Akıl nedir, Akıl ne demek

Akıl; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Akıl" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hâlâ aklımda o tufan yağmuru." - C. S. Tarancı
  • "Bu aklı size kim verdi."
  • "Şimdiki aklım olsaydı bu dükkânın yerine aç bir kahve!" - A. K. Tecer

Akıl hakkında bilgiler

Akıl (Arapça: عقل) ya da us, felsefede kavram oluşturma ve bunlara göre hükmetme kapasitesidir. Bugün Batı'da bu kavramı, büyük ölçüde aklı anlayışla yüzleştiren, ancak algılamadan ayıran Alman filozofu Immanuel Kant'ın etkisindedir.

Akıl ile ilgili Cümleler

  • Otomatik kapılar şimdiki durumundan daha akıllıca kontrol edilebilmektedir.Yakın zamanda geliştirilmiş kontrol sistemi sadece birisi kapıya gerçekten yaklaştığı zaman kapıyı açar.Eğer biri sadece kapının önünde duruyorsa ya da önünden geçiyorsa kapı kapalı kalacaktır.
  • Tüm insanlar özgür, değer ve hak bakımından eşit olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik düşünceleriyle davranmalıdırlar.
  • Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.
  • Ya aptallar gibi dünya yeni bir savaşa gidecek ya da akıllı olup doğru düzgün bu sorunu çözeceğiz.
  • Cümleler kelimelere içerik getirir. Cümlelerin kişilikleri vardır. Onlar komik, akıllı, aptal, anlayışlı, dokunaklı, incitici olabilirler.
  • Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve kardeşlik ruhu içinde birbirlerine karşı hareket etmelidirler.
  • Her yılın olduğu gibi, bu yılın da sonuna gelmiş bulunmaktayız. İçerisinde bulunduğumuz aralık ayının bitmesine müteakip farklı bir sene başlayacak ve biz, kocaman bir yılı geride bırakmış olacağız. İşte bu sebepler, hem bir hüzün hem de bir sevinç kaynağı olarak görülebilmektedir. Dolayısı ile de farklı gruplar, yılbaşını kutlamak istemektedirler. Bu, onların en tabii hakkı olduğu gibi yılbaşında hediyeleşmek de bir o kadar önemli bir müessese hâline gelmiştir. Ancak bu noktada da bireylerin akıllarına takıla en büyük soru, yılbaşı için alınabilecek hediyeler konusudur. Çünkü insanlar, sevdiklerine bu senede bir olan etkinlik için en güzel ve ideal hediye tercihini yapmak istemektedirler. Bundan dolayı kafaları karışmakta ve bir sürü hediye seçeneği arasında kaybolmaktadırlar. Biz, www.birdunyakravat.com ailesi olarak, size en uygun kravat modelleri ve çeşitlerini sunmaktan mutluluk duymaktayız.
  • Akıllı olmak her şeyi bilmek değil, bileni bulabilmektir. Nasıl ki hastanın da aklı kendi sahibini tedavi edemiyor ama onu alıp bir doktora kadar götürüyor.Tedavi etmek doktorun işidir,ama her hasta doktorun yolunu bulmayı da beceremez. O halde sen doktor değilsen de doktorunu bulacak kadar bir akıllılık göster.
  • İyi güzel kimsenin arkasından kötü konuşma diyorsun bana akıl veriyorsun peki ya bu çocuklar neden arkamdan konuştu?
  • O çok yanlış cümleler kullandı hanginiz ona akıl veriyorsa etnisiteyi vurgulamak hiçbir zaman iyi değildir.
 

Akıl tanımı, anlamı:

 

Akıl akıldan üstündür : "bir kimsenin aklına gelmeyen bir çare, başka birinin aklına gelebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Akıl almak : Danışmak, görüş almak.

Akıl alır gibi değil : "akla uygun değil, doğru değil" anlamında kullanılan bir söz.

Akıl almamak : İnanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek.

Akıl bırakmamak : Kafa karıştırmak.

Akıl danışmak : Bir konuda birinin görüşünü sormak.

Akıl durdurmak : Bir şey çok şaşırtıcı olmak, insanı şaşırtmak.

Akıl erdirememek : Kabul edememek. ne olduğunu anlayamamak, sırrını çözememek.

