Anlaşma nedir, Anlaşma ne demek

"Anlaşma" ile ilgili cümleler

  • "Konuşmadan başka anlaşma aracı yok mu?" - N. Uygur
  • "Ukrayna ile Türkiye arasında anlaşma yapıldı." - N. Hikmet
  • "Babasıyla arasında gizli bir anlaşma vardı." - A. Ümit

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma. zıt anlamlısı sözleşme

Bilimsel terim anlamı:

Benzer yaklaşımlar içeren tutum ya da görüş birliği.

İngilizce'de Anlaşma ne demek? Anlaşma ingilizcesi nedir?:

agreement, handshake, protocol, concordance

Almanca'da Anlaşma ne demek?:

vertrag

Fransızca'da Anlaşma ne demek?:

accord

Anlaşma tanımı, anlamı:

Anlaşmaya varmak : Bir konuda birisiyle anlaşmak.

Anlaşma yapılmak : Anlaşma belgesi düzenlenip imzalanmak.

Çerçeve anlaşma : Hükûmet ile sendika ve işverenler arasında toplu sözleşme öncesinde varılan ön anlaşma.

Centilmenlik anlaşması : Hukuksal ve resmî olmayan ancak tarafların karşılıklı güvenlerine dayanan sözlü anlaşma.

Kredi anlaşması : Kredi alınması için yapılmış olan anlaşma.

Anlaşmak : Sözleşmek, sözleşme imzalamak. Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak.

 

Anlaşmalı : Anlaşmaya dayanan.

Anlaşmalı iflas : Batık durumunda alacaklıların, alacaklarını belli bir plana göre almaları için aralarında yaptıkları sözleşme, konkordato.

Anlaşmazlığa düşmek : Anlaşamamak, uyuşamamak.

Anlaşmazlık : İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.

Anlaşmazlık çıkmak : Bir konuda uyuşmazlık söz konusu olmak.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Devlet : Bu tüzel varlığın yönetim organları. Büyüklük, mevki. Mutluluk. Talih. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.

Siyasal : Politika ile ilgili, siyasi, politik.

Ekonomik : En az çabayla en çok verim alınan, kazançlı. Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi. Kolay kullanılabilen. Az masraflı, hesaplı, iktisadi.

Kültürel : Kültüre ilişkin, kültürle ilgili.

Uzlaşma : Uzlaşmak durumu, uyuşma, uzlaşı, uzlaşım, mutabakat, konsensüs.

 

Tespit : Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme. Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, saptama. Sabitleme. Belirleme.

Sözleşme : Bu işlemi gösteren belge, mukavelename. Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat. Sözleşmek işi.

Anlaşma devletleri : [Bakınız: İtilaf Devletleri]

Anlaşma katsayısı : Sıralayıcı ölçekle elde edilmiş ölçümler arasindaki uyuşma düzeyini gösteren sayısal değer.

Anlaşmalı azel : Azel piyasalarında, firmaların aralarındaki fiyat veya miktar rekabetini önlemek için, açık veya örtük bir biçimde anlaşmaları durumu. krş. tröst, kartel

Anlaşmalı oyun : Oyun setindeki ödüllere ilişkin olarak oyuncuların aralarında açık ya da örtük herhangi bir biçimde anlaşma yaptıkları oyun türü. krş. anlaşmasız oyun

Anlaşmalı sayışım : Tecim ve ödeme anlaşmalarının uygulanması sırasında tutulan alacak ve borç sayışımı.

Anlaşmalı ticaret : Genellikle finansman zorluklarının yaşandığı ülkeler arasındaki ticarette gündeme gelen ve satılan mal, hizmet veya teknoloji karşılığında satıcının da alıcıdan kısmen döviz kullanarak ya da hiç döviz kullanmadan aynı miktar ya da satışın belli bir oranında dışalım yaptığı, genel anlamda bir takas işlemi olan uluslararası ticaret biçimi. Satılan mal, hizmet veya teknoloji bedellerinin tamamen mal, hizmet veya teknolojiyle veya kısmen nakit parayla karşılanmasına dayanan ticaret.

Anlaşmalı ülke : Aramızda tecim ve ödeme anlaşması bulunan ülke.

Anlaşmalı ülkeler uyruğu : Paris Birliği Andlaşması'nı uygulayan ülkelerin uyruğu olan kişi.

Anlaşmanın özel koşulları : Özel izin anlaşmasında, genel koşullar yanında yer alan özel nitelikteki koşullar.

Anlaşmasız : Anlaşması olmayan, anlaşmaya dayanmayan. zf. Anlaşma yapılmadan.

Anlaşma ile ilgili Cümleler

  • Rusya ve Çin arasında, Rus gazının Çin'e sözde doğu yolundan sevkıyatı üzerine hükumetler arası bir işbirliği anlaşması imzalandı.
  • Daha çok şeyler hakkında aynı hisleri paylaşıyor gibi göründüğümüzden onunla anlaşmaya vardım.
  • Bir boşanma duyduğumuzda biz bunun o iki kişinin temel ilkeler üzerinde anlaşmaya varma yetersizliğinden kaynaklandığını varsayıyoruz.
  • Amerika Birleşik Devletleri ve Çin gibi farklı dilleri olan iki güçlü devlet ilköğretim okullarında Esperanto deneysel öğretimi üzerinde anlaşmaya varsalardı ne olurdu?
  • Öncelikle amaçlarla ilgili bir anlaşmaya varmamız gerekiyor. Sonrasında her şeyin ne kadar tutacağını ve nasıl ödeyebileceğimizi konuşabiliriz.
  • O şirketten teknik bilgi almak için, öncelikle bir gizlilik anlaşması imzalamamız gerek.
  • Onun sonunda konuşma sanatı ve mantık ile ilgili , Socrates metodunda herhangi bir anlaşmazlık örneği ile biten ikincisinin sonunda iki küçük skeç vardı.
  • Arabulucular iki taslak metin üzerinde anlaşmaya vardı, ama hala anlaşma sağlanamayan birçok konu var.
  • Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.
  • Bazı Japon vatandaşları, Çin'de iki ülke arasındaki diplomatik anlaşmazlıklardan dolayı ayrımcılığa maruz kalıyorlar.

Diğer dillerde Anlaşma anlamı nedir?

İngilizce'de Anlaşma ne demek? : n. agreement, settlement, deal, bargain, accord, understanding, pact, alliance, arrangement, compact, concord, covenant, entente

Fransızca'da Anlaşma : accord [le], entente [la], consensus [le], convention [la], intelligence [la], transaction [la]

Almanca'da Anlaşma : n. Abkommen, Abmachung, Abrede, Abschluss, Arrangement, Auskommen, Austrag, Einigung, Eintracht, Einvernehmen, Einverständnis, Kompromiss, Konzert, Übereinkommen, Übereinkunft, Übereinstimmung, Vereinbarung

Rusça'da Anlaşma : n. договор (M), договоренность (F), соглашение (N), сделка (F), взаимопонимание (N), сговор (M), хартия (F), конвенция (F)

adj. договорной