Alay nedir, Alay ne demek

Alay; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

  • Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk.
  • Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej.
  • Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma.
  • Hayvan topluluğu
  • Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.

"Alay" ile ilgili cümleler

  • "Düğün alayı. Fener alayı."
  • "Bizim alayımız leylek alayı / Havada uçarız dolayı dolayı" - Halk türküsü
  • "Topçu alayı."

Alay hakkında bilgiler

Alay, bir albayın komutası altında üç ya da dört taburdan oluşan askeri birimdir. Bir askeri teşkilatlanma olarak çok eski tarihe dayanmaktadır. 16. yüzyıl ortalarında Fransız süvari birliklerine de alay denmekteydi. Daha sonraki yüzyıllarda alayların kendi sancak, üniforma ve armaları geliştirilmiş ve belirli alaylar belirli bir kişilik, askeri kariyer edinmişlerdir.

20. yüzyıl başlarına kadar Avrupa ve Birleşik Devletler ordularında alaylar 10 bölükten oluşmaktaydı. Napolyon ise alay teşkilatında yeni düzenlemelere gitmiş ve komutası aldındaki alayları, birisi karargâhta, diğer ikisi de arazide olmak üzere üç tabur şeklinde teşkilatlandırmıştır. 20. yüzyılın hemen başlarında Birleşik Devletler ordusu da bu tertiplenişini benimsemiştir. Alayların bu yapısı I. Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı ve Kore Savaşı sırasında değişmemiştir.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde alaylar, aynı sınıftan unsurların ya da aynı ana silah temelinde teşkillenmiş en büyük çaptaki birliklerdir.

Piyade alayları, alay karargâhı üç piyade taburu, bir tanksavar bölüğü, bir piyade hava bölüğü, bir muhabere takımı, bir piyade hafif kolundan oluşmaktadır.

Alay ile ilgili Cümleler

  • 2010'da okul bitsin istedim bitmedi, uzmanlığımı yapayım istedim yapamadım, aileme bir villa alayım istedim alamadım madem öyleyse bu işler herkes ben kadar bekleyecek.
  • Artık sadece alaylı biçimde kullanılan bazı ifadeler vardır.
  • Beni suçladın, beni küçük düşürdün, benimle alay ettin, değil mi?
  • Bir öğretmen hata yapan bir öğrenci ile asla alay etmemelidir.
  • Önce bir ferrari alayım da sonra satar bilge olurum, olmaz mı?
  • O sevimsiz olmaya çalışıyor. İnsanlar onunla alay ediyor ve hiç kimse onu övmüyor.
  • Dostum musun, düşmanım mısın bileyim, bileyim de ona göre konum alayım.
  • Okuldaki bütün çocuklar şişman olduğum için benimle alay ettiler.
  • Ali alaycı bir tutumun dış görünüşünün altında kendi güvenlik açığını tespit etti.
  • "Kutsal Savaş" adının biraz alaycı geldiğini düşünmüyor musun?
 

Alay anlamı, tanımı:

Tabur : Küme, yığın, grup. Dört bölükten kurulan, bir binbaşının komutasındaki asker birliği.

Birlik : En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün.

Asker : Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Er. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan. Askerlik görevi veya ödevi. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli.

Alaya çıkmak : Askerî bir okulda başarı gösteremeyerek kıtaya gönderilmek.

Alay etmek : Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapmak.

Alay geçmek : Alay etmek.

Alay gibi gelmek : İnanılacak gibi olmamak.

Alaya almak : Alay etmek, eğlenmek.

Alaya bozmak : Alay niteliği vermek.

Alaya vurmak : Ciddiyken sonradan alay ediyormuş gibi bir havaya girmek.

Alay alay : Pek çok, çok sayıda. Kalabalık olarak.

Alay beyi : Albay rütbesinde jandarma alay komutanı, çeribaşı.

Alaybozan : Bir tür fitilli tüfek.

Alay malay : Olduğu gibi, gelişigüzel. Hep birden, birlikte.

