Adım nedir, Adım ne demek

  • Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri.
  • Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.
  • Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi.
  • Girişim, hamle.
  • Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe.
  • Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol
  • İki diş arasındaki aralık.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Dans adımı.

Edebi terim anlamı:

Nazımda taylamın dayandığı hece birliklerine verilen ad, ki Türk ölçüsünde durakla ayrılan hece öbeklerinden, aruzda fâilâtün mefâilün feilün gibi cüzülerden, eski Yunan ölçüsünde kimi uzun, kimi kısa olmak üzere ikiden dörde kadar heceden ibaret olan parçalardan her birini, Fransız ölçüsünde ise bir heceyi anlatır.

Bilimsel terim anlamı:

Ayakta temel duruştan, bir ayağın, türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değiştirmesi.

Batı yazınında, bir koşukta iki hecelik birimlerin her biri.

İngilizce'de Adım ne demek? Adım ingilizcesi nedir?:

step

Fransızca'da Adım ne demek?:

pas, pied

Osmanlıca Adım ne demek? Adım Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

cüzü

Adım tanımı, anlamı:

Adım atmak : Bir işe ilk kez girişmek. yürümek için ayağını öne doğru uzatıp basmak.

 

Adım atmamak : Gitmemek, uğramamak.

Adımını attırmamak : Rahat davranmasını engellemek amacıyla sürekli olarak denetim altında bulundurmak. bir yere girmesine engel olmak.

Adımını geri atmak : Başladığı bir işten geri dönmek.

Adımlarını açmak : Yürürken hızlanmak.

Adımlarını seyrekleştirmek : Hızlı yürürken yavaşlamak.

Adımlarını sıklaştırmak : Daha küçük ve çabuk adımlar atarak hızlı yürümek, ivmek, acele etmek.

Adım adım : Yavaş yavaş.

Adımbaşı : Birbirine yakın yerlerde, sık aralıklarla.

Adım cümlesi : Halk oyunundaki zayıf veya güçlü hareketler ile figürlerin birleşimi.

Adımsayar : Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

Adi adım : Adımda uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapılmış olan bir yürüyüş türü.

Hırsız adım : Ağır ve sessizce yürüme biçimi.

İlk adım : Başlangıç.

Koşar adım : Hızlı adımlarla, koşarcasına. Toplu jimnastikte yapılmış olan hafif tempolu koşu.

Paytak adım : İki yana sallanarak yürüme.

Uygun adım : Birbirine uyan adım atarak. Adım atışta birliği gerektiren, grup olarak yapılmış olan bir yürüyüş türü.

Üç adım : Üç adım atlama.

Kaz adımı : Dizi kırmaksızın ve ayağı sert bir biçimde yere basarak yürüme biçimi.

Adım adım gezmek : Her tarafı dolaşıp görmek.

Adım adım izlemek : Zaman içinde aşama aşama izlemek. gizlice takip etmek. bir işi yaparken daha önceki deneyimleri ve kuralları kullanmak.

Adımlama : Adımlamak işi.

Adımlamak : Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.

 

Adımlık : Adım uzunluğunda olan.

At adımına göre değil adamına göre yürür : "atın yürüyüşü binicisinin yönetimine bağlı olduğu gibi bir işin gidişi de iş başındakinin bilgisine ve çabasına bağlıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Dev adımlarla ilerlemek : Çok çabuk ilerlemek, üst üste başarılar göstermek.

Üç adım atlama : Gelişme koşusunun verdiği hızla tek ayak üzerinde sıçrayıp aynı ayak üzerine düştükten sonra dingin bacakla bir adım atarak yine bu bacakla üçüncü sıçramayı yapmak kuralına bağlı olarak vücudu yerden koparıp üç sıçrama ile uzağa kondurma, üç adım. Üç adımda en uzağa atlamak amacıyla yarışılan atletizm dalı, üç adım.

Yürümek : Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek. Faiz, hesap edilmek, işlemek. Yol almak. Geçmek, ilerlemek, değişmek. Bir işte ileri gitmek. Ölmek. Adım atarak ilerlemek, gitmek. Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek. Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Yayan gezmek, yayan gitmek.

Ayak : Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Halk edebiyatında uyak. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Bacak. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Vücudun belden aşağı bölümü. Göl ayağı. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Basamak.

