Aktar nedir, Aktar ne demek

Aktar; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân.
  • İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân

Aktar isminin anlamı, Aktar ne demek:

Erkek ismi olarak; Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün ve benzeri satılan dükkân. Damlalar.

Aktar hakkında bilgiler

Herboloji, otsu bitki bilimi ya da otsu bitkileri inceleyen bilim dalı. Ziraat mühendisliği, botanik ve eczacılığın ilgi ve araştırma sahasına da girer. Ziraat sahasında, tarım alanlarında sorun olan otsu bitkiler, botanik sahasında otsu bitkilerin biyolojisi ve sistematiği, eczacılık alanında ise, otsu bitkilerin farmasotik özellikleri ve insan sağlığında kullanımı gibi konuları içerir. Türkiye'de akademik ve resmi anlamda herboloji, ziraat fakültelerinde bir bilim dalı olarak yer almakta ve Zirai Mücadele Araştırma Enstitüleri'nde şube olarak temsil edilmektedir.

İçerisinde baharatlar, kokular ve de şifalı bitkiler adıyla anılan bitkilerin satıldığı dükkânlara ve bunların satıcılarına aktar denmektedir. Osmanlı zamanında Baharat Yolu ile Hindistan'dan ve diğer Doğu ülkelerinden gelen güzel koku ve baharatların satışıyla başlamış bu meslek, o dönemde ağırlıklı olarak Mısır Çarşısı'nda yapılıyordu, hatta çarşı adını içinde satılan malların Mısır'dan gelmesinden almıştı. Günümüzde, Mısır Çarşısı'nda çok az aktar kalmıştır.

 

Aktar ile ilgili Cümleler

  • Jale için ne düşünüyorsun? Sen çok düşünen genç birisin, bunu biliyorum, ve sen özetlerini aktardığın büyük kitaplar okursun.
  • Bütün ülkelerin sınırları dahilinde her insan gurubuyla ilgili tarihi eserleri korumak ve bunları gelecek nesillere aktarmak için bir sorumluluğu vardır.
  • Bütün ülkeler, tüm sınırları içindeki insan grupların ecdat yadigar eserlerini koruma ve gelecek nesillere aktarma sorumluluğu var.
  • Bilgi ana bilgisayardan sizinkine aktarılabilir, ve tam tersi.
  • Sessizlik yanlış anlaşılabilir, ama asla yanlış aktarılamaz.
  • MP3 dosyaları iPOD'uma nasıl aktaracağımı anlayamıyorum.
  • MP3 dosyalarımı iPodumdan bilgisayarıma nasıl aktaracağımı anlayamıyorum.
  • Genlerin aktarım içgüdüsü çocuk sahibi olmanın nedenlerinden biri midir?
  • Telefona kulaklık taktığımızda onun radyo kanallarını çekmesi ve sesi kulaklığa aktarması gerekmez mi?
  • Kedinin fareyle oynadığı gibi benimle oynamayı bırak ve bana haberleri aktar.

Aktar anlamı, kısaca tanımı:

Baharat : Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar.

Koku : Belirti, işaret. Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu. Güzel kokmak için sürülen esans.

Aktarıcı : Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse.

 

Aktarıcılık : Aktarıcının yaptığı iş.

Aktarılma : Aktarılmak işi.

Aktarılmak : Aktarma işine konu olmak.

Aktarım : Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması. Aktarma işi, nakil.

Aktarış : Aktarma işi.

Aktariye : Aktarın sattığı şeyler.

Aktarlık : Aktarın yaptığı iş.

Aktarma : Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Alıntı. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Aktarmak işi. Arıları bir kovandan ötekine geçirme. Para aktarımı. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi.

Aktarma yapmak : Bütçede bir bölümden başka bir bölüme ödenek geçirmek. bir taşıttan ötekine geçmek.

Aktarmacı : Aktarma işini yapan kimse.

Aktarmacılık : Aktarmacının yaptığı iş.

Aktarmak : Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Tür değişikliği yapmak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. İletmek, bildirmek.

Aktarmalı : Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.

Aktarmasız : Aktarma yapmayarak. Aktarma gerektirmeyen.

Aktartma : Aktartmak işi.

Aktartmak : Aktarma işini yaptırtmak.

Ad aktarması : Mecazımürsel.

Çatı aktarmak : Çatının kırık kiremitlerini sağlamlarıyla değiştirmek.

Dam aktarma : Damın kiremitlerini elden geçirip kırıklarını değiştirme.

Damar aktarma : Köprüleme.

Dilden dile aktarılmak : Sözlü olarak yayılmak.

Kan aktarımı : Hasta veya yaralıya, kendi veya uygun bir kan grubundan damar yoluyla kan verme, kan nakli.

Kiremit aktarmak : Çatı aktarmak.

Organ aktarımı : Organ nakli.

Para aktarımı : Banka hesabındaki birikimin belli bir miktarının başka bir hesaba aktarılması, aktarma, virman. Bir işletme veya kişinin hesabındaki paranın bir bölümünün başka bir hesaba aktarılması için bankaya verdiği ödeme emri.

Şeker aktarması : İşaretlerle iletişim kurma, gizlice haberleşme.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

İğne : İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Bazı araçların ucu sivri parçaları. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç.

İplik : Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu. Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi. Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri.

Zarf : Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç. Kap, kılıf, sarma. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese. İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap.

Tütün : Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı. Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki (Nicotiana tabacum). Duman.

Otsu : Ot gibi olan, gövdesi odunlaşmayan, kısa ömürlü (bitki), otsul.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Aktar değneği : Dikişli ayakkabıları çevirmeye yarıyan tahta aygıt.

Aktar dönder etmek : Bir şeyi altüst etmek, karıştırmak, savurmak, boşaltmak, devretmek, hatmetmek, çevirmek.

Aktar gudar : Karmakarışık, altüst: Dolapları aktar gudar ettim.

Aktar güdel : Karmakarışık, altüst: Dolapları aktar gudar ettim.

Aktar gülder : Karmakarışık, altüst: Dolapları aktar gudar ettim. Çocukların, hotik oyununda kullandıkları bir deyim: Aktar gülder, alttan gelen güdek güder. bk. aktar gudar.

Aktar kutar etmek : Bir şeyi altüst etmek, karıştırmak, savurmak, boşaltmak, devretmek, hatmetmek, çevirmek.

Aktarabilme : Aktarabilmek işi.

Aktarabilmek : Aktarma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Aktaracak : Sacın üzerindeki yufkayı çevirmeye yarıyan, yassı demir veya tahta aygıt. Dirgen: Akratacağı harmana gönderiver. bk. akdıraç.

Aktaraç : Sacın üzerindeki yufkayı çevirmeye yarıyan, yassı demir veya tahta aygıt. Sac üstündeki ekmeği çevirmeye yarayan tahta ya da demir araç, evirgeç.

Diğer dillerde Aktar anlamı nedir?

İngilizce'de Aktar ne demek? : n. herbalist, one who collects or grows herbs (especially for their medicinal qualities); haberdasher, one who sells small items pertaining to dress

v. transfer, change, quote, adapt, transpose, transfuse, cite, hand on; register, enroll

Almanca'da Aktar : der Krämer