A bad lot türkçesi A bad lot nedir

  • Sağlam ayakkabı değil.
  • Beş para etmez kişi.
  • Kötü ve ahlaksız kimse (argo terim).
  • Serseri takımı.
  • İt kopuk.
  • Tembel.
  • Serseri.
  • İtin teki.
  • Uyumsuzlar grubu.

A bad lot ile ilgili cümleler

English: They aren't such a bad lot.
Turkish: Onlar sağlam ayakkabı değiller.

A bad lot ingilizcede ne demek, A bad lot nerede nasıl kullanılır?

A : Amperin simgesi. Belirli bir tür veya nitelikteki. La (müzik terimi). En yüksek not. Atom ağırlığı. Herhangi bir. Argonun simgesi. Miktar belirtir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. (herhangi) bir.

Bad : Kötülük. Batak. Berbat. Kötü. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Yetersiz çelgi. Kokuşmuş. Bozuk. Çürük.

Lot : Oyunun başlangıcında oyuncular arasında yarıalan seçimi ve başlama atışı hakkı için öncelik sağlayan eylem. Taksim etmek. Yazgı. Bir malın istek üzerine yapılan toplu ayrıntılarından her biri. Talih. Oyunun başlangıcında oyuncular arasında yarıalan seçimi ve başlama atışı ya da karşılama hakkı için öncelik sağlayan eylem. Parti. Parsel. Aynı koşullarda ve zamanda üretilen, ambalajı, ambalaj büyüklüğü, sınıfı, tipi, çeşidi ve boyu aynı olan ürün örnekleri veya ambalajları topluluğu. Borsada alınıp satılabilecek enaz miktarı tanımlamada kullanılan birim. bu birim, istanbul menkul değer borsasında 1.000 adet hisse senedinden oluşur. bir mal grubunun açık artırmada tek bir mal olarak teklif edilmesi.

 

A bad egg : Kendisine güvenilmeyen. Beş para etmez kişi. Beş para etmez kimse. Dürüst olmayan kişi. Değersiz kimse. İtin teki. Şerefsiz. Sözünde durmayan.

A bad hat : Ahlaksız tip. Yavşak.

Be a bad judge of : Anlamamak.

A bad mark : Kırık not. Zayıf not. Kötü not.

A bad woman : Kötü kadın.

A bad turn : Kötülük. Kötü muamele.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

İngilizce A bad lot Türkçe anlamı, A bad lot eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak A bad lot ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drifting : Sürüklenme. Göl deniz veya başkaca bir kütlesinin üzerinde sürüklenme. İpsiz sapsız. İpsiz. Akma. Art arda yerleşim yeri değiştirme. Akışa kapılma. Bir yerleşim yerinden diğerine peş peşe geçme.

Goldbrick : İşten kaçan kimse (askeri argo). Altından yapılmış gibi görünecek şekilde yapılan fakat değersiz olan tuğla. Kaytarıcı. İşten kaçmak. Kendi işini başkalarına bırakmak. İşini üstünkörü yapmak. Değerli görünen sahte bir şey. Tembel kimse. Değerli görünen ancak çok az değeri olan bir şey.

Dallier : Flört eden kimse. Okşayan kişi. Oyalanan kimse. Zaman öldüren kimse. Kur yapan kimse. Aylak.

Faineant : (fransızca) aylak kimse. Aptal kimse. İşten kaytaran. Aylak. Tembellik yapan.

Drones : Uzaktan kumandalı uçak. Vızıldamak. Asalak tip. Parazit. Tekdüze bir sesle aralıksız konuşmak. Tembellik etmek. Pes ses tonu. Erkek arı. Başkasının sırtından geçinmek.

 

Drone : Başkalarının sırtından geçinen kimse. Vızıltı. Erkek arı. Asalak tip. Uzaktan kumandalı uçak. Monoton bir sesle konuşan kimse. Başkasının sırtından geçinmek. Parazit. Asalak. Tembelce yaşamak.

Dronish : Uyuşuk. Miskin. Asalak gibi.

Drifters : Trol balıkçı teknesi. Avare. Başıboş. Akıntıya kapılmış gemi. Bir tür balıkçı teknesi. İpi kırık. Sapı silik. Aylak.

Asleep : Uyurken. Uyuşuk. Uyuyan. Uyumakta. Duygusuz. Uyuşmuş. Uykuda. Hissiz.

Dosser : Ucuz pansiyonda kalan kimse. Evsiz. Sırtta taşınan sepet. Nerede olsa yatan kimse. Küfe. Avare. Beleşçi tip.

A bad lot synonyms : goldbricks, dawdler, errant, do little, do nothing, dawdlers, dossers, bummer, vermin, idle, a bad egg, drifter, untrustworthy, adrift, easy going, dalliers, gold brick, down and out, bummers, idler, idle fellow, castaway, bone idle.