Akıl erdirmek : Ne olduğunu anlamak, sırrını çözmek.

Akıl ermek : Anlamak, çözmek.

Akıl etmek : Herhangi bir önlem veya çareyi zamanında düşünmek.

Akıl havsala almamak : Akla mantığa sığmamak.

Akıl için yol birdir : "doğruyu bulmak için aklın izleyeceği bir tek yol vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Akıl işi değil : "akla uygun değil, doğru değil" anlamında kullanılan bir söz.

Akıl kişiye sermayedir : "bir kimsenin giriştiği işlerde en büyük yardımcısı aklıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Akıl öğretmek : Birine nasıl davranacağını göstermek, yol göstermek, akıl vermek.

Akıl para ile satılmaz : "delice iş yapan zenginler bulunduğu gibi akıllıca iş yapan fakirler de vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Akıl sır ermemek : Bir işin niteliğini, gizli yönlerini anlayamamak.

Akıl terelelli : Pek delişmen, kendisinden ciddi bir düşünce, davranış beklenmeyen kimseler için kullanılan bir söz.

Akıl vermek : Akıl öğretmek.

Akıl yaşta değil baştadır : "akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Akıl yürütmek : Herhangi bir konuda fikir vermek. tahminde bulunmak.

Akılda kalmak : Akılda yer etmek, unutulmamak.

Akılda tutmak : Unutmamak.

Akıldan çıkarmak : Unutmak. düşünmemek.

Akıldan çıkmak : Unutulmak.

Akla durgunluk vermek : Hayranlık uyandırmak.

Akla fenalık vermek : Çok şaşırtmak, çıldırtmak, zıvanadan çıkarmak.

Akla gelmek : Hatırlamak.

Akla gelmemek : Hatırlanamamak. olabileceğini düşünmemek.

Akla gelmeyen başa gelir : "insan ummadığı, düşünmediği şeylerle karşılaşabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Akla hayale gelmemek : İnanılmamak.

Akla sığar gibi : Aklın kabul edebileceği bir biçimde, makul.

Akla sığmamak : İnanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek.

Aklı almamak : Uygun bulmamak. bir şeyin olabileceğine inanmamak. biri bir şeyi anlayamamak, kavrayamamak.

Aklı başa yaş getirir : "deneyim, yıllar içerisinde elde edilir" anlamında kullanılan bir söz.

Aklı başına gelmek : Davranışlarının yanlışlığını sezerek doğru yolu bulmak. ayılmak, kendine gelmek.

Aklı başından gitmek : Çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Aklı başka yerde olmak : Başka şeyler düşünmek.

Aklı bir karış yukarıda olmak : Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünemez durumda olmak.

Aklı bir yerde olmak : Bir iş yaparken başka bir şey düşünmek.

Aklı bokuna karışmak : Korkudan şaşırıp ne yapacağını bilememek.

Aklı çıkmak : Sonucun kötü olacağını düşünerek korkuya kapılmak.

Aklı dağılmak : Düşünceyi belli bir konu, sorun üzerinde toplayamamak.

Aklı durmak : Düşünemez bir duruma gelmek, şaşırmak.

Aklı ermek : Akılca olgunlaşmak. anlayabilmek.

Aklı fikri bir şeyde olmak : Düşüncesini bir konuda yoğunlaştırmak.

Aklı gitmek : Çok beğenmek, bayılmak. şaşırmak, korkmak.

Aklı kalmak : Beğendiği bir şeyi düşünmekten kendini alamamak.

Aklı karışmak : Ne yapacağını bilememek, şaşırmak, bocalamak.

Aklı kesmek : Bir şeyin olabileceğine inanmak. anlamak, idrak etmek.

Aklı kesmemek : Anlayamamak, idrak edememek. sonucu tahmin edememek.

Aklı sonradan gelmek : Bir şeyi sonradan hatırlayarak yapmak. verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp vazgeçmek.

Aklı takılmak : Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak.

Aklı yatmak : Anlamaya başlamak, olacağına inanmak.

Aklı zıvanadan çıkmak : Delirmek, aklını oynatmak.

Aklıma gelen başıma geldi : "olmasından korktuğum şey oldu" anlamında kullanılan bir söz.

Aklın süzgecinden geçirmek : Etraflıca düşünmek, çok iyi muhakeme etmek.

