Asla nedir, Asla ne demek

Asla; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Asla" ile ilgili cümleler

  • "Kimseye faydası olmayıp da yalnız kendi nefsine ayırdığın servet, asla makbul değildir." - A. Kabaklı

Yerel Türkçe anlamı:

Asıl, esas.

Asla anlamı, kısaca tanımı:

Aslan : Zodyak üzerinde Yengeç ile Başak arasında yer alan takımyıldızın adı. Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, erkekleri yeleli, yırtıcı, uzunluğu 160, kuyruğu 70 santimetre ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir tür memeli, arslan. Gürbüz, cesur ve yiğit adam.

Aslan gibi : Boylu boslu, güçlü ve yakışıklı. sağlığı yerinde.

Aslan kesilmek : Aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek.

Aslan kocayınca sıçan deliği gözetir : "güçlü olduğunda ağır ve büyük işler yapan, büyük kazançlar elde eden kimse, güçten düşünce pek küçük işlerle uğraşır, azla yetinir" anlamında kullanılan bir söz.

Aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir : "güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüzü kıpırdayamayacak duruma getirir" anlamında kullanılan bir söz.

Aslan payı : Hak edilenden daha çok alınan pay.

Aslan postunda gönül dostunda : "canlı, cansız her şeyin bir yakışığı vardır, insan onları bu durumda görmek ister" anlamında kullanılan bir söz.

 

Aslan yatağından belli olur : "bir kimsenin oturduğu yerin durumu, onun kişiliğini belli eder" anlamında kullanılan bir söz.

Aslan yürekli : Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.

Aslan yüreklilik : Aslan yürekli olma durumu.

Aslanağzı : Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu. Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı.

Aslanapa : Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.

Aslanca : Aslan gibi. (asla'nca) Aslana yakışır bir biçimde, aslancasına, yiğitçe.

Aslangiller : Kedi cinsinden olan bütün etoburları içine alan hayvan familyası.

Aslanım : Gençler, delikanlılar için kullanılan bir seslenme sözü.

Aslanımsı : Aslansı.

Aslanın ağzında olmak : Elde edilmesi çok güç olmak.

Aslankulağı : Bir sap üzerinde dizili sarı veya kırmızı çiçekli otsu bir bitki.

Aslankuyruğu : Ballıbabagillerden, eskiden hekimlikte terletici olarak kullanılan bir bitki, yer pırasası (Leonurus).

Aslanlık : Yiğitlik, cesaretlilik.

Aslanpençesi : Gülgillerden, sarı, beyaz çiçekli bir yabani bitki (Alchemilla). Şirpençe.

Aslansütü : Rakı.

Aç kurt aslana saldırır : "açın gözü kararmıştır, karnını doyurmak için ölümü bile göze alarak kendisinden kat kat güçlü olan yaratıklarla boğuşur" anlamında kullanılan bir söz.

 

Al ile aslan tutulur güç ile sıçan tutulmaz : "bir kimse zekâsını kullanarak kendisinden güçlü olan yaratığı yenebilir ancak gücünü kullanarak kendisinden daha güçsüz ama zeki olan bir yaratığın üstesinden gelemez" anlamında kullanılan bir söz.

Dağ aslanı : Puma.

Ekmek aslanın ağzında : "geçim sağlayacak bir iş bulmak ve para kazanmak kolay değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Gemi aslanı : Hiçbir işe yaramayan adam.

Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar : "herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Herkesin gönlünde bir aslan yatar : Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar.

On para on aslanın ağzında : "para kazanmak çok güçleşti" anlamında kullanılan bir söz.

Yeni dünya aslanı : Puma.

Zaman : Çağ, mevsim. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Dönem, devir. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.

Şekil : Biçim. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Anlatım biçimi. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Biçim. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi.

Sakın : Asla. "Korkulacak bir durum olmasın" anlamında kullanılan bir söz.

Hiçbir : Bir addan önce getirilerek o adın bildirdiği varlıktan bir tanesinin bile olmadığını anlatan bir söz.

Katiyen : Hiçbir zaman, asla. Kesinlikle.

Zinhar : Asla.

Aslahat : Sakın, aman: Bunu aslahat duymasın.

Aslahatten : Çok şey anlamında şaşma ünlemi.

