All out türkçesi All out nedir

  • Elinden geleni yapan.
  • Bitkin.
  • Şaşırmış.
  • Topyekün.
  • Yorgun.
  • Elinden geleni yaparak.
  • Gücünün tamamını kullanarak.
  • Bütün gücüyle.
  • Alabildiğine.
  • Yanılmış.
  • Tam.
  • Elinden gelen.
  • Tüm gücünü kullanan.
  • Tüm gücüyle.
  • Bütün.
  • Toptan.

All out ile ilgili cümleler

English: I'm sorry, we're all out of manti.
Turkish: Üzgünüm, mantıların tümü bitti.

English: We went all out to finish the work before dark.
Turkish: Hava kararmadan önce işi bitirmek için hepimiz dışarı çıktık.

English: They were all out of apples, so I bought some bananas instead.
Turkish: Onların hiçbirinde elma yoktu, bu yüzden onu yerine birkaç muz aldım.

English: I'm all out of ideas.
Turkish: Ben tüm fikirlerin dışındayım.

English: I'm all out of money.
Turkish: Tümden param bitti.

All out ingilizcede ne demek, All out nerede nasıl kullanılır?

All : Her. Bütün. Berabere. Tamamen. Bütünüyle. Tümü. Her şey. Hepsi. Tümüyle. Hep.

Out : Dışarıda. Yanmak. Ortaya çıkmak. Nakavt etmek. Kendini belli etmek. Bayılmak. Dışarı. Dışarı çıkarmak. Çıkış. Çıkarmak.

All out and out : Alabildiğine.

All out effort : Üstün gayret.

All out war : Topyekun savaş. Geniş kapsamlı savaş. Topyekün savaş. Bir tarafın tamamen tahrip edilmesine kadar devam edecek olan harp. Eksiksiz savaş.

 

Be all out for something : Var gücüyle çalışmak. Tüm gücünü kullanmak. Elinden geleni yapmak.

Go all out : Tüm yolları denemek. Bütün gücünü kullanmak. Her yolu denemek. Elden gelen her şeyi yapmak. Canını dişine takmak. Elinden geleni yapmak.

İngilizce All out Türkçe anlamı, All out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak All out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mistaken : Hatalı. Yanlış. Yersiz.

Abashed : Utanmış. Gururu incitilmiş. Utandırılmış. Yüzü kızarmış. Bozulmuş. Mahcup. Utanan.

Cachectic : Beden zayıflığına bağlı olan, aşırı zayıf. Kaşektik. Kaşeksili. Zayıf. Cılız (hastalıktan).

Aweary : Bitik.

Balled up : Kafası karışmış. Bir topa sarılmış. Karmakarışık olmuş. Karışmış.

Deadbeats : Borcunu ödemeyen. Tembel kimse. Kaldırım mühendisi. Beleşçi kimse. Avantacı. Bedavacı. Borcuna sadık olmayan. Perişan. Borcunu ödemek istemeyen kimse.

Bedazzled : Serseme dönmüş. Gözü kamaşmış. Şaşırtmak. Büyülemek. Afallamış. Göz kamaştırmak. Büyülenmiş.

With a vengeance : Son derecede. Şiddetli bir halde. Büyük bir şiddetle. Ziyadesiyle. Şiddetle. Aşırı derecede. Adamakıllı. Son derece. Alabildiğince.

 

Gross : Grosa. Şişman. İnceliksiz. 144'lük grup. Gayri safi (miktar veya ağırlık). Ölçünleyici işlemlerle arıtılmamış olan. Sulu. Şişko. Katkılı.

Entire : Katışıksız. Tamam. İğdiş edilmemiş. Hepsi. Yekpare. Tüm. Tutuş. Bütünlüklü.

All out synonyms : fatigued, completest, as hard as he could, all at sea, agape, befuddled, lump sum, grosser, amain, deadbeat, a hundred percent, in the gross, root and branch, dog tired, accurate, entirely, at fault, hammer and tongs, done, all over the, full steam ahead, entires, all, absolute, clapped out, en bloc, dead beat, astonished, abject, accomplished, collectively, aggregate, bushed.