Anlayış nedir, Anlayış ne demek

"Anlayış" ile ilgili cümle

  • "Ama doğrusu Hugo'yu artık uzun uzun okuyamıyoruz, onun şiiri, şiir anlayışı bizden çok uzaklaştı." - N. Ataç
  • "Çağın tiyatro anlayışını yansıtan yazılar da yayımlanıyordu." - M. And

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bir kimsenin benimsemiş olduğu düşüncelerin ve inançların tümüne verilen ad.

Bir kimsenin anlama biçimi ya da anlama gücü.

Felsefi anlamı:

Kavrama ve anlama yetisi.

Kavrama, anlama edimi.

Bilimsel terim anlamı:

Ansal işlemlerin kendine özgü biçimlenişinden oluşmuş ve yargısal değerlendirmelerin temelinde yatan ansal bütünlük ya da kavramsal çatı.

İngilizce'de Anlayış ne demek? Anlayış ingilizcesi nedir?:

mentality, comprehension

Anlayış kısaca anlamı, tanımı:

Anlayış göstermek : İstenilen veya söylenilen bir şeyi hoşgörüyle karşılamak.

Anlayışlı : Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. Hoşgörülü bir biçimde. Hoşgörülü.

Anlayışlılık : Anlayışlı olma durumu.

Anlayışsız : Hoşgörüsüz. Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi.

 

Anlayışsızlık : Hoşgörüsüzlük. Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik.

Anlama : Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

Telakki : Anlayış. Kabul etme, sayma.

Toplum : Topluluk. Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet.

Topluluk : Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Vücudun dolgun olma durumu. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Sanatçı grubu. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme.

Birey : İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert.

 

Görüş : Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Gözle bir şeyi algılama yetisi.

İnanış : İnanma işi. İnanılan şey.

Feraset : Anlayış, seziş, sezgi. Zekâ.

İzan : Anlayış, anlama yeteneği.

Hoş : Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde. Bununla birlikte. Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Ayıran : Işığı yalın ögelerine ayırma özelliği olan.

Özellik : Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite.

Konsept : Anlayış, görüş. Tarz. Düzen. Kavram.

Anlayışlı uç : Bellek ve birtakım veri işleme olanaklarıyla donatılmış bilgisayar ucu.

Anlayışsızca : Anlayışsız bir biçimde, anlayışsızcasına.

Anlayışsızcasına : Anlayışsızca.

Anlayışsızlaşma : Anlayışsızlaşmak durumu.

Anlayışsızlaşmak : Anlayışsız duruma gelmek, anlayış göstermez olmak.

Anlayış ile ilgili Cümleler

  • İki ülke arasında kültürel değişim devam ederken, onların karşılıklı anlayışı daha da derinleşti.
  • Onun tarz anlayışını seviyorum. Kıyafetleriyle makyajı her zaman hoş.
  • Dünyadaki matematikçiler yeni daha adil bir ekonomik anlayış için çalışmıyorlar mı?
  • Espri anlayışı, düşük özsaygısının bir göstergesi olarak, kendini aşağılamak üzerine kuruluydu.
  • Cümleler kelimelere içerik getirir. Cümlelerin kişilikleri vardır. Onlar komik, akıllı, aptal, anlayışlı, dokunaklı, incitici olabilirler.
  • Öğretim insan şahsiyetinin tam gelişmesini ve insan haklarıyla ana hürriyetlerine saygının kuvvetlenmesini hedef almalıdır. Öğretim bütün milletler, ırk ve din grupları arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu teşvik etmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın idamesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.
  • Benim ilk izlenimim onun anlayışlı bir politikacı olduğu yönünde.
  • Yaygın anlayış, rütbeleri farklı olan kişilerin onurlarının da farklı olduğu şeklindedir.
  • Hiçbirinizin din anlayışı, yaşam tarzı Allah'a inanış biçiminiz beni ilgilendirmiyor.
  • Sizlerin din anlayışı yüzünden minik minik ateistler meydana getireceksiniz.

Diğer dillerde Anlayış anlamı nedir?

İngilizce'de Anlayış ne demek? : n. understanding, intelligence, sensibility, comprehension, mentality, apprehension, cognizance, discernment, horizon, percipience, sagacity, savvy

Fransızca'da Anlayış : compréhension [la], intelligence [la], appréhension [la], entendement [le], entente [la], mentalité [la], tolérance [la], pénétration [la]

Almanca'da Anlayış : n. Einblick, Einsehen, Einsicht, Gefühl, Geisteshaltung, Intelligenz, Konzeption, Scharfsinn, Sinn, Verständnis

Rusça'da Anlayış : n. понимание (N), догадливость (F), сообразительность (F), сметливость (F), воззрение (N), представление (N), понятие (N)