Aktif nedir, Aktif ne demek

Aktif; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Aktif" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hâlâ aktif bir kurumdur."
  • "Farkına varmadan ezbercilikten kurtulup aktif araştırıcı olmuşsunuz." - H. Taner

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Bilançonun alacaklı yanı.

[Bakınız: kaynak]

[Bakınız: varlık]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Etkin, işler durumda, etkili.

İngilizce'de Aktif ne demek? Aktif ingilizcesi nedir?:

asset, active

Aktif tanımı, anlamı:

Aktif rol oynamak : Bir işte etkili olmak.

Aktif enerji : Aktif gücün, zamanla çarpımından elde edilen ve kilovatsaat birimi ile gösterilen enerji.

Aktif fiil : Etken.

Aktif güç : Elektrik akımı ile aynı fazda olan ve iş gören, kilovat birimi ile gösterilen güç.

Aktif metot : Öğrencilerin, kişisel çalışmalarını ve iş yapma yeteneklerini geliştirmeyi sağlayan bilimsel yöntem.

Aktif taşıma : Bir maddenin hücre zarından hücre içine veya dışına enerji harcanarak taşınması.

Radyoaktif izotoplar : Bazı hastalıkların tanısında ve iyileştirilmesinde yararlanılan radyoaktif maddeler.

 

Aktifleşme : Aktifleşmek durumu.

Aktifleşmek : Canlı, hareketli, etkili olmak, aktif duruma gelmek.

Aktifleştirme : Aktifleştirmek işi.

Aktifleştirmek : Aktifleşmesini sağlamak, aktif duruma getirmek.

Aktiflik : Etkinlik.

Etkin : Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı. Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik. Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom).

Canlı : Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canı olan, diri, yaşayan. Canlı yayın. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Güçlü, etkili. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.

Hareketli : Canlı, kıpırdak. Hareketi olan, yer değiştirebilen, devingen, müteharrik, mobilize.

Çalışkan : Gayretli, çalışmayı seven, faal.

Faal : Çok çalışan, çalışkan, canlı, hareketli, aktif. Çalışır durumda olan. Etkin.

Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir.

Çalış : Çalma işi.

Etkili : Etkisi olan, tesirli, müessir, patetik.

Etken : Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı. Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir. Etki eden şey, faktör.

 

Aktif alış : Bir hisse senedinin en düşük fiyatı veren satıcıdan alınması.

Aktif bağışıklama : Organizmaya antijen verilerek antikor oluşturulması suretiyle bağışıklık kazandırma, aktif immünizasyon.

Aktif bağışıklık : Aşılama veya doğal olarak karşılaşılan mikroorganizmaya karşı oluşan bağışıklık, aktif immünite. Etkin bağışıklık.

Aktif boşaltım : Böbreklerde kanalcık hücrelerinin, bazı maddeleri çevrelerindeki kılcal damarlardan kanalcık içine aktif taşıma ile geçirmeleri. Böbreklerde kanalcık hücrelerinin, kılcal damarlardaki bazı maddeleri kanalcık içine aktif taşımayla geçirmeleri.

Aktif bölge : Bir protein molekülünde ligandın, enzim molekülünde substratın bağlandığı yer.

Aktif emir : Taşınır değerler piyasasında alış ve satış emir türlerinden biri. krş. aktif alış, aktif satış, pasif emir

Aktif geçiş : Parazit vektörünün konakçıyı bulup paraziti aktarması. Aktif parazitin konakçıyı bulup yerleşmesi.

Aktif getirisi : Firmanın net kârının toplam varlıklara oranı olarak hesaplanan ve toplam varlıklar üzerinden firmanın kârlılığını gösteren oranlardan biri. krş. kâr oranı, kâr aralığı, özkaynak getirisi

Aktif hesapları : Bilançonun aktifinde yer alan hesaplar.

Aktif hiperemi : Atardamar kanının bir bölgeye fazla gelmesi.

Aktif ile ilgili Cümleler

  • Hala yemlerime nasıl geliyorsun sanki gerek varmış gibi evimdeki kameralar hala aktif.
  • Bir zamanlar bir kıral va bir kraliçe vardı ve Sigurd denilen bir oğulları vardı, o çok güçlü ve aktifti ve yakışıklı.
  • Doksan yaşında, Tom'un büyükannesi hâlâ çok aktif bir hayat sürdürüyor.
  • Ayrıca yaşlıların birbiriyle kaynaşabilmeleri ve Amerikan yaşamında aktif katılımcılar olarak kalabilmeleri için çok sayıda gruplar kurulmuştur.
  • Plan, aktif vatandaşlık hakkında çok konuşuyor. Ama aktif ve tatbiki bir vatandaşlık olmalıdır.
  • Hesabınız aktif edildikten sonra bir yöneticiden onaylama e-postası alacaksınız.
  • Jüpiter'in uydularından biri olan İo, üzerinde aktif volkanlara sahiptir.
  • Maria Sharapova, Williams kardeşlerin ardından, üçüncü en başarılı aktif kadın tenis oyuncusudur.
  • 1859'dan itibaren, Amerika'dan Protestan misyonerler gelmeye başladı ve Katolik ve de Rus Ortodoks kiliseleri de misyonerlik çalışmalarına aktif olarak dahil oldular.
  • Üniversite öğrencilerinin sıkı çalışmaları gerekir, ama aynı derecede onların aktif bir sosyal yaşam için de zaman ayırmaları gerekir.

Diğer dillerde Aktif anlamı nedir?

İngilizce'de Aktif ne demek? : adj. active, real

n. assets, entries on a balance sheet showing tangible and intangible properties and claims against others that can be applied to cover the financial obligations of a business or of a person, complete property that a person owns (Accounting)

Fransızca'da Aktif : actif

Almanca'da Aktif : n. Aktiva

adj. aktiv

Rusça'da Aktif : n. актив (M)

adj. активный, деятельный