Amounts türkçesi Amounts nedir

Amounts ile ilgili cümleler

English: Her advice amounts to an order.
Turkish: Onun tavsiyesi bir emir anlamına gelir.

English: He owed large amounts of money.
Turkish: O, çok miktarda para borçluydu.

English: Drinking excessive and extreme amounts of water can result in "water intoxication", a potentially fatal condition.
Turkish: Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek "su zehirlenmesi" ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.

English: Many of the states owed large amounts of money.
Turkish: Devletlerin çoğu, büyük miktarlarda para borçluydu.

English: It is a term used to describe the warming of the earth due to increasing amounts of carbon dioxide in the atmosphere.
Turkish: O, atmosferdeki karbon dioksit miktarlarının artmasından dolayı Dünyanın ısınmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

Amounts ingilizcede ne demek, Amounts nerede nasıl kullanılır?

Amounts due : Ödenmesi gereken meblağlar.

Catamounts : Vaşak. Karakulak. Dağ aslanı. Yaban kedisi. Kedigillerden jaguar benzeri bir hayvan. Puma.

Seamounts : Deniz dağı. Denizin 1000 m'den fazla yükselmesi.

Amount brought forward : Devreden toplam.

Amount carried forward : Nakli yekun. Taşınan tutar. Toplam aktarım. Toplam aktarma. Nakliyekün.

 

Amount due : Alacak miktarı. Ödenecek borç. Ödenmesi gereken para. Vadesi gelmiş meblağ. Vadesi gelmiş tutar. Günü gelen ve ödenmesi gereken para. Ödenmesi gereken tutar.

Amount of settling : Oturma miktarı. Oturma büyüklüğü.

Amount of shrinkage : Büzülme miktarı. Çekme miktarı.

Amount of investment : Yatırım tutarı.

Amount of money : Para miktarı. Meblağ. Para tutarı.

İngilizce Amounts Türkçe anlamı, Amounts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Amounts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Number : Müzik parçası. Hesaplamak. Olmak (belirli bir sayıda). Numara. Sayısını sınırlandırmak. Numaralamak. Saymak. Hoş şey. Tip.

Dose : Belli bir dozda ilaç vermek. Bir parça. Kamışı kırma. Cinsel hastalık kapma. Bir defada verilen ilaç miktarı. Belirli bir dozda ilaç. Dozlamak. Doz.

Deficiency : Biyoloji, hukuk, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Açık. Bir kromozomun bir parçasının ya da bir genin yokluğu ile ortaya çıkan durum. Eksilme. Gereksinim. Yetmezlik. Doğal nedenlerle malın ağırlığında beliren eksilme. açık. varlıklar ile borçlar arasındaki fark. Sakatlık. Noksanlık. Kusur.

Assets : Varlıklar-alacaklar. Tecimsel bir kuruluşun ya da bir tecimevinin belirli bir zamandaki taşınır ve durağan mallarından paraya çevrilmesi olumlu bulunanları da kapsamak üzere varlıkları ve alacaklarının tümü. Aktif. Alacaklar. Servet. Mal varlığı. Malvarlığı. Mevduat. Mevcudat.

 

Sum of money : Para yekunu. Para tutarı.

Totalities : Tümlük. Külliyet. Bütünsellik. Toplam miktar. Tam tutulma (astronomi terimi). Tüm. Tamlık. Bütün.

Peanuts : Fıstık. Küçük adam. Önemsiz kimse. Yer fıstığı. Çerez parası.

Flagrance : Kötü şöhret. Rezillik. Farkedilebilirlik. Dile düşme. Ün. Şöhret.

Currencies : Döviz. Geçerlik. Para. Devir. Geçerlilik. Yaygınlık. Dolaşım. Tedavül.

Defalcation : Eksiklik. Zimmete geçirme. Zimmetine geçirme. Kusur. Zimmete geçirilen miktar. Zimmete para geçirme. Zimmete geçirilen para. Aşırtı. Çalma.

Amounts synonyms : positivity, paysheet, red ink, cash advance, insurance coverage, purse, bodying, cruciality, cash surrender value, count of, total amount, increase, summations, cost, summation, preciousness, emphases, grandtotal, deal, emphasis, mise, extent, abundances, amount of money, red, receipts, in all, currency, precious, accent, payroll, on the whole, increment.

Amounts zıt anlamlı kelimeler, Amounts kelime anlamı

Loss : Kayboluş. Yenilgi. Kaybetme. Zayi. Telef. Kayıp. Ziyan. Hasar. Zarar. Zayiat.

Gain : Elde etmek. Edinmek. Bir devredeki çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranını ifade eden yükseltim ölçüsü. Kazanç. Kazanım. Bir elektronik dizgede ya da bu dizgenin yükselteç gibi bir bölümündeki im gücünde artış. (genellikle çıkış gücünün, giriş gücüne desibel oranıyla belirtilir). Kar etmek. Ulaşmak. Almak. İleri gitmek (saat).

Positiveness : Kesinlik. Olumluluk. Güven. İnanç. Pozitiflik. Pozitif olma.

Amounts antonyms : positivity, adequacy, increase, decrease, sufficiency, negativeness, negativity.