Anestezi nedir, Anestezi ne demek

Anestezi; bir tıp terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi
  • Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.

"Anestezi" ile ilgili cümleler

  • "Zavallı Hacı Ömer, dişçinin koltuğunda anestezi bile kabul etmiyor." - R. N. Güntekin

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: uyuşturma]

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Uyuşturma.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması.

Zooloji alanındaki anlamı:

(Yun. an =sız, Yun.aisthesis = duygu): İlaç, hastalık ya da hipnotizma ile duygunun yok olması, kısmen ya da bütün olarak bir duygusuzluk meydana getirilmesi. bak uyuşturma.

İngilizce'de Anestezi ne demek? Anestezi ingilizcesi nedir?:

anesthesia, anaesthesia

Anestezi hakkında bilgiler

Anestezi, (Yunanca ek an-, "-siz, -sız anlamında" ve aesthētos, "hissetmek") genel olarak cerrahi müdahalelerden önce uygulanan, bedenin tümünün ya da belli bir bölümünün ağrıya duyarsız hâle gelmesini sağlayan işleme verilen addır. Anestezi yaratan maddelere anestezikler, ilgilenen uzmanlık dalına ise anestezibilim (anesteziyoloji) denir.

 

Anestezi, duyumsama yokluğudur. Genel Anestezi, geçici bilinç kaybı ile birlikte duyu fonksiyonlarının ortadan kalkmasıdır. Alman tıbbında ve Türkiye’de bazı insanlar arasında Genel Anestezi deyimi yerine “Narkoz” da denilmektedir. Narkoz, anestezi ile eş anlamlı gibi görülüyor olsa da, tam bilinç kaybı olmadan, duyarlılığın ileri derecede ortadan kalkmasıyla oluşan belirgin uyuşma halidir.

Anestezi ile ilgili Cümleler

  • Sana bir anestezist olmayı ne istetti?
  • Sana anestezi vereceğim.
  • Hemşire Tom'a anestezi uygularken 10'dan geriye doğru saymasını söyledi.
  • Ona anestezi yapılmıştır.
  • O anestezi altına girmiştir.

Anestezi anlamı, tanımı:

Orta : İyi ile kötü arasındaki durum. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Yeniçeri Ocağında tabur. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Orantı. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Ne uzun ne kısa, midi. Ne büyük ne küçük, midi. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.

 

Anestezi bilimi : Uyuşturucu bir ilaçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuların yok edilmesi sonucu hastanın zarara uğramadan yaşamasını sağlayan ve cerrahi müdahalenin yapılabilme koşullarını inceleyen bilim dalı, anesteziyoloji.

Anestezi bilimci : Anestezi bilimi ile uğraşan kimse, anesteziyolog.

Anestezi bilimsel : Anestezi bilimi ile ilgili, anesteziyolojik.

Anestezist : Anestezi uzmanı.

Anesteziyoloji : Anestezi bilimi.

Anesteziyolojik : Anestezi bilimsel.

Canlı : Güçlü, etkili. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Canlı yayın.

Bölge : Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka.

Işık : Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç.

Dokunma : Dokunmak (I) işi, temas. Dokunmak (II) işi.

Yitim : Kayıp.

Hasar : Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar.

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Anestezi maskesi : Solunum anestezisinde trakel tüp uygulamadan burnu kapatmaya yarayan aygıt.

Anestezi sonrası miyonekroz : Anestezi sonrası miyopati.

Anestezi sonrası miyopati : İri cüsseli atlarda, halotan anestezisi sonucu, iskelet kaslarında iskemiye bağlı olarak gelişen şişkinlik, sertleşme, ağrı, dejenerasyon ve nekrozla belirgin hastalık, anestezi sonrası miyonekroz, atlarda anestezi sonrası eş güdüm bozukluğu sendromu, postanestetik yatalak sendromu, anestezi sonrası rabdomiyolizis.

Anestezi sonrası rabdomiyolizis : Anestezi sonrası miyopati

Anestezik : Eter, kloroform gibi uyuşturma özelliği olan. Anestetik.

Anestezik ilaç : Anestezi oluşturan ilaç.

Anestezik şok : Anesteziklerin etkisiyle oluşan şok.

Anesteziyolog : Anestezi bilimci.

Diğer dillerde Anestezi anlamı nedir?

İngilizce'de Anestezi ne demek? : n. anaesthesia [Brit.], anesthesia (Pathology), lack of feeling, loss of sensation, (caused by disease) (Medicine), localized or general reduction of sensitivity to pain (through drugs)

Fransızca'da Anestezi : anesthésie [la]

Almanca'da Anestezi : n. Anästhesie

Rusça'da Anestezi : n. анестезия (F), обезболивание (N), наркоз (M)