Aslamalık : Fidanlık.

Aslan çene hastalığı : Köpeklerde, alt çene kemiğinin kalınlaşması, alt çene kemiğinin dış yüzü ile, şakak kemiği üzerinde, çift taraflı, bakışımlı, çıkıntı tarzında kemik üremeleri sonucu yüzün aslan görünümünü andırması, tekrarlayan ateş ve ağzın açılmasındaki zorluktan kaynaklanan salya akışı ve yeme güçlüğüyle belirgin, kendiliğinden iyileşebilen, özellikle gençlerde görülen kalıtsal hastalık. İskoç teriyeri ve Batı Bölgesi Dağlık Beyaz Teriyeri özellikle duyarlıdır, kranyomandibuler osteopati, kranyomandibular hiperosteozis, köpek kranyomandibular osteopatisi.

Aslan eğiticisi : Aslanları, bu hayvanlara özgü biçimde eğiterek buyruğu altına alan kişi.

Aslan köpek : Pekin köpeği.

Aslan kuyruklu makak : (zooloji)

Aslan postunda, gönül dostunda : “canlı, cansız her şeyin bir yakışığı vardır, insan onları bu durumda görmek ister” anlamında kullanılan bir söz.

Aslan takımyıldızı : (astronomi)

Aslan taklası : Kollarla yer itilerek geriye savrulup ayağa kalkılan ters takla.

Asla ile ilgili Cümleler

  • Tom, John'un niçin cırcır böceği izlemekten asla hoşlanıyor gibi görünmediğini Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.
  • Bu genç ve yaşlı, zengin ve fakir, Demokrat ve Cumhuriyetçi, siyahi, beyaz, Hispanik, Asyalı, Amerikan yerlisi, eşcinsel, düz, engelli ve engelsizler tarafından konuşulan cevaptır. Sadece bir bireyler koleksiyonu veya bir kırmızı ve mavi eyaletler koleksiyonu asla olmadığımızı belirten, dünyaya mesaj gönderenler Amerikalılardır. Biz, ve her zaman Amerika Birleşik Devletleri olacağız.
  • Özensiz görünmeye çalışmıyorum asla, ama itiraf etmeliyim ki, istemeden yaptığım yazım hatalarıyla adım çıkmıştır.
  • Valentina Tereshkova asla uzaya ikinci bir yolculuk yapmadı . O Komünist Partisinin önemli bir üyesi ve Sovyet hükümetinin bir temsilcisi oldu.
  • Herhangi bir tür Tayland yiyeceği asla yemedim, bu yüzden büyük annemle birlikte bir Tayland restoranına gitme hakkında oldukça heyecanlıyım.
  • Biz kesinlikle bir sürü sosisli sandviç yedik. Yaşadığım sürece asla bir tane daha sosisli sandviç görmek istemiyorum.
  • Bu günlerde, "aslan payı" genellikle "en büyük pay" anlamına gelmektedir; fakat çok geçmeden önce "onun hepsi" anlamına geliyordu.
  • Obama yukarıdan aşağıya ekonominin asla işe yaramadığını söyledi. Ülke sadece çok üstte olanlar iyi yaptıkları zaman ülke başarılı olmaz.Biz orta tabaka daha da büyüdüğü zaman, daha fazla güvenlik hissettiğinde başarılı oluruz.
  • Nietsche metafizikçidir. Yani Nietsche'ye göre bilim her şeyi bilemez ve bilimin ötesinde bilimin asla bilemeyeceği şeyler vardır.
  • Ali ve Mary safariye gittiler ve örneğin aslanlar, zürafalar, zebralar ve su aygırları gibi birçok hayvanı gördüler.

Diğer dillerde Asla anlamı nedir?

İngilizce'de Asla ne demek? : [ASLA] adv. never, ever, in no way, on no account, not a bit, far from, not by a fraction, not an iota, by no manner of means, by no means, ne'er, nevermore, nohow, not at all, nothing, no way, nowise, in no wise

interj. never, no way, no whit, nuts! [sl.], not a whit, nothing doing

n. ace, expert; ermine, stoat

Fransızca'da Asla : jamais, aucunement, ne jamais, nullement, pas du tout

Almanca'da Asla : adv. gar nicht, keinesfalls, keineswegs, mitnichten, nie, nimmer