Aklın yolu birdir : "iyi düşünüldüğünde ayrı ayrı kimselerce varılacak sonuç hep aynıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Aklına bir şey gelmek : Hatırlamak.

Aklına bir şey gelmesin : "şüphelenme, aklına kötü bir şey getirme" anlamında kullanılan bir söz.

Aklına düşmek : Hatırlamak. kafasında bir düşünce doğmak.

Aklına esmek : Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.

Aklına geleni söylemek : Rastgele konuşmak.

Aklına geleni yapmak : Her istediğini önünü sonunu düşünmeden yapmak.

Aklına gelmek : Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak. hatırlamak, anımsamak.

Aklına getirmek : Olabileceğini düşünmek. hatırlatmak. hatırlamak.

Aklına koymak : Çok istemek. bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek. bir kimse birine, bir şey telkin etmek.

Aklına mukayyet olmak : Aklını başına toplamak.

Aklına sığdırmak : Bir şeyin olabileceğine inanmak, aklı almak.

Aklına sığmamak : Anlayamamak, kavrayamamak. olabileceğine inanmamak.

Aklına şaşayım : Akıllıca olmayan bir davranış karşısında "bu akıllıca bir davranış değil" anlamında kullanılan bir söz.

Aklına takmak : Sürekli olarak bir şeyi düşünmek, bir düşünceye saplanıp kalmak.

Aklına turp sıkayım : Aklına şaşayım.

Aklına tüküreyim : Yapılan bir işin veya söylenen sözün beğenilmediğini belirtmek için kullanılan bir söz.

Aklına uymak : Başka birinin düşüncesine göre iş yapmak, davranmak.

Aklına yatmak : Doğru olduğunu kabul etmek.

Aklına yelken etmek : Düşüncesizce davranmak veya aklına geleni hemen yapmak.

Aklında kalmak : Hatırlamak. unutmamak.

Aklında olsun : "unutma!" anlamında kullanılan bir söz.

Aklında tutmak : Unutmamak. bellemek.

Aklından çıkarmamak : Sürekli hatırlamak, unutmamak.

Aklından çıkmak : Unutmak.

Aklından geçirmek : Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak.

Aklından geçmek : Düşünmek.

Aklından zoru olmak : Akla sığmayacak işler yapmak.

Aklını başına almak : Akılsızca davranışlarda bulunmaktan kendini kurtarmak.

Aklını başından almak : Bir şey birini düşünemeyecek bir duruma getirmek, çok şaşırtmak.

Aklını başka yere vermek : Konuşulan konudan başka bir şey düşünür olmak.

Aklını bozmak : Bir şey üzerine çok düşerek hep onunla uğraşıp durmak.

Aklını çalmak : İlgisini aşırı derecede çekmek.

Aklını çelmek : Ayartmak, baştan çıkarmak. niyetinden, kararından caydırmak.

Aklını devşirmek : Aklı başına gelmek.

Aklını kaçırmak : Gereksiz, yersiz iş yapmak. delirmek.

Aklını karıştırmak : Birini ne yapacağını bilemez duruma getirmek, şaşırtmak, bocalatmak.

Aklını kullanmak : İyice düşünüp taşınarak hareket etmek.

Aklını oynatmak : Çıldırmak.

Aklını peynir ekmekle yemek : Akılsızca ve düşüncesizce davranışta bulunmak.

Aklını şaşırmak : Yerinde olmayan bir iş yapmak, yersiz düşünmek.

Aklını takmak : Aklına takmak.

Aklını yormak : Hatırlamaya çalışmak, zihnini zorlamak.

Aklının ayarını bozmak : Doğru düşünemez, davranamaz duruma gelmek.

Aklının bir köşesine yazmak : İleride hatırlamak üzere belleğine almak.

Aklının köşesinden geçmemek : Hiçbir zaman düşünmemek.

Aklının terazisi bozulmak : Akıllıca olmayan davranışlarda bulunacak bir duruma düşmek.

Aklının ucundan bile geçirmemek : Hiçbir şekilde düşünmemek.

Aklınla bin yaşa : Herhangi bir sorun karşısında hemen çözüm üreten kişiye bu özelliğinin beğenildiğini belirtmek için kullanılan bir söz.

Akılalmaz : İnanılacak gibi olmayan, inanılmaz.

