A priori türkçesi A priori nedir

  • Olası.
  • Öncüllerden sonuç olunan.
  • Olaydan önce.
  • Muhtemel.
  • Fizik, kimya olaylarını denemsel yollarla değil, ana ilke ve yasalardan, kesin matematiksel tümdengelimlerle bulmaya ilişkin.
  • Apriori.
  • Bilimsel düşünüşe aykırı olarak, deneyden önce ve ondan bağımsız olarak elde edildiği ve başlangıçtan beri bilinçte var olduğu savlanan bilginin bu niteliği.
  • Bir denemeye girişmeden us yolu ile ileri sürülen yargı.
  • Öncül.
  • Deneyden önce.
  • Hiç bir gözlem ve deneye dayanmayan. deney öncesi.
  • Önsel.
  • Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • A priyori.
  • Olay öncesi duruma dayalı analiz.

A priori ile ilgili cümleler

English: Tell Tom it's a priority.
Turkish: Tom'a bunun bir öncelik olduğunu söyle.

English: Tell them it's a priority.
Turkish: Onlara bunun bir öncelik olduğunu söyle.

English: Tell him it's a priority.
Turkish: Ona bunun bir öncelik olduğunu söyle.

A priori ingilizcede ne demek, A priori nerede nasıl kullanılır?

A : Atom ağırlığı. La (müzik terimi). İngiliz alfabesinin birinci harfi. Miktar belirtir. Argonun simgesi. Pek iyi. Bir. En yüksek not. (herhangi) bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf.

Priori : Önden gidenler.

A priori analysis : A priyori analiz. Öncül çözümleme.

A priori and a posteriori : Bir mesele nasıl veya hangi temeller üzerinde anlaşılır hale gelebilir (öncül ve soncul).

 

A priori distribution : Önsel dağılım.

A priori knowledge : A priyori bilgi. Gözlem ve deney dışında anlıksal çıkarsama yolu ile edinilen bilgi. doğuştan var olan bilgi. deney öncesi bilgi. Önsel bilgi.

A priori information : Öncül bilgi.

İngilizce A priori Türkçe anlamı, A priori eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak A priori ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In the cards : Oldu olacak. Hesapta olan. Eli kulağında.

Likelier : Uygun. Mümkün. Mantıklı. Daha uygun veya muhtemel. İnandırıcı.

Aptest : Çabuk kavrayan. Yetenekli. Yerinde. Kavrayışlı. Eğilimli. Yatkınlık. Mümkün. Yatkın. Zeki.

Eventual : En sonunda olan. Nihai. Er geç olan. Sonraki. En sonraki. Sonuç olarak. Sonunda olan. Son olarak.

Earthly : Akla yatkın. Mümkün. Maddi. Ayakları yere basan. Olabilecek. Dünyaya ait. Olanaklı. Dünyevi.

Likely : Uygun. İyi. Önemsiz. Büyük ihtimalle. Muhtemelen. Güzel. Be.galiba. İnanılır.

Earthlier : Dünyevi. Maddi. Akla yatkın.

In all likelihood : Büyük bir ihtimalle. Büyük bir olasılıkla. En iyi ihtimalle. Büyük olasılıkla. Neredeyse kesin. Çok mümkündür. Büyük ihtimalle.

Possible : Makul. İmkan dahilinde. Olabilir. Olanaklı. Olurlu. Akla yatkın. Olur. Mümkün.

Contingent : Belkili. Rastlantı. Olay. Olumsal. Tesadüfi. Türküm. Beklenmedik olay. Şans eseri olan. Saptanı.

A priori synonyms : liable, precessor, premised, premiss, exante, conceivable, calculated, premise, on the cards, antecedent, apriority, apriori, expectative, allowable, progenitor, feasible, conceivably, in all probability, apt, anaphora, progenitors, incidental, premisses, premising, contingently, earthliest, likeliest, in the air, estimated.