Atış nedir, Atış ne demek

Atış anlamı, tanımı:

Atış yeri : Ateşli silahlarla atış alıştırmaları yapılmış olan yer, poligon.

Çengel atış : Basketbolda çembere yan durarak tek elle baş üzerinden geçirilerek atılan şut, hukşat.

Çift atış : Çıkış hakeminin, çıkışın yanlış olduğunu koşuculara bildirmek ve yarışı durdurmak için yaptığı iki el tabanca atışı.

Endirekt atış : Çift vuruş.

Potalı atış : Basketbolda topu potaya çarptırarak çembere sokma.

Ayak atışı : Oyuncu çocukların iki takıma ayrılmasını sağlama amacıyla iki kaptan çocuğun ayaklarını boylamasına veya enlemesine karşılıklı yere koyarak eş seçmeleri.

Başlama atışı : Voleybol, tenis ve masa tenisi oyunlarında ilk servis. Basketbolda oyuna başlarken topun hakem tarafından havaya atılması