Akıl defteri : Hatırlanıp yapılması gereken şeylerin yazıldığı küçük defter, not defteri, ajanda.

Akıl dışı : Us dışı. Akla, gerçeğe, uygun olmayan.

Akıl dişi : Us dışı. Akla, gerçeğe, uygun olmayan.

Akıl doktoru : Psikiyatr.

Akıl hastanesi : Akıl hastalarının tedavi edildiği hastane.

Akıl hastası : Akıl hastalığına tutulmuş kişi.

Akıl hocası : Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse, akıl kethüdası. Birine yol gösterip akıl öğreten kimse.

Akıl karı : Akla uygun olan, akla yatkın olan.

Akıl kethüdası : Akıl hocası.

Akıl kumkuması : Çokbilmiş kimse.

Akıl kutusu : Çok akıllı, zeki kimse.

Akıl küpü : Çok akıllı.

Akıl zayıflığı : Deliliğe kadar varmayan akıl bozukluğu.

Akıldan yoksun : Aklını gereği gibi kullanamayan.

Akıllara seza : Akla zarar.

Akıllara şifa : Akla zarar.

Akıllara zarar : Akla zarar.

Akıllara ziyan : Akla zarar.

Koyma akıl : Denenmemiş, etkisi kısa süren, o an için ortaya atılmış bir öğüt türü.

Oyma akıl : Yer etmiş, uzun deneyimler sonunda kabul görmüş nasihat.

Akla yakın : Aklın benimseyebileceği, aklın kabul edebileceği nitelikte olan.

Akla yatkın : Uygun, akıllıca, makul.

Akla zarar : Karşılaşılan olumsuz durum üzerine hayret ve şaşkınlık bildiren bir söz, akla ziyan, akıllara seza, akıllara şifa, akıllara zarar, akıllara ziyan.

Akla ziyan : Şaşırtan. Akla zarar.

Aklı başında : Doğru dürüst, kusursuz, akıllı başlı. Sürekli akıllı davranan.

Aklıevvel : Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.

Aklı kıt : Budala, saf.

Aklıselim : Sağduyu. Sağduyu sahibi olan.

Aklı sıra : Aklınca.

Aklı tam ayar : Akıllı.

Aklı yetik : Bilgili.

Akıl akıl gel çengele takıl : Bir sorunun nasıl çözümleneceğini düşünememe durumunda söylenen bir söz.

Akıl dışıcılık : Us dışıcılık.

Akıl hastalığı : Düşünme, anlama, kavrama, karar verme, önlem alma vb. yeteneklerdeki eksiklik, ruh hastalığı.

Akıl hocalığı : Akıl hocası olma durumu.

Akıl hocalığı taslamak : Bir işte doğruyu, iyi olanı gösterdiğini sanmak.

Akıl hocalığı yapmak : Bir işte doğruyu, iyi olanı göstermek.

Akıl karı olmamak : Akıllı bir kişinin yapacağı iş olmamak.

Akıl var izan var : "herhangi bir şey bilgiye ve mantığa dayalı olarak yapılmalıdır" anlamında kullanılan bir söz. "her şey ortada" anlamında kullanılan bir söz.

Akılcı : Akılcılıktan yana olan, usçu, rasyonalist (kimse). Akılcılıkla ilgili.

Akılcılık : Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm.

Akıllandırma : Akıllandırmak işi.

Akıllandırmak : Aklını kullanmasını sağlamak, aklını başına getirmek.

Akıllanma : Akıllanmak durumu.

Akıllanmak : Karşılaşılan olayların sonuçlarından yararlanarak davranmak. Uslanmak.

Akılları pazara çıkarmışlar herkes yine kendi akılını almış : "insan kendi aklını başkasınınkinden üstün görür" anlamında kullanılan bir söz.

Akıllı : Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz. Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen.

Akıllı başlı : Aklı başında.

Akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu everir : "kendilerini akıllı sananlar çok kez akılsız diye tanınanlardan daha az başarı gösterir" anlamında kullanılan bir söz.

Akıllı geçinmek : Kendini çok akıllı sanmak.

Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer : "atak kişi tehlikeyi göze alarak işe girişir ve çabuk sonuç alır" anlamında kullanılan bir söz.

Akıllı olmak : Gerçeklere uygun davranmak.

