Artık nedir, Artık ne demek

Artık; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Artık" ile ilgili cümleler

  • "Artık onlar en lüks gazino ve barlara gidiyorlar, gecelerini oralarda geçiriyorlardı." - T. Buğra
  • "Kumaş artığı.""Dibinde bir yudumluk kararmış çay artığı vardı." - Y. Atılgan

Yerel Türkçe anlamı:

Faziletli.

Artık, bundan böyle, daha

İki yaşından itibaren oğlaklıyan keçi.

Artmış olan, artık

Bundan sonra artık

Geçmiş.

Kızlığını gayrimeşru kaybeden kız.

Başka.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Belirli bir işlem sonucunda geriye kalan, artan.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Bir ekonominin kendini yeniden üretebilmesi için gerekli olandan daha fazla üretim yapması.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

(…)nin bir (…)delik yöresinde çözümsel olan bir f karmaşık işlevi için, C söz konusu delik yöre içinde kalan ve z0 noktasını içeren bir yalınç kapalı doğrultulur eğriyi göstermek üzere, (…)karmaşık sayısı.

Tarih'teki anlamı:

Bir vakfın gelirinden giderleri çıktıktan sonra kalan para.

 

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: artuk]

Artık isminin anlamı, Artık ne demek:

Erkek ismi olarak; Erdemli, nitelikli, üstün. Fazla, çok, daha çok.

Bilimsel terim anlamı:

İki nicelik arasındaki çıkarım. Örneğin, bir değişkenin gerçek değeri gözlenen değerinden çıkarıldığında elde edilen değere artık denilebilir. Bu değere çoğunlukla yanılgı adı da verilir, ay. bk. yanılgı.

Bir kimsyasal tepkimeden sonra arta kalan, işe yaramayan özdekler.

(I) Bir işlemden arta kalan özellik ya da özdek.

(II) İşlemlerden sonra arta kalan özdek ya da özelliğe bağlı olan.

kimya, metalbilim: Bir işlemden arta kalan özellik ya da özdek.

Kimi koşuklarda uzun dizelerden sonra gelen ölçülü kısa dizeler bk. artıklı.

İngilizce'de Artık ne demek? Artık ingilizcesi nedir?:

residue, surplus, residual, waste

Fransızca'da Artık ne demek?:

résidul

Osmanlıca Artık ne demek? Artık Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

posa, rüsûb, zevaid, ziyade, bakiye

Artık kısaca anlamı, tanımı:

Artık değer : İşçinin, iş gücünün karşılığı olarak ödenen değerin üzerinde ürettiği ve işverenin, karşılığını ödemeksizin sahip olduğu ek değer.

Artık emek : İşçinin, ek süre içinde harcadığı ve sonucunda artık değer yarattığı, karşılığı ödenmeyen emek.

 

Artık göl : Önceden denizken kurumalar, çekilmeler yüzünden göl durumuna gelmiş yer.

Artık gün : Artık yıllarda şubat ayına eklenen yirmi dokuzuncu gün.

Artık yıl : Dört yılda bir gelen 366 günlük yıl, seneikebise.

Eksik artık : Elde ne varsa.

Üretim artığı : Ekonomide üretim fazlalığı.

Artıklama : Artıklamak işi.

Artıklamak : Yemekte artık bırakmak.

Yetti artık : Bir olaydan veya sözden aşırı derecede sıkıntı duyulduğunu anlatan bir söz.

Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Bir çıkarmanın sonucu.

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.

Bundan : Bu nedenle.

Büyük : Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Niceliği çok olan. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Büyük abdest. Üstün niteliği olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı.

Aralık : İki nota arasındaki perde uzaklığı. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Yarı açık, tam kapanmamış. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Tuvalet. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. Ara. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel.

Yarım : Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri. Bir bütünün yarısı olan miktar. Saatte on iki otuz. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan. Hastalıklı, sakat, sağlıksız.

Daha : Var olana, elde bulunana ek olarak. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Bunun dışında. Henüz.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Fazla : Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde. Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan.

Böyle : Bunun gibi, buna benzer. Bu derece. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu yolda, bu biçimde, hakeza.

Sonra : Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz. Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Daha uzak ve ileri bir yerde. Arkadan gelen bölüm veya zaman.

Artık açıklama : Esasen kendi kendine anlaşılan bir ifadeye katılmış açıklayıcı söz (ARTIK AÇIKLAMALI, Epéxégétique).

Artık akım : Damlayan civa elektrotta görülen eser safsızlıklardan da ileri gelebilen, küçük, faradayik olmayan akımlar.

Artık alan : Çiftlerde oyun içi sayılan ve tekler alanının iki yanında, tek ve çift oyun alanlarının yan çizgileri arasında kalan 1,37 m. enindeki alan bölmeleri.

