Akor nedir, Akor ne demek

Akor; bir müzik terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Üç veya daha çok sesin bir arada tınlama

Gitar terimi olarak anlamı:

Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması.

İngilizce'de Akor ne demek? Akor ingilizcesi nedir?:

chord

Akor hakkında bilgiler

Akor, en az üç ayrı perdenin bir arada tınladığı ses kümesidir. Hangi perdelerin üst üste konulacağı, yapılmış olan müziğin stiline veya müzikte o anda yaratılmak istenen etkiye göre belirlenir.

Klasik tonal armonide akorlar, bir temel notanın üzerine üçlü aralıkların üstüste konulması ilkesiyle kurulurlar. Bu üçlülerin büyük (majör) veya küçük (minör) olmalarından doğan kombinasyonlarla da akorların cinsi belirlenir. Üç notadan oluşan akorlarda, birbirinden farklı dört çeşit akor tipi kurulabilir.

Akor ile ilgili Cümleler

  • Yaklaşık 1:58'lik o akordun ne olduğunu tam anlayamıyorum. Birisi bana yardım edebilir mi?
  • Bu şarkı için akort ilerlemesi yazabilir misin?
  • Tom'un akordeon çalmayı bildiğini unuttum.
  • Ali piyanoları akort etmeyi öğrenmek için okula gitti.
  • Piyano akortsuzdu; çok kötü ses veriyordu.
  • Ali şarkı akortlarını hatırlayabiliyor, fakat bütün sözleri hatırlayamıyor.
  • Ali Mary'nin gitarını onun için akort etti.
  • Bu şarkının akortlarını biliyor musun?
  • Bu piyano muhtemelen yıllardır akort edilmemiş.
  • Ali her zaman akortsuz şarkı söyler.
 

Akor anlamı, tanımı:

Akordeon : Akordiyon.

Akordeoncu : Akordiyoncu.

Akordiyon : Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma. Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika.

Akordiyoncu : Akordiyon çalan kimse, akordeoncu.

Akordu bozuk : Akortsuz. Uyumsuz davranışlarda bulunan.

Akort : Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Uyum, uyumluluk.

Akort etmek : Çalgıların seslerini ayarlamak.

Akortçu : Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.

Akortlama : Akortlamak işi.

Akortlamak : Akort etmek.

Akortlanma : Akortlanmak işi.

Akortlanmak : Akortlama işi yapılmak.

Akortlatma : Akortlatmak işi.

Akortlatmak : Akortlama işini yaptırmak.

Akortlu : Akordu olan, akort edilmiş.

Akortsuz : Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk. Birbirini tutmayan, uyumsuz.

Akortsuzlaşma : Akortsuzlaşmak durumu.

Akortsuzlaşmak : Akordu bozulmak.

Akortsuzlaştırma : Akortsuzlaştırmak işi.

Akortsuzlaştırmak : Ses düzensizliği veya ayarsızlığı meydana getirmek. Radyoda bir ayar frekansında sapma meydana getirmek.

 

Akortsuzluk : Ses düzensizliği veya ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.

Tınlama : Tınlamak işi.

Perde : İki yeri birbirinden ayıran bölme. Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Doğruyu görmeye engel olan şey. Seste pes perde. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Katarakt. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer.

Kümes : Ufak ev. Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer.

Stil : Üslup, biçem.

Müzik : Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması. Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki.

Yaratılmak : Yaratma işine konu olmak.

Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir.

Akor dizisi : Sırayla çalınan bir dizi akor.

Akord ücret sistemi : Çalışanlara, temel ücretlerine ek olarak verimlilikleri doğrultusunda gelir olanağının sağlandığı ücret sistemi. krş. parça başına ücret

Akorde krediler : Şube yetkisini aşan tutarlarda, banka üst yönetiminin uygun görmesi ile verilen kredi.

Akordeder : Bir çalgının verdiği seslerin frekanslarını ölçerek onu akortlamaya yardım eden aygıt.

Akordiyon tenetomi yöntemi : Boyu kısalmış tendoya karşılıklı her iki taraftan kesit yapılarak tendonun çekilip uzatılması.

Akorluk : Hayvan yemliği. (Kırçiçeği *Susuz -Kars)

Akorn buzağı : Meşe palamudu buzağısı.

Akort çatalı : Bir yere vurulduğunda titreşerek tek frekansta ses yayan ve çalgının akortlanmasına yardımcı olan çatal biçiminde metalden nesne.

Akort kararlılığı : Bir çalgının, akordu bozmadan tutabilme süresi.

Akortçuluk : Akortçunun yaptığı iş.

Diğer dillerde Akor anlamı nedir?

İngilizce'de Akor ne demek? : chord, (Music) combination of harmonizing notes; (Geometry) line between two points on a curve; (Airplanes) imaginary straight line between the leading edge and the rear edge of a wing or propeller blade