Aluk nedir, Aluk ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eğer, semer, palan, hayvanın beline konulan eski çul.

Yırtık, çok eski, partal (giyim eşyası, yatak yorgan).

Alayım: Bu çiçeği ben aluk.

Delidolu, aklına geleni yapan.

Alık, aptal, sersem.

Beslenememiş, cılız, hastalıklı hayvan.

[Bakınız: alık].

Minder.

Aşık kemiği ve bu kemikle oynanan oyun.

Aluk tanımı, anlamı

Alukdurmak : Söz vermek, inandırmak

Aluklamak : Hayvanın sırtına çul, palan, semer gibi şeyleri koymak.

Aşık kemiği : Çift tırnaklı hayvanların ön dizlerinde bulunan bir eklem kemiği. İnsanın ayak bileğindeki çıkıntılı kemik.

Hastalıklı : Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Hastalı : Hastalıklı.

Sersem : Herhangi bir sebeple bilinci ve duyguları zayıflamış olan. Düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan.

Partal : Çok kullanılmaktan yıpranmış. Abartılmış söz, yalan.

Minder : İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte. Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı.

 

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Yorgan : Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü.

Yırtık : Yırtılmış olan. Utanması, çekinmesi olmayan. Yırtılma sonucu oluşmuş yarık. Eskimiş, parçalanmış. Cırlak, tiz, keskin (ses).

Geleni : Tarla faresi, büyük fare.

Palan : Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir tür eyer.

Yatak : Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.

 

Yapan : Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Yorga : Biniciyi sarsmayan at yürüyüşlerinden biri.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Semer : At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç. Hamalların yük taşırken kullandığı deriden sırt yastığı, arkalık. Yukaç.

Diğer dillerde Altyordam anlamı nedir?

İngilizce'de Altyordam ne demek ? : subroutine, subprogram