Akse nedir, Akse ne demek

Akse; bir tıp terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Yüz, surat (yerme anlamında): Aksesi pis herif.

Akse tanımı, anlamı:

Kalp aksesi : Kalp krizi.

Aksedir : Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).

Akseki : Antalya iline bağlı ilçelerden biri.

Akselerograf : İvmeyazar.

Akselerometre : İvmeölçer.

Akseptans : Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul. Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi.

Aksesuar : Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya.

Aksesuarcı : Aksesuar kullanmasını seven kimse. Aksesuarı hazırlayan kimse. Aksesuar satan kimse.

Aksesuarcılık : Aksesuarcı olma durumu. Aksesuarcının yaptığı iş.

Aksetme : Aksetmek işi.

Aksetmek : Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Evirmek, tersine çevirmek. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.

 

Aksettirme : Aksettirmek işi.

Aksettirmek : Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak. Işığı yansıtmak. Sesi yankılamak.

Hastalık : Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Ruh sağlığının bozulması durumu. Aşırı düşkünlük, tutku. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı.

Nöbet : Kez, defa. Sıra ile yapılmış olan görev, iş. Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka. Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş. Sıra ile belirli süre bir yeri bekleme işi. Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü. Sıra, keşik.

Kriz : Bir şeyin çok kıt bulunması durumu. Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran. Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek. Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım. Çöküntü. Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse.

Aksedebilme : Aksedebilmek işi.

Aksedebilmek : Aksetme imkânı veya olanağı bulunmak.

Aksedere : Katılma, eklenme, ilave edilme.

Aksediş : Aksetme işi.

Aksel : Bir erkek ismi olarak anlamı; “Sel gibi ak” anlamında kullanılan bir ad.” Bir kız ismi olarak anlamı; “Sel gibi ak” anlamında kullanılan bir ad.”

Akselendi : Manisa şehri, Akhisar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Akselerans : Hızlandıran, uyaran.

Akselerasyon : Hızlanma, yükselme.

Akseleratör : Herhangi bir organın çalışmasını veya kimyasal bir olayın hızını artıran ilaç veya madde.

Akseleratör globulin : Faktör V.