Bir alay : Birçok, pek çok.

Miralay : Albay.

Bayram alayı : Bayram günlerinde padişahların camiye gidiş ve geliş sırasında yapılmış olan tören.

Cenaze alayı : Cenazeyi izleyen topluluk.

Düğün alayı : Düğüne katılanların çalgı eşliğinde hep birlikte yürümesiyle oluşan topluluk.

Fener alayı : Bayram gecelerinde kalabalık halk topluluklarının, ellerinde fener veya meşalelerle şehri dolaşarak yaptıkları gösteri.

Gelin alayı : Gelini damat evine götürmek için gidenlerin hepsi.

Gidiş alayı : Padişahların saray dışı gezilere çıkmaları dolayısıyla düzenlenen tören.

Kılıç alayı : Kılıç kuşanma.

Mevlit alayı : Hz. Muhammed'in doğum günü olarak benimsenen rebiyülevvelin on ikinci günü düzenlenen tören.

Muhafız alayı : Devlet başkanlarını, kralları korumakla görevli askerî birlik.

Sürre alayı : Osmanlı Devleti'nde her yıl recep ayının on ikisinde Hicaz'a gitmek üzere törenle yola çıkarılan ve padişahların armağanlarını taşıyan topluluk.

Süvari alayı : Atlı askerlerden oluşan alay.

Alaycı : Alay eden, küçümseyen (tutum). Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi.

Alaycılık : Alaycı olma durumu, müstehzilik.

Alayiş : Gösteriş, göz kamaştırma.

Alayişli : Gösterişli.

Alaylı : Gösterişli, görkemli, debdebeli. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

Alaylılık : Alaylı olma durumu.

Alaysı : Alayı andıran, alaya benzeyen, alay gibi, alayımsı.

Alayuntlu : Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

Altı alay üstü kalay : İçi, dışı gibi özenilmiş olmayan şeyler için söylenen bir söz.

Dışı kalaylı içi alaylı : "dışı süslü, güzel görünüşlü ancak içi berbat" anlamında kullanılan bir söz.

İçi alaylı dışı kalaylı : "dışı süslü, güzel görünüşlü ancak içi berbat" anlamında kullanılan bir söz.

İşin alayında olmak : Bir işe gereken önemi vermemek. işi önem vermeyerek yapmak. işi şaka konusu yapmak, ciddiye almamak.

Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek : "başkasının eksikleriyle eğlenen kimsenin kendisi kusursuz olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Tören : Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni. Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim.

Gösteri : Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun.

Topluluk : Sanatçı grubu. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Vücudun dolgun olma durumu.

Bayram : Sevinç, neşe. Özel olarak kutlanan gün. Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler.

Cenaze : Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü. Cenaze töreni. Ölü, ölmüş kimse.

Sıralı : Sıralanmış, düzenlenmiş, dizili. Yere, zamana, konuya, yönteme uygun olan.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

Albay : Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Diğer dillerde Alay anlamı nedir?

İngilizce'de Alay ne demek? : [Alay Mountains] adj. regimental, pertaining to a military regiment, pertaining to a unit composed of two or more battalions

n. regiment, procession, parade, cortege, troops in line, teasing, mockery, ridicule, fun, mock, irony, banter, derision, fleet, gibe, jape, jeer, jest, jibe, leg pull, persiflage, quiz, rub, scoff, sneer, taunt, wipe

Fransızca'da Alay : raillerie [la], dérision [la], ironie [la], plaisanterie [la], rigolade [la], moquerie [la], persiflage [le]; régiment [le]; légion [la]; cortège [le]

Almanca'da Alay : n. Aufmarsch, Gespött, Hanswurstiade, Hohn, Jokus, Neckerei, Regiment, Spott, Spötterei, Uzerei, Verspottung

Rusça'da Alay : n. люди: скопище людей (N), толпа (F), шествие (N), процессия (F), полк (M), насмешка (F), издевка (F), пародия (F), ирония (F), измывательство (N), глумление (N)

adj. полковой