Atış : Atma işi. Kalp veya nabzın vuruşu, çarpışı.

Yaklaşık : Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, takribî.

Santimetre : Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi, santim (cm).

Mesafe : İlişkilerde çok içten olmama durumu, resmiyet. Uzaklık. Ara, aralık, uzaklık.

Girişim : Bir işe girişme, teşebbüs. İki veya daha çok dalga hareketinin, aynı noktaya aynı anda gelmesiyle birbirini yok edebilmesi veya kuvvetlendirebilmesi olayı.

Hamle : Atak. Satrançta ve damada taş sürme işi. İleri atılma, atılım, saldırış, savlet.

İki : Birden bir artık. Birden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı.

Diş : Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Yabancı ülkelerle ilgili. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.

Aralık : Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Uygun, elverişli durum, fırsat. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Yarı açık, tam kapanmamış. Ara. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. Tuvalet. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas.

Adım duruşu : Vücudun, öne adım alarak ayakta bulunduğu durum.

Adım işlevi : Yalnızca sonlu sayıda değişik değerler alabilen işlev. Anlamdaş. yalınç işlev.

Adım kalgımak : Adım atmaya yeltenmek, ayağa kalkmaya çalışmak.

Adım kaydırma : Genellikle sıçrama ve atlamalardan önce beşinci duruşla başlar. Bir ayak açık olarak kaydırılır ve geriye alınır; sonra öteki ayak kapalı olarak kaydırılır. Dirsekler hafifçe bükük, yarı parmak ucu ile hafifçe yükselinir.

Adım sayıcı : İneklerde östrüs ve ayak hastalıkları gibi durumları belirlemede kullanılan, belli bir zamanda hayvanın adım sayısını belirleyen ayak veya boyna takılan aygıt.

Adım sekitmek : Durduğu yerden sıçrayıp uzaklaşmaya kalkışmak. Durduğu yerden sıçrayıp uzaklaşmasına meydan vermek.

Adım sektirmemek : Kaçırmamak.

Adım uzunluğu : Yürüyüşte, iki uzun adım arasındaki açıklık. İ.A.A.F yönetmeliğine göre bu uzunluk 2.30 cm. dir.

Adım yerde : Adım basma.

Adıma vurmak : Bir yeri adımlıyarak ölçmek.

Adım ile ilgili Cümleler

  • Sen ne kadar organize edersen et benden hiçbir zaman bir adım bile önde olamadınız değil mi?
  • Onların birkaç adım arkasında bir meşale ile aydınlanmış başka bir grup insan geldi.
  • Tabii ki, ben Japonya'da iken Çin hakkında ders kitaplarından öğrendim, ama benim kendi adıma Çin'de gördüğüm bu ders kitaplarında anlatıldığından tamamen farklıdır.
  • Kalbini en ufak kırdığım varsa benim lütfen özür dileyin benim adıma isteğim budur.
  • Özensiz görünmeye çalışmıyorum asla, ama itiraf etmeliyim ki, istemeden yaptığım yazım hatalarıyla adım çıkmıştır.
  • Jale lisede beni sevmekten vazgeçince kendi adıma kendimi mutlu etmek adına yapmak istediğim neydi bilmiyordum.
  • "Merhaba, Bay ve Bayan Müller! Adım Tom. Ben bir Marslıyım." "Oo, hoşgeldin, Tom! İçeri gir ve bir fincan çay için bize katıl!"
  • Dünkü şiddetli kar yağışından dolayı, yer çok kaygandı. Dışarıya adım atar atmaz kaydım ve kıçımın üstüne düştüm.
  • Mustafa Kemal Atatürk siyasi şartlar gerektirdiğinde bir sonraki adımı düşündüğünden yalan söylediği zamanlar olmuştur.
  • Sen satranç oynarken hamlelerini uzun süre planlarsın, ben yine de senden bir adım önde olurum.

Diğer dillerde Adım anlamı nedir?

İngilizce'de Adım ne demek? : n. step, footstep; pace, tempo

Fransızca'da Adım : pas [le]

Almanca'da Adım : n. Schritt, Tritt

Rusça'da Adım : n. шаг (M), стопа (F), поступок (M), па (N)