Adjective türkçesi Adjective nedir

  • Bir özne, konu ya da nesneyi niteleyen ve değerleme ölçeklerinde ölçüm sürekliliği üzerindeki çeşitli kesim noktalarını göstermeye yarayan sözcük.
  • Tabi.
  • Sıfat gibi kullanılan.
  • Önad.
  • Sıfat.
  • Sabitleştiricili.
  • Bağlı.
  • Yüklenç.
  • Nitem.
  • Biçimsel.

Adjective ile ilgili cümleler

English: You have to put an adjective after "不够."
Turkish: "不够" 'den sonra bir sıfat koymak zorundasın.

English: Don't forget that the adjective must agree with its noun.
Turkish: Sıfatın ismiyle uyuşmak zorunda olduğunu unutma.

English: Nouns, pronouns, verbs, adjectives, adverbs, articles, prepositions, conjunctions, and interjections are the parts of speech in English.
Turkish: İsimler, zamirler, fiiller, sıfatlar, zarflar, makaleler, edatlar, bağlaçlar, ve ünlemler İngilizcede konuşma parçalarıdır.

English: In English there are eight main parts of speech: noun, verb, adjective, adverb, pronoun, preposition, conjunction and finally interjection.
Turkish: İngilizcede dilin sekiz ana bölümü vardır:isim,fiil,sıfat,zarf,zamir,edat,bağlaç ve son olarak ünlem.

English: In Esperanto an adjective ends in "a." The plural is formed by adding "j."
Turkish: Esperanto'da bir sıfat "a" ile biter. Çoğul ise "j" eklenerek oluşturulur.

Adjective ingilizcede ne demek, Adjective nerede nasıl kullanılır?

 

Adjective law : Şekil hukuku. Usul hukuku. Şekli hukuk.

Attributive adjective : Bir koşaç fiilinden sonra değil ama bir isimden önce kullanılan sıfat (gramer). Niteleme sıfatı.

Compound adjective : (gramer) iki bölümden oluşan ve genellikle tire ile yazılan sıfat (örneğin : never-ending, worn-out). Sıfat tamlaması. Birleşik sıfat. Bileşik sıfat. Birden çok kelimenin kendi anlamlarını koruyarak veya değiştirerek tek bir anlam oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle oluşan sıfat: boşboğaz (kadın), ağırbaşlı (davranış), kalın kafalı (koca), tezcanlı (adam), birtakım (işler), birçok (kimse), cingöz (çocuk), başıboş (hayvan) eli açık (kimse), beyaz tenli (kız), güler yüzlü (genç), cana yakın (çocuk) vb.

Demonstrative adjective : İşaret sıfatları. Somut ve soyut varlıklarla türlü nesne ve kavramları yer, zaman ve tasavvurda uzaklığına göre işaret ederek belirten, sıfatlar: bu, şu, o: bu zevahir alemindeki her fiilimiz o ulvi sarhoşluğu bozmadan başka bir şeye yaramadı (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 15). şimdi bu geceler üstünden boğaz'ın çabuk akan suları kadar çok zamanlar geçti (a. ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 226). bari, şu hastalık olmasaydı (a. h. tanpınar, huzur, s. 18). bu ümidin ne kadar zayıf olduğunu size bir kelime ile söyliyeyim (a. h. tanpınar, göst.e. s. 337). bu şiirler, bizim gençliğimizin lezzeti ve zerafeti olmuştu. o zaman haşim'in musikisine denilebilir ki, kimse erişememişti (a. ş. hisar, ahmet haşim-yahya kemal'e veda, s. 118). şu memlekette bilhassa "benimdir"in manasını yeniden öğretmeye lüzum vardı (a. n. asya ayın aynasında, s. 10). bu kan kokusu, bu vuruş kırış, bu öç, bu zulüm nedir, deme (s. ayverdi, yusufcuk, s. 120) vb. bk. sıfat. Gösterme sıfatı. İşaret sıfatı.

 

Determinative adjective : Belirtme sıfatı. Adları işaret, soru, belirsizlik ve sayı bakımından belirten sıfat: bu yaz, şu ağaç, kaç gün, hangi çocuk, kaçar kişi, kaçıncı defa, bir akşam, bütün gün, kimi zaman, her yıl, üç çocuk, sekiz hafta, birinci dönem, birer portakal, ikişer elma, ikili anlaşma, yedili şamdan vb.

Adjectives : Sıfatlar. Önad. Sıfat.

Ordinal numeral adjective : Varlıkların sırasını veya derecesini bildirmek üzere sayı adlarından +(ı)ncı/+(u)ncu ekiyle genişletilerek sıra kavramı bilriren sayılar: ikinci, altıncı, yedinci, onuncu, üçüncü vb. Sıra sayı sıfatı. Sıra sayıları.

