Artifact türkçesi Artifact nedir

  • Elişi.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Yapaylık.
  • Yapay doku.
  • Eser.
  • Tarih öncesi insanlarının yaptığı araç.
  • Özellikle ilk insanların meydana getirdiği sanat eseri.
  • İnsan eliyle yapılmış şey.
  • Yapı.
  • İnsan yapımı.
  • İnsan eliyle yapılan şey.
  • İlk insanların yaptığı sanat eseri.
  • Yapay olgu.

Artifact ingilizcede ne demek, Artifact nerede nasıl kullanılır?

Acoustic enhancement artifact : Ultrasonografide, ses demetinin sıvılar gibi içinden geçtiği dokularda daha az zayıflatıldığında ortaya çıkan artefakt, akustik artış artifaktı. Eko artışı artifaktı.

Coding artifact : Kodlama yapaylığı.

Edge artifact : Kırılma artifaktı. Ultrasonografide, sesin farklı dokulardan farklı hızlarda geçerken oluşan ses kırılmasının görüntü bozulmasına yol açması. özellikle kistik oluşumların kenarlarının alt kısımlarında hipoekoik gölgelenmeler şeklinde görülür.

Lateral shadowing artifact : Ultrasonografide safra ve idrar torbası gibi içi sıvı dolu yapıların yan taraflarında görülen ve aşağıya doğru uzayabilen koyu gölgelenme, tanjant fenomeni. Yan gölgelenme artifaktı.

Reverberation artifact : Ultrason dalgalarının katı ortamdan sıvı ortama geçtikleri bölgelerde çizgi biçiminde görülen eko artışları, reverberasyon artifaktı. aşırı yansıtma farklarının bulunduğu dokular yan yana bulunduğunda biçimlenir, yakın alan artifaktı. Yineleme artifaktı. Reverberasyon artifaktı.

 

Mirror image artifacts : Ultrasonografide, ses demetinin, düzgün ve güçlü bir yansıtıcı yüzeyle karşılasması sonucunda meydana gelen görüntü hatası. Ayna artifaktı.

Refraction artifacts : Kırılma artifaktı. Ultrasonografide, sesin farklı dokulardan farklı hızlarda geçerken oluşan ses kırılmasının görüntü bozulmasına yol açması. özellikle kistik oluşumların kenarlarının alt kısımlarında hipoekoik gölgelenmeler şeklinde görülür.

Artifically acquired active immunity : Suni kazanılmış etkin bağışıklık. Aşılama sonucu organizmada meydana gelen bağışıklık.

Artifical cure : Suni şifa. Doğal şifanın meydana gelmediği zamanlarda ve aynı zamanda doğal şifayı daha çabuk ve eksiksiz sağlayabilecek hekim ve ilacın yardımına başvurma.

Artifactitious : İnsan eliyle yapılmış. İnsan eliyle yapılan şeyle igili. Artifaktitiyöz. İnsan yapımı. İnsan eliyle yapılan şeye ait.

İngilizce Artifact Türkçe anlamı, Artifact eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Artifact ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Opening : Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının genişlik durumu bakımından taşıdığı özellik a, e, o, ö, ünlüleri ile ı, i, u, ü ünlüleri açıklık dereceleri birbirinden farklı olan ünlülerdir. bk. genişlik derecesi || bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: ayar/ayar, bayan /bayan, yarın / yarın, dünya / dünya, gafil / gafil, marul / marul, sevda / sevda vb. Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının açıklık bakımından gösterdiği özellik: a ve e ünlülerinin genişlik dereceleri o ve ö, ı ve i ünlülerinden daha fazladır. bir dil sesinin özellikle bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: alfabe/alfābe, ayar/āyar, bayan/bāyan, yarın/yārın, dünya/dünyā, gafil/gāfil, marul/mārul, sevda/sevdā vb. burada ünlülerin kısa veya uzun söylenişlerinde, uzunluktan çok ağız açıklığı söz konusudur. Açıklık derecesi. Açıklık. Ünlülerin oluşmasında iki çene arasındaki açıklık, ünlülerin oluşma koşulları bakımından taşıdıkları açık olma özelliği. ünlüleri açıklık bakımından a, e, o, ö, u, ü, ı, i biçiminde sıralamak mümkündür; a ve e ünlüleri açıklık bakımından ı ve i ünlüleri ile aynı sıraya konamaz. bk. ve krş. genişleme, ünlü genişlemesi. Genişlik derecesi.

Construction : Yapılış. Yapı endüstrisi. Geçme. Konstruksiyon. Bina. Konstrüksiyon. Yapma. İnşaat. Anlam verme.

Consequence : Sonuç. Akıbet. Önem. Semere. Serencam. Ehemmiyet. Netice. Önemli sonuç.

Square : Anıtların, tarih yapıtlarının, önemli yapıtasarcılık yapıtlarının çevresinde ya da yakınında, genellikle taşıt dolaşımına açık tutulmayan, herkesin oturup dinlenmesine elverişli duruma getirilmiş, dileyenlerin, gereğinde siyasal toplantılar da yapabilecekleri genişçe düzlük. Karelere bölmek. Doğrultmak. Uymak. Ödemek. Yerleştirmek. Düzeltmek. Para yedirmek. Kare. Dördül.

Structure : Bütünüyle tasarımlamak. Biçimlendirmek. Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni, durumu. Planlamak. Oyun yapısını ortaya çıkaran doku. Örgü. Oyun dokusu, işlenişi, çatısı. konunun ana çizgisi. tuluata dayanan tiyatroda senaryo. Yapılandırmak. Bir halkbilim olay ya da ürününün örge öbeği, örge tümgesi ya da örge tümgeleri biçimindeki içyapısı. bk. örge, örge tümgesi. krş. dışyapı. Kayaç kütlelerinin kıvrılma, kırılma gibi biçim değiştirme olayları ve iç itim sonucu birbirleriyle ilgili durumları.

Paving material : Kaplama malzemesi. Kaplama gereci. Yol kaplama malzemesi.

Instrumentality : Vasıta. Araç anlayışı. İşe yararlık. Yararlılık. Araç. Aracı olma. Vasıta olma.

Adventive cone : Ek koni. İlerleme hunisi. Parazitik koni. İlerleme konisi. Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi.

Ornament : Bezeme. Süsleme. Aksesuar. Donatmak. Övünç kaynağı. Süs eşyası. Ziynet. Süs. Süslenme. Temelinde dinsel-büyüsel inançlar; kişinin kendini saydırma ve toplumsal yerini belirleme isteği; zenginlik, cinsel istek uyandırma vb. nedenlerle sırasında birtakım acılara da katlanarak gövdenin belli yerlerinin doğal biçimini ve görüşünü türlü yollarla değiştirme ya da iyice belirtme; bu amaçla incik boncuk takınma, boyalar sürünme ve giyinme, a. bk. diş biçimini değiştiririn, dövmecilik, gövde sakatlama, kafatası biçimini değiştirim, yarayla bezenim.

Float : Su yüzünde götürmek. Uzak duruş. Uçmak. Kapama düzenini sağlayan metal ya da plastikten yapılmış suda yüzen top. Dolaşmak. Kurmak şirket. Kurmak (şirket). Olta, ağ vb. avlanma aracının suda yüzmesini veya orta su kesiminde belli bir derinlikte kalmasını veya yüzmesini sağlamak doğal ve yapay mantar, içi hava dolu plastik, polyester, fiberglas malzeme, ağaç, sertleştirilmiş lastik ve strafor vb malzemelerden yapılandırılmış ve farklı biçimlerde olabile yapılar. Batmamak. Yüzertop.

Artifact synonyms : trade good, flat solid, installation, alcalic fumarole, handiwork, bloods, achievement, bed, consequences, opus, restoration, whole, squeaker, acid fumarole, being, artifactitious, cloth, pavement, electroplate, advance of aglacier, thing, architecture, bdg, decker, adjacent rock, building material, textile, blood, affectedness, agricultural geology, track, strip, lemon.

Artifact zıt anlamlı kelimeler, Artifact kelime anlamı

Custom made : Ismarlama. Ismarlama ürün. Sipariş üzerine yapılmış. Alıcının özel istek ve siparişleri doğrultusunda üretilmiş ürün.

Artifact antonyms : natural object.

Artifact ingilizce tanımı, definition of Artifact

Artifact kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Applied esp. to the simpler products of aboriginal art as distinguished from natural objects. A product of human workmanship.