Accelerator türkçesi Accelerator nedir

  • İvdireç.
  • Uygun elektrik ya da mıknatıs alanları yardımıyla, yükünleşmiş temel parçacıkları, atomlar ve molekülleri yüksek hızlara çıkararak, çarpışmalarla yeni çekirdek tepkimeleri sağlayan aygıt.
  • İvmelendirici.
  • Hızlandıran.
  • Sempatik sinir.
  • İvdirici.
  • Herhangi bir organın çalışmasını veya kimyasal bir olayın hızını artıran ilaç veya madde.
  • Kauçuk vulkanizasyonu oranını hızlandıran bir madde.
  • Hızlandırıcı.
  • İvmeç.
  • Gaz pedalı.
  • Elektron, proton, döteron, alfa parçacığı gibi yüklü parçacıklara çok yüksek kinetik enerji aktaran düzenek.
  • Akseleratör.
  • Fizik, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Temel tanecikleri ya da çekinleri yüksek erkelere dek hızlandırmaya yarayan aygıt.
  • Yüklü öğeciksel parçacıkları çok yüksek hızlara çıkararak çekirdeksel etkileşimler oluşturan aygıt.
  • Proton ve nötron iyonları gibi yoğun taneciklere büyük kinetik enerji sağlayan cihaz.
  • Gaz.

Accelerator ile ilgili cümleler

English: Have you ever got in your car after a long absence and got the brake mixed up with the accelerator?
Turkish: Sen hiç uzun bir aradan sonra arabana bindin mi ve frenle gazı karıştırdın mı?

English: The Large Hadron Collider is the world's largest particle accelerator.
Turkish: Büyük Hadron Çarpıştırıcısı dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısıdır.

 

Accelerator ingilizcede ne demek, Accelerator nerede nasıl kullanılır?

Accelerator card : Hızlandırıcı kart.

Accelerator coefficient : Hızlandıran katsayısı. Yatırımların satış gelirlerinin bir fonksiyonu olduğu ve sermaye-hasıla katsayısının sabit varsayıldığı durumda, milli gelirde ortaya çıkan bir artışın yatırımları ne kadar artıracağını gösteren katsayı.

Accelerator globulin : Akseleratör globulin. Faktör v.

Accelerator key : Belirli işlemler yapmak için hızlı erişim sağlayan tuş dizisi. Kısayol tuşu. Hızlı erişim tuşu. İvmelendirme tuşu. Hızlandırıcı tuş. Hızlandırma tuşu.

Accelerator model : Hızlandıran modeli. Firmaların yapacakları yatırımı satış gelirleriyle ilişkilendiren yaklaşım. krş. hızlandıran ilkesi.

Dyeing accelerator : Boyama hızlandırıcı.

Graphic accelerator : Grafik hızlandırıcı.

Accelerator multiplier model : Hızlandıran çoğaltan modeli. Otonom harcamalarda meydana gelen bir değişmenin çoğaltan tarafından geliri, gelirin de hızlandıran ilkesiyle yatırımları etkilediği, diğer bir deyişle hızlandıran ilkesi ile çoğaltının karşılıklı ilişkilerini gösteren model.

Accelerator pedal : Motora giden yakıt-hava karışımının niceliğini denetlemeye yarayan elle çalışır kol. Motora yakıt-hava karışımı vermek için ayaklık. Yakıt kolu. Gaz pedalı. Gaz ayaklığı.

Ion accelerator : İyon hızlandırıcı.

İngilizce Accelerator Türkçe anlamı, Accelerator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accelerator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Gaseous : Boş. Gaz halinde bulunan. Hafif. Gaza ait. Gaz özelliğinde olan. Gaz şeklinde. Gazlı. Gaz gibi.

Machine : Kuvveti ya da devinimi bir noktadan ötekine aktaran ya da birinden ötekine dönüştüren her türlü aygıt. 2-erkeyi bir halden başka hale dönüştürerek yararlı biçimde kullanılmasını sağlayan aygıt. İşlerge. Makinede işlemek. Politika çarkı. Öndürmek. Makine ile yapmak veya şekil vermek. Araba. Makine. Bilgisayar, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Makineyle yapmak.

Valve : Biyoloji, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir akışkanın belirli bir yer, bölüm ya da noktadan geçiş niceliğini değiştirmeye yarayan gereç. Ünalgı lambası. Kapı kanadı. Kan veya bazı sıvı maddelerin bir yönde geçmesine izin veren, fakat geri dönmesini engelleyen herhangi bir yapı. valf. Radyo ışıtacı. Vana. Çenet. Supap. Genellikle bir boru içine ya da bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve bir geçiti denetlemeye yarayan gereç.

Airplane : Tayyare. Uçak. Teyyare.

Hastener : Hızlandıran kişi veya şey. Hareketlendirici.

Kerosene : Taşyağı. Saf vazelin. Gaz yağı. Parafin. Gazyağı. Mineral jöle. Petrol jölesi. Lamba petrolü.

Sympathetic : Diğerinden etkilenen. Aynı duyguları paylaşan. Ses titreşimi ile çıkan. Ortak. Sevimli. Sıcakkanlı. Başkalarının dertlerini paylaşan. Taraftar. Sempatik. Birinin duygularını anlayıp paylaşan.

Accelerant : Artıran. Pozitif katalizör. Kimyasal tepkime oluşumunu hızlandıran.

Anticipator : Öngören kimse. Uman kimse. Umut eden kimse. Bekleyen kimse.

Pedaled : Pedalla işletmek. Ayakçak. Bisiklete binmek. Ayaklık. Pedalla çalıştırmak. Pedal. Pedala basmak. Pedal çevirmek.

Accelerator synonyms : foot pedal, foot lever, gas pedal, hasteners, flatulence, pedaller, enhancer, bump start, gun, aero, automobile, plane, fuel gas, accelerator pedal, auto, acceleratory, throttle, gas, accelerating, aeros, car, speeders, cyclotrons, accelerative, sympathetic nerve, fumes, accelerators, aeroplane, fuel system, speeder, cyclotron, fume, gases.

Accelerator zıt anlamlı kelimeler, Accelerator kelime anlamı

Anticatalyst : Negatif katalizör. Karşıtezgen. Antikatalizör. Yavaşlatan. Kimyasal reaksiyonu yavaşlatan madde (kimya). Durduran.

Inhibitor : Geciktirici. Durdurucu. Önleyici. Bir kimyasal tepkimenin hızını yavaşlatmak ve kimi zaman da durdurmak için kullanılan kimyasal özdek. Gelişmeyi engelleyici. enzimle katalize edilen reaksiyonların hızını azaltan veya tamamen yok eden madde. Menetme. Bir faliyeti veya olayı kontrol eden veya önleyen madde, inhibitör. Tezgenin çalışmasını önleyerek, tepkime hızını azaltan katışkı. İnhibitör. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Accelerator ingilizce tanımı, definition of Accelerator

Accelerator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, accelerator nerves. One who, or that which, accelerates. Also as an adj.