aşırı ülkelerde eşleriyle birlikte çalışan bir grubumuz Chuck's Bar and Grill'de buluşurlar.
  • On iki yaşında İngilizce öğrenmeye başladım. O zaman dil öğrenmeye ilgim vardı ama öyle aşırı değildi. Şimdi İngilizce,Fransızca İspanyolca ve Portekizce konuşabiliyorum ve şimdi Latince öğrenme zamanı.
  • Erkekler ve kadınlar arasında arkadaşlık olamaz. Tutku, düşmanlık, aşk, aşırı sevgi olabilir ama dostluk asla.

Diğer dillerde Aşırı anlamı nedir?

İngilizce'de Aşırı ne demek? : adj. extreme, excessive, ultra, super, intense, exceeding, fulsome, acute, camp, crusted, deep, desperate, devilish, disproportionate, exaggerated, exorbitant, exquisite, extortionate, extravagant, fancy, ferocious, fond, heavy, like hell, hell of

adv. extremely, excessively, over, beyond, terribly, every other day, beastly, confoundedly, cruelly, damned, dead, desperately, devilish, filthily, hard, precious, shocking

n. hell

Fransızca'da Aşırı : excessif/ive, extravagant/e, débordé/e, démesuré, déréglé/e, désordonné/e, draconien/enne, exagére/e, fou/folle, immodéré/e, intempérant/e, outré/e

Almanca'da Aşırı : adj. exorbitant, extrem, extremistisch, exzessiv, übermäßig, überspannt, übertrieben, unbescheiden, zuckersüß

Rusça'da Aşırı : adj. излишний, чрезмерный, невероятный, непомерный

adv. излишне, чрезмерно, дьявольски

pref. сверх-