Akıllı uslu : Akıllı olarak, yaramazlık etmeyerek. Dengeli olan.

Akıllıca : Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.

Akıllılık : Akıllı olma durumu, uyanıklık.

Akıllılık etmek : Uyanık davranmak. yerinde ve uygun davranmak.

Akıllım : (akı'llım) düşüncesiz birine düşüncesizliğini dolaylı bir biçimde anlatmak için kullanılan bir söz.

Akılsal : Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.

Akılsallaştırma : Akılsallaştırmak işi. Bilinç dışı olayların mantık ve akla dayalı olarak açıklanması.

Akılsallaştırmak : Bir şeyi akılsal duruma getirmek.

Akılsız : Aklı, gerçeği görüp ona göre davranmayan, anlayışı kıt.

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker : "bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır" anlamında kullanılan bir söz.

Akılsız iti yol kocatır : "bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır" anlamında kullanılan bir söz.

Akılsızlık : Akılsız olma durumu. Akılsızca yapılmış olan iş veya davranış, budalalık.

Akılsızlık etmek : Düşüncesiz ve yersiz davranmak.

Acıklı başta akıl olmaz : "büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler" anlamında kullanılan bir söz.

Arı söğüdü akıllı öğüdü sever : "herkes işine yarayan şeyi benimser" anlamında kullanılan bir söz.

Bir deli kuyuya bir taş atar kırk akıllı çıkaramazmış : "bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılmış olan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz" anlamında kullanılan bir söz.

Horoz akıllı : Akılsız, horoz kafalı.

İnsanda akıl bırakmamak : Düşünceleri karmakarışık yapmak, kararsızlığa yol açmak.

Sivri akıllı : Acayip düşünceleri olan ve kimsenin aklını beğenmeyen (kimse), sivri fikirli.

Tembele iş buyur sana akıl öğretsin : Kendisinden bir konuda yardımcı olması istendiğinde yardım edeceği yerde çözüm yolları gösteren kimseler için kullanılan bir söz.

Uslu akıllı : Olgun, ağırlığı ve değeri olan (kimse). Olgun bir biçimde.

Yarım akıllı : Aklı az, aptal.

Düşünme : Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi. Düşünmek işi, tefekkür. Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu.

Anlama : Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

Kavrama : İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça. Küçük orak. Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme. Kavramak işi, anlama, anlamaklık, algılama.

Öğüt : Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.

Salık : Olmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber. Tavsiye.

Düşünce : Tasa, kaygı, sıkıntı. İlke, yönetici sav. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea.

Bellek : Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm. Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin.

Felsefe : Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi. Bir konuda soyut düşünüş. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü. Dünya görüşü.

Yol : Kumaşta bulunan çizgi. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Hile, tuzak. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Gidiş çabukluğu, hız. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Gaye, uğur, maksat. Yolculuk. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Kez, defa.

Kanı : İnanç, düşünce, kanaat.

Akıllıcasına : Akıllıca.

Akıllılaşma : Akıllılaşmak durumu.

Akıllılaşmak : Akıllı duruma gelmek. İlgili cümle: "“Yiğitlik, delikli demirin çıkışından sonra mı hapı yuttu? Yoksa insanların akıllılaşmasıyla nasıl olsa hapı yutacaktı da, delikli demirin çıkışı bir vesile mi oldu?”" N. Hikmet.

Akılsızca : Akılsıza yakışan. İlgili cümle: "Akılsızca bir davranış. Akılsıza yaraşır bir biçimde, akılsızcasına.

Akılsızcasına : Akılsızca.

Diğer dillerde Akıl anlamı nedir?

İngilizce'de Akıl ne demek? : adj. mental

n. reason, intelligence, wit, brain, mind, head, wisdom, bean, advice, comprehension, memory, chump, consciousness, gray matter, grey matter, headpiece, intellect, loaf, nous, prudence, psyche, sapience, strength of mind, senses

Fransızca'da Akıl : raison [la], esprit [le], intellect [le], pensée [la]

Almanca'da Akıl : n. Geist, Grips, Grütze, Hirn, Intellekt, Räson, Ratio, Vernunft, Verstand

Rusça'da Akıl : n. ум (M), разум (M), рассудок (M), дух (M), мудрость (F), голова (F), память (F), затея (F)