Qualificative adjective : Varlıkları durum, biçim, renk vb. bakımlardan niteleyen sıfat: sonra türk kumandanının daha toz konmamış olan yumuşak ve geniş koltuğuna yerleşti. (ö. seyfettin, beyaz lale, s. 150). uzun ve uzak gurbetlerde zannedildiğinden çok fazla kaybeder; ilk kazançlarının değeri düşer (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi: türk şiirinde büyük ürperme, s. 293). çöl gecesinin soğuk karanlığı içinde dizi dizi ampul ışıklarına doğru yaklaşıyoruz (f. r. atay, gezerek gördüklerim: dicle üstünde bağdat, s. 69). bu seste insanı küçük hesaplardan, hırslardan… ve dertlerden utandıran bir şeyler vardı (t. buğra, dönemeçte, s. 5). hasta evvela, muğlak ve meçhul, gizli ve karışık düşüncelerin baskısı altında kısılmız zekakısının hayreti bir şey anlatmak istiyor, fakat kendi de anlatamıyordu (p.safa, şimşek, s. 229). burada büyük millet asil ve mağdur çehresiyle bakıyor, ıslak gözleriyle yardım istiyor zannediyorum ve bu beni evvelkinden daha derin ürpermelerle sarsıyor, sarsıyor (r. n. güntekin, acımak, s. 48) vb. Nitelik sıfatı. Niteleme sıfatı.

Adjectively : Sıfat halinde. Sıfat gibi.

Qualitative adjective : Niteleme sıfatı.

İngilizce Adjective Türkçe anlamı, Adjective eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Adjective ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Subordinated : Madun. Desteklemek. Bağlamak. Emrine vermek.

Morphological : Biçimbilgisel. Morfolojik. Biçimbilimsel. Morfolojik özellikler.

Consequent : İzleyen. Uyumlu. Netice. Konsekan. Sonucu olan. Birbirini izleyen. Tutarlı. Yan cümle. İstintaç.

Characters : Özellik. Huy. Ahlak. Bonservis. İsim. El yazısı. Harf türü. Karakteristik yapı. İşaret.

Formal : Formel. Şekli. Geleneklere göre. Şekilsel. Şekle ait. Resmi. Samimiyetsiz. Düzgün. Usule uygun.

Superlative degree : Üstünlük derecesi (dilbilgisi terimi). En üstünlük derecesi. Enüstünlük. Enüstünlük derecesi (sıfat). Enüstünlük derecesi.

Sure : Kesinlikle. Elbette. Muhakkak. Olumlu. Tabii. Sabit. Soruşturmak. Güvenilir. Emin. Mutlaka.

Stylistic : Anlatım bilimi. Biçemsel. Biçeme ilişkin. Dilde anlatım ile düşünce arasındaki bağlantı ilişkilerini ele alan; kişilerin, şairlerin ve yazarların dilini anlatım açısından işleyen bilim dalı. Üslupla ilgili. Üsluba ilişkin.

Positive : Pozitif resim. Kati şey. Olumlu. Pozitif görüntü elde etmekte kullanılan boş film. bu yolda basım aygıtında kullanılmış ancak henüz işlemelikte işlenmemiş dolu film. işlemelikte işlenerek pozitif görüntüleri belirmiş film. pozitif görüntü. (genellikle) doğadakinin aynı renk tonunda görüntü veren duyarkatları ve bu görüntüleri anlatır. Pozitif görüntü. Olumlu derece. Artı. Kesin şey. Vazıh. Kuşkusuz.

Under the influence of : -in etkisi altında. Maruz kalan. Etkisi altında.

Adjective synonyms : classifying adjective, qualifying adjective, descriptive adjective, relational adjective, major form class, comparative, anastomotic, figural, subject to, attributions, capacities, appendant, amenable, adhered, ancillary, adhesive, attribution, comparative degree, anchored, adjektive, ensuant, determinants, subject, pro forma, modifier, appurtenant, associated with, surely, attributives, adj, certainly, positive degree, appertaining.

Adjective zıt anlamlı kelimeler, Adjective kelime anlamı

Substantive : Substantif. Önemli. Direkt. Ad. Dayanıklı. Maddenin aslına ait. Müstakil. (boya) direkt. Bağımsız.

Adjective ingilizce tanımı, definition of Adjective

Adjective kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To form or change into an adjective. As, an adjective word or sentence. Added to a substantive as an attribute. Of the nature of an adjunct. A word used with a noun, or substantive, to express a quality of the thing named, or something attributed to it, or to limit or define it, or to specify or describe a thing, as distinct from something else. Thus, in phrase, "a wise ruler," wise is the adjective, expressing a property of ruler. To make an adjective of.