Alan taran olmak nedir, Alan taran olmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Darmadağınık, karmakarışık olmak, perişan olmak, dağılmak, ayrılmak.

Alan taran olmak kısaca anlamı, tanımı

Alan taran : Karmakarışık, darmadağınık, altüst. Karmakarışık

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Taran : 1.İn. 2.Balıkların saklandıkları yosunlu ya da taşlı yer. 3.Hayvanların otlağa ve suya gidip geldiği yer. Kuş ya da balık kümeleri. Geniş (genellikle ağız için). Hayvanların otlamasına elverişli otlu ve sulu yer.

Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

Olma : Olmak işi.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

 

Darmadağınık : Darmadağın.

Karmakarışık : Dağınık, düzensiz, çok karışık. Huzursuz, kararsız, karmaşık.

Darmadağın : Çok dağınık ve karışık, darmadağınık, tarumar.

Karmakarış : Karmakarışık.

Dağılmak : Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.

Ayrılmak : Ayırma işine konu olmak. Boşanmak. Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak.

Ayrılma : Ayrılmak işi. Bir biçmeden geçen beyaz ışığın türlü renklerde görünmesi.

Perişan : Dağınık, düzensiz, karmakarışık. Acınacak durumda olan, zavallı.

Dağılma : Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.

 

Karmak : Karıştırmak, birbirine katmak. Toz durumundaki bir şeyi sıvı ile karıştırarak çamur veya hamur durumuna getirmek.

Karma : Karmak işi. Ayrı türden olan ögelerin karıştırılmasıyla oluşmuş, muhtelit.

Ayrıl : Karşılaşma sırasında, yumrukoyuncularının birbirlerine kenetlenmeleri ve kendilerinden ayrılmamaları halinde orta hakemin verdiği komut. Bu durumda yumrukoyuncuları bir adım geriye açılırlar ve ancak ondan sonra vurabilirler. İki yolun ayrıldığı yer, yol kavşağı.

Dağıl : Toz kaldırarak esen rüzgâr.

Diğer dillerde Alan taraması anlamı nedir?

İngilizce'de Alan taraması ne demek ? : field scanning