Artık bilgi : Gösteriminde artıklık bulunan bilgi.

Artık bölüğü : Bir eşleşimi sağlayan sayıların kümesi.

Artık cisimler : Metabolizma sonucu hücre sitoplazmasında biçimlenen ve yaşlanma pigmentinin otofajik vakuollerde toplanması.

Artık çalışma : Yasa ile sınırlandırılan olağan süreden daha çok çalışma. Görevliyi, işçiye yapılagelen işin önemi, ivediliği gibi nedenlerle kendi onamı da alınarak yasasında belirtilen sınırları aşmamak üzere olağandan çok çalıştırma.

Artık değer kuramı : Kapitalist üretimin artık değer ve dolayısıyla emeğin sömürüsüne dayandığını ifade eden ve Karl Marx tarafından geliştirilen kuram.

Artık değer oranı : Marksist kuramda, sermayenin emek gücünü sömürme derecesini gösteren ve artık değerin değişken sermayeye bölünmesiyle hesaplanan oran.

Artık değişke : Bir veri kümesi değişkesinin, belirli dizgesel öğelerin etkilerinin kaldırılmasından sonra artakalan bölümü. Açıklanamayan nedenlere dayalı değişimi ölçer. anlamdaş yanılgı değişkesi.

Artık ile ilgili Cümleler

  • Doktor, hastasına bir iyi ve bir kötü haberi olduğunu söyler: "Kötü haber artık bu günden sonra yaşamayacaksınız. Ve işte iyi haber, bunu size dün söylemeyi unuttum."
  • İnsanları olduğu gibi kabul ediyorum herkesin düşüncesi kendine saygı duyuyorum kimi insanları kimi hayvanları kimi eşyaları daha çok sevmiş olabilirim ama artık benim de yuva kurmaya ihtiyacım var.
  • Gök gürültüsü bilimsel olarak açıklanmıştır, ve insanlar onun tanrıların insanlara kızgın olduğunun bir işareti olduğuna artık inanmıyorlar, bu yüzden gök gürültüsü de biraz daha az korkutucudur.
  • Fransa'nın para birimi franktı ve sembolü "₣" idi. Frank Fransa'da artık kullanılmıyor ama Gine gibi bazı eski Fransız kolonilerinde hâlâ kullanılmaktadır.
  • Soçi Olimpiyatları sırasında, Kobukuro tarafından bestelenen tanıtım şarkısı büyük bir hit oldu. Herkes onu duymuştur eminim. Ama şimdi üç ay oldu. Biz artık o şarkıyı dinlemiyoruz, değil mi?
  • Ben söylemedikçe istediğin kadar etrafına sor istediğin kadar izle evde kamerayla takip et telefonlarımı dinle facebook hesabıma da göz at beni tanıyamazsın ve ne yapacağımı kestiremezsin anla artık.
  • Facebook sayesinde, sinsice izlemek artık birkaç özverili hayranın kalesi değildir ama yoğun ev kadını için bile oldukça uygun bir yüksek otomasyonlu görevdir.
  • Jale'e nasıl güveneyim sen söyle lisede seviyordu sonra üniversitede başkasıyla çıktı sonra ne söylediyseniz artık tekrar sevdi şimdi tekrar sevmiyor nasıl güveneyim sen söyle.
  • Açıkçası sen göt korkundan kuyruğunu apış arana sıkıştırmışken ben canımı ortaya koydum sonra kalkmış bana hain, korkak ve önemli değilsin diyorsun; seninle ben aynı kalibrede değiliz; sen benimle konuşabilecek insan değilsin bunları algıla artık.
  • 5 Mart Cuma günü kararlaştırılan 10 Milyar Avroluk kurtarma planı uyarınca Güney Kıbrıs bankalarında 100,000 avronun üzerinde parası bulunan mudilerin artık tasarrufları üzerinden yüzde 9.9 vergi ödemesi gerekecek.

Diğer dillerde Artık anlamı nedir?

İngilizce'de Artık ne demek? : adj. waste, residual

adv. anymore, no longer, no more, at that

n. dregs, leftover, scraps, waste, discard, spoils, dross, refuse, remainder, remnant, residual, residue; shoddy, tag end, fag end, last part of something after the best part of it has been used, leftover of cloth (British)

Fransızca'da Artık : reste [le], surplus [le], excédent [le], reliefs, de trop, plus, désormais, en trop, ne ... plus, ne plus

Almanca'da Artık : n. Plus, Residuum, Rest, Überrest, Überschuss

adj. überzählig

adv. nun, schon

Rusça'da Artık : n. избыток (M), излишек (M), остаток (M), сальдо (N)

adj. избыточный, остаточный

adv. наконец, уж`е, уж