Alien türkçesi Alien nedir

  • Ecnebi.
  • Uymayan.
  • Yabancı.
  • Yabancı kelime.
  • Ters.
  • Başka bir ülkeden gelen kişi.
  • Yaratık.
  • Uzaylı.
  • Yabancı uyruklu kimse.
  • Haklardan mahrum bırakılan kimse.
  • Karşıt.
  • Başka bir ülkeye ait.
  • Değişik.
  • Farklı.
  • Zıt.
  • Aktarma (dilbilgisi terimi).

Alien ile ilgili cümleler

English: It’s an anime about a normal Japanese schoolboy who married his alien teacher. Things like this happen in Japan.
Turkish: Bu, normal Japon bir erkek öğrencinin uzaylı öğretmeniyle evlendiği hakkında bir animedir. Japonya'da buna benzeyen şeyler oluyor.

English: Are aliens real?
Turkish: Uzaylılar gerçek mi?

English: Do you think there are aliens?
Turkish: Uzaylılar olduğunu düşünüyor musun?

English: The green alien is humanoid and stands at 3.7 metres.
Turkish: Yeşil uzaylı, insansıdır ve 3.7 metre boyundadır.

English: Earthlings became under alien surveillance that prevented a major war.
Turkish: Dünyalılar yabancı gözetim altına girdi ve büyük bir savaşı engelledi.

Alien ingilizcede ne demek, Alien nerede nasıl kullanılır?

Alien corn : Yabancı bir ülkede bulunma anlamına gelen mecazi ifade (ruth'un kitabı).

Alien property : Yabancı mülkiyeti.

Alien subjects : Yabancı uyruklu vatandaşlar. Yabancı uyruklu yurttaşlar.

Alien tone : Yabancı ton.

Be alien to : Birine yabancı gelmek.

 

Alienates : Soğutmak. Aralarını açmak. Temlik etmek. Uzaklaştırmak. Yabancılaşmak. Ferağ ve temlik etmek. Devir ve ferağ etmek. Devretmek. Yabancılaştırmak.

Enemy alien : Düşman uyruklu şahıs.

Alienable : Aktarılabilir. Temlik edilebilir. Temlik ve ferağı mümkün. Devir ve ferağı mümkün. Devir ve ferağı kabil. Ferağı mümkün. Satılabilir. Devredilebilir. Başkasına devredilebilir.

Alienage : Yabancılık. Yabancı uyruklu olma.

Alienabilities : Başka bir kimsenin mülkiyetine devredilebilme yeteneği (hukuk terimi). Yabancılaştırabilme yeteneği. Devir ve ferağ edilebilirlik.

İngilizce Alien Türkçe anlamı, Alien eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Alien ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dissimilar : Benzer olmayan. Benzemez. Ayrı. Başka. Ayrımlı.

Extrinsic : Eğreti. Dış güdümlü. Dışarıdan. Ekstrinzik. Dıştan gelen. Dış kaynaktan. Dış. Dışarda. bir organ ya da bir parçasının içinde olmayan kas. 3.hücre zarının dışında ya da kısmen dışarı doğru bulunan proteinler. periferal proteinler. Esaslı olmayan.

Au pair : Çocuk bakımı. Çocuk bakımı yaparak. Çocuk bakıcısı. Yaptığı ev işlerine karşılık bir aile yanında kalan kız. Ev işlerine ve çocuk bakımına yardımcı kız. Ev işleri yaparak. Yaptığı ev işlerine karşılık bir kodak yanında kala.

Antipathetic : Antipatik. Antipati duyan. Zıt olan. Soğuk. Karşı olan. Antipatisi olan. Hoşlanılmayan. Sevimsiz. Beğenilmeyen.

Conflicting : Çatışmalı. Çakışma. Tutarsız. Aykırı düşen. Çelişme. Çelişen. Çelişkili.

Discrepant : Ahenksiz. Uyumsuz. Uyuşmayan.

 

Auslander : El (almanca).

Foreigners : Yabancılar.

Far out : Şirin. Kusursuz. Geçerli. Acayip ama hoş. Uzaklarda. Bilgili. Gurbette. Olağanüstü. Alakasız.

Inapplicable : Uygulanamaz. Konuyla ilgisiz. Alakasız. Uymaz.

Alien synonyms : importee, metic, creatures, exotic, discriminating, backward, remote, amiss, averse, allochthonous, antagonistic, divergent, nonhomogeneous, exotisms, defiant, calicos, critter, unmatching, absonant, external, another, agin, antipole, a far cry, different, aliening, traveler, incompliant, traveller, disparate, abrupt, exotism, uncongenial.

Alien zıt anlamlı kelimeler, Alien kelime anlamı

Intrinsic : İç kaynaklı, vücudun veya organın kendi yapısından gelen, kendi içinden doğan. Yaradılıştan. İntrinzik. İçsel. Özünde olan. Yerleşik. İntrinsik. Bilgisayar, biyoloji, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Esas. Aslında olan.

Citizen : Bir devlet ya da ulusa mensup kişi. Tebaa. Bir devletin bağımı altında bulunan kimse. Hemşeri. İkamet eden kimse. Yurttaş. Vatandaş. Sivil kimse. Uyruklu.

Alien ingilizce tanımı, definition of Alien

Alien kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Foreign. As, alien subjects, enemies, property, shores. To estrange. A foreign-born resident of a country in which he does not possess the privileges of a citizen. Hence, a stranger. [Bakınız: Alienage]. One owing allegiance, or belonging, to another country. A foreigner. To transfer, as property or ownership. Not belonging to the same country, land, or government, or to the citizens or subjects thereof. To alienate.