Alter türkçesi Alter nedir

Alter ile ilgili cümleler

English: The government had to alter its foreign policy.
Turkish: Hükümet dış politikasını değiştirmek zorunda kaldı.

English: I've heard that you can't alter your destiny.
Turkish: Kaderini değiştiremeyeceğini duydum.

English: I can't alter the plans.
Turkish: Planları değiştiremem.

English: I think he needs to alter his lifestyle.
Turkish: Yaşam tarzını değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum.

English: She had to alter her dress by herself.
Turkish: Elbisesini tek başına değiştirmek zorunda kaldı.

Alter ingilizcede ne demek, Alter nerede nasıl kullanılır?

Alter a status : Bir şeyin durumunu değiştirmek. Vaziyet değiştirmek.

Alter at will : Arzuya bağlı olmak üzere değiştirmek. Bir kimsenin isteğine göre değişiklik yapmak.

Alter course : Rota değiştirmek.

Alter ego : Canciğer dost. Yakın arkadaş. Bir kimsenin ikinci kişiliği. Bireycil ya da kümecil oyunda birey ya da küme üyelerinin yakın-uzak çevresini oluşturan gerçek ya da düşsel kişilerin üstlencesini yüklenmiş yardımcı kişiler, bk. bireycil oyun, kümecil oyun. Yardımcı benlik. İkinci şahsiyet. Bir kimsenin ikinci sahsiyeti. Canciğer arkadaş. Bir insanla bir hayvan ya da bir bitki arasındaki yaşam ve yazgı bağı, yazgı birliği inancı. (öteki ben inancına totemciliğin özel bir biçimi gözüyle bakılmaktadır), a. bk. bireysel totemcilik. Çok yakın dost.

 

Could you alter this : Bunu değiştirebilir misiniz.

Alterability : İstikrarsızlık. Değişkenlik. Değiştirilebilirlik. Değiştirebilirlik.

Alterable memory : Değişebilir bellek.

Alterant : Değişken. Değiştirilebilir.

Alterableness : İstikrarsızlık. Değiştirilebilirlik. Değişebilirlik. Değişkenlik.

Alterable : Değiştirilebilir. Değişebilir. Değişir. Değişik.

İngilizce Alter Türkçe anlamı, Alter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Alter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Normalize : Normalleşmek. Normal hale getirmek. Standartlaştırmak. Normalize etmek. Normalleştirmek. Düzgelemek.

Animalize : Acımasız hale getirmek. Bir insanın hayvan gibi davranmasına neden olmak. Acımasızlaşmak. Merhametsiz hale getirmek. Yüne benzetmek. Hayvan şeklinde betimlemek (ayrıca animalise). Hayvan gibi davranmasına sebep olmak. Acımasız veya zalim olmak. Hayvana benzetmek.

 

Narrow down : Daraltmak. Sınırlandırmak. Azaltmak. Kısıtlamak.

Verbify : Fiilleştirmek. Fiil türetmek.

Desensitise : Duyarlılığını gidermek. Hassasiyetini azaltmak. (britanya ingilizcesi) desensitize etmek. Daha az hassas hale getirmek (desensitize olarak da yazılır). Uyuşturmak. Desensitize etmek. Duyarsızlaştırmak.

Add : Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Eklemek. Ekleme yapmak. Resim seçiciye, belli bir alıcıdan gelen resmi, başka bir alıcıdan gelen resme bindirmesi için verilen komut. (bindirilecek resmi veren alıcının sayısı belirtilerek "üçü bindir!, biri bindir!" biçiminde söylenir). Artırmak. Ekleme. Toplamını almak. Neticelenmek. Katmak. Aşınma payına bağlı yeni bir varlık biriminin, işletme varlığına eklenmesi, ya da varlık içindeki bir birimin yeniden yapım özelliğiyle genişletilmesi.

Dissolve : Zincirleme eylemi. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gözden kaybolmak. Eritmek. Yok etmek. Feshetmek. Çözmek. Dağıtmak. Feshedilmek. Çözünmek.

Volatilise : Gazlaştırmak. Uçucu hale getirmek. Buharlaşmak. Değişken hale getirmek (volatilize olarak da yazılır). (britanya ingilizcesi) uçuculaştırmak. Volkanik. Buhar olmak. Buharlaştırmak.

Cool down : Sakinleşmek. Yatışmak. Gevşemek. Yatıştırmak. Sakinleştirmek. Soğumak.

Decrease : Düşmek. Eksilmek. Küçülmek. Azalmak. İnişe geçmek. Eksiltmek. Eksiltme. Azaltmak. Düşüş göstermek. İnmek.

Alter synonyms : domesticise, individualise, animize, untune, detransitivise, automatise, vascularise, renormalise, paganize, symmetrise, suburbanize, avianise, color in, mythicise, dynamise, transaminate, demulsify, sensify, slenderise, isomerise, iodinate, ionate, intransitivise, acetylise, acetylize, demythologise, unsanctify, alkalinise, opalise, uniformize, plasticise, animise, make grow.

Alter zıt anlamlı kelimeler, Alter kelime anlamı

Decelerate : Hızı azalmak. Hız azaltmak. Yavaşlatmak. Yavaşlamak. Hız kesmek.

Dissimilate : Farklı olmak. Bir kelimede birbiriyle ilgili iki sesi atlamak (sesbilim). Farklılaşmak. Farklı yapmak. Farklılaştırmak. Farklı sesler çıkarmak.

Focus : Seçikleştirmek amacıyla görüntüyü odak noktasına düşürmek için alıcı merceğinde yapılan düzeltme. Odaklama. Odaklamak. Odak noktası. Odağa getirmek. Depremin yer içinde başladığı nokta. Odaklama eylemi. Deprem ocağı. Ayar etmek. Merkez çekit.

Alter antonyms : orientalise, denationalise, odourise, deconcentrate, de iodinate, demulsify, de ionate, detransitivize, personalise, occidentalise, complicate, tire, brighten, destabilize, better, wet, odorize, nationalize, transitivize, demythologize, stabilise, awaken, cool, stiffen, stabilize, depersonalise, assimilate, decrease, centralize, activate, deoxidise, desensitize, accelerate, decontaminate, occidentalize, worsen, orientalize, increase, beautify, decentralise, dirty, dehydrogenate, hydrogenate, personalize, clarify, emulsify, concentrate, magnetise, dry, deoxidize, qualify, invalidate, dehumanize, inactivate, sensitize, sharpen, sensitise, strengthen, scramble, inflate, empty, decentralize, enable, demilitarise, heat, dull, darken, demilitarize, discolor, thin, centralise, clutter, magnetize, naturalize, loosen, rejuvenate, destabilise, depersonalize, nationalise, cause to sleep, denationalize, unstring, weaken, demagnetise, fill, quieten, begin, clean, deflate, simplify, wrong, disable, discharge, validate, tune, denazify, demagnetize, denaturalize, unscramble, mythologize, order, let out, diversify, take in.

Alter ingilizce tanımı, definition of Alter

Alter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To vary. To make otherwise. Rocks or minerals alter by exposure. To change. As, the weather alters almost daily. To modify. To become, in some respects, different. To change in some respect, either partially or wholly. To vary.