Acele nedir, Acele ne demek

Acele; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Acele" ile ilgili cümle

  • "Acele, bir karar vermek ihtiyacındayım." - P. Safa
  • "Adam, acele adımlarla tekrar geri dönüyor, süratle merdivenlerden iniyor." - E. M. Karakurt

Yerel Türkçe anlamı:

Acele, çabuk

Acele anlamı, kısaca tanımı:

Acele etmek : Telaş etmek, sabırsızlanmak. çabuk davranmak, ivmek.

Acele ile menzil alınmaz : "ivmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Acele işe şeytan karışır : Düşünüp taşınmadan ivedi olarak yapılmış olan işten iyi sonuç alınamayacağını anlatan bir söz.

Acele yürüyen yolda kalır : "iş yaparken acele eden şaşırır, işini bitiremez" anlamında kullanılan bir söz.

Acelesi olmak : Hızlı hareket etme durumunda olmak.

Aceleye gelmek : Bir iş yapılırken zaman yetersizliğinden dolayı gereken önem verilememek.

Aceleye getirmek : Bir işi üstünkörü, özenmeden yapmak.

Acele posta : Özel ücreti olan ve alıcısına hızlı bir biçimde teslim edilen posta.

Aceleci : Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

 

Acelecilik : Aceleci olma durumu, ivecenlik.

Aceleleştirme : Çabuklaştırma.

Aceleleştirmek : Çabuklaştırmak.

İvedi : Acele. Acil. Acele olarak.

Vakit : Geçim, para bakımından elverişli durum. Çağ. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Belirlenmiş olan zaman.

Geçirme : Geçirmek işi.

Davranma : Davranmak işi.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Hızlı : Çabuk, seri, süratli. Çabucak. Güç kullanarak. Uçarı, çapkın, hovarda.

Çabuk : Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı.

Tez : Üniversitelerde öğrencilerin veya öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser. Çabuk olan, süratli. Sav. Süratli bir biçimde.

Aceleleşme : Aceleleşmek işi.

Aceleleşmek : Çabuklaşmak.

Aceleten : Çabucak.

Acele ile ilgili Cümleler

  • Böyle aceleyle nereye gidiyorsun? Bizim bol zamanımız var, bu nedenle güvenli bir şekilde sür.
  • Bir barış anlaşması üzerinde anlaşmak için İngiltere'nin hiç acelesi yoktu.
  • Kendimi Breaking Bad'in sonunun gülünç bir şekilde aceleye getirildiğini düşünmekten alıkoyamıyorum - yine de çok güzel bir dizi ama daha iyi olabilirdi.
  • Tom'un acelesi vardı bu yüzden kahvaltısını sadece yarısı yenmiş olarak bıraktı.
  • Seni acele ettirmek istemiyorum ama bir sonraki otobüsü yakalamaya çalışalım.
  • Acele etsen iyi olur, aksi takdirde hava kararmadan önce oraya varamayacaksın.
  • Ben insanım kızabilirim acele edebilirim banka sırasında beklemekten sıkılabilirim güzel bayanlarla arkadaş olmaktan hoşlanabilirim sizce burada yanlış olan nedir?
  • "Çok acelem var... açıklayamayacağım nedenlerden dolayı." cevapladı Dima kadını. 'Lütfen, bu kostümü denememe izin verin."
  • Üzgünüm, ama acele etmek zorundayım. Bunu detaylı açıklamak için vaktim yok.
  • Tom, yüzünde tatsız bir ifade, onların kapılardan acele ile girişini izledi.
 

Diğer dillerde Acele anlamı nedir?

İngilizce'de Acele ne demek? : adj. hasty, urgent, hurried, pressing

adv. hastily, hurriedly, in haste, in a hurry, hotfoot

n. hurry, haste, rush, precipitancy, urgency, precipitance

Fransızca'da Acele : au trop, précipité/e, urgent/e

Almanca'da Acele : n. Eile, Hast, Schusseligkeit, Übereilung, Überstürzung

adj. dringend, eilig, express, hastig

Rusça'da Acele : n. срочность (F), поспешность (F), спешка (F), экстренность (F), торопливость (F)

adj. срочный, неотложный, безотлагательный, поспешный, торопливый, нетерпеливый