Akıtma nedir, Akıtma ne demek

  • Akıtmak işi, isale.
  • Enli bilezik
  • Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü.
  • Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

"Akıtma" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Oğlunun o eciş bücüş burnunun dikine gitmeye başladığı günlerde, tüm ilgisini ve sevgisini büyük kızına akıtmaya başlamıştı." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

1

Hamuru, saç üzerinde pişirildikten sonra tepsiye alınıp, üzerine et suyu veya tatlı dökülerek yapılmış olan bir çeşit yemek.

Tepside pişirilen yumurtalı veya yağlı ekmek.

Bir çeşit nakış.

Enli bilezik.

Mısır unundan yapılmış olan ekmek.

Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyaz leke.

Tarlanın, yalnız ekilecek kısımlarını gübreleme.

Bir çeşit sucuk.

Mısır ununa haşhaş, yağ veya pekmez karıştırılarak tepside pişirilen bir çeşit ekmek.

Hamuru yağda kızartarak yapılmış olan bir çeşit ekmek veya tatlı.

Hamuru saç üzerine dökülerek pişirilen bir çeşit ekmek, pide, çörek.

Saçta pişirilen bir çeşit hamur yemeği.

Susamın sapları karışmadan tanelerini bir yere toplama.

Çamsakızı, reçine.

 

[Bakınız: akma]

Bir ottan toplanan süt sakızı.

Birkaç dizi enli gerdanlık.

Yağda kızartılan hamur.

İçine haşhaş, yağ ve pekmez sürülerek yapılmış olan börek.

Alçıdan yapılmış olan tavan süsleri.

Hamuru, yassı kadayıf gibi saç üzerine dökerek yapılmış olan bir çeşit tatlı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Atlarda burun üzerinde görülen beyaz kıllar.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Yağda pişirilmiş sodalı hamur. (Sofça -Kütahya)

Yağlı haşhaş ekmeği. (Aşağıdinekköprü *Şarkikaraağaç -Isparta)

Diğer sözlük anlamları:

Dökme.

İngilizce'de Akıtma ne demek? Akıtma ingilizcesi nedir?:

stripe

Almanca'da Akıtma ne demek?:

abstechen

Fransızca'da Akıtma ne demek?:

coulage

Osmanlıca Akıtma ne demek? Akıtma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

akıtma

Akıtma hakkında bilgiler

Akıtma, un, yumurta, süt, erimiş yağ, şeker, tuz ve kabartma tozu ile hazırlanan sulu hamurun kızgın bir yüzeye dökülmesiyle yapılmış olan tatlı. Krep olarak da bilinir.

Hazırlanışı çok kolay bir hamurişidir. Tatlı ve tuzlu olarak hazırlanabilir. Un, tuz, yumurta ve süt kullanılarak yapılır. Anadolu'da ve Rumeli'de çok yaygındır. Türkiye'deki diğer adları kaygana, cızlama ve kreptir.

Akıtma ile ilgili Cümleler

  • suyu boşa akıtmak istemiyorum.
  • Gözyaşı akıtmamak için çabaladı.

Akıtma tanımı, anlamı:

Yumurta : Tavuk yumurtası. Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Er bezi.

 

Şeker : Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı. Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı. Şeker hastalığı. Sevimli, cana yakın ve güzel.

Hamur : İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri). Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. Kâğıtta tür, nitelik. Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. Öz, asıl, maya.

Kızgın : Çok ısınmış, ısıtılmış veya kızdırılmış. Eş arayan (hayvan). Kızışık, zorlu, sert, şiddetli. Kızmış olan, öfkeli, mütehevvir.

Akıtmak : Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek.

Akıtmalı : Alnında akıtması olan (hayvan).

Gönül akıtmak : âşık olmak, sevmek.

Kan akıtmak : Kurban kesmek.

Kanını içine akıtmak : Sıkıntısını belli etmemek.

İsale : Akıtma.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Burun : Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Kibir, büyüklenme.

Beyaz : Beyaz zehir. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Beyaz ırktan olan kimse. Ak, kara, siyah karşıtı. Bu renkte olan.

Pekmez : Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi.

Cıvık : Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış, cılk. Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan (kimse).

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Kabartma : Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. Kabartmak işi. Kabartılarak yapılan.

Enli : Eni büyük olan, geniş.

Bilezik : Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Kelepçe. Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç.

Akıtma işi : Hamuru saç üzerine dökülerek pişirilen bir çeşit ekmek, pide, çörek.

Akıtma kayışı : At başlığında, iki kulak arasından geçen kayış. (*Yalvaç -Isparta; *Bor -Niğde)

Akıtmacık : Kilim, yün çorap ve heybelerde kullanılan bir çeşit motif.

Akıtmaç : Deve yeni doğurduğu zaman alınan sütüne un katılarak yapılan yemek Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyaz leke. Saç üzerinde pişirilen yumurtalı hamur yemeği. bk. akırtmaç. Sulu, su kıvamında, cıvık.

Akıtmator : El işlerinde kullanılan bir motif. (Yenikent *Aksaray -Niğde)

Diğer dillerde Akıtma anlamı nedir?

İngilizce'de Akıtma ne demek? : n. effusion

Fransızca'da Akıtma : effusion [la], déversement [le], épanchement [le]

Almanca'da Akıtma : n. Ausguss, Zuleitung

Rusça'da Akıtma : n. лысина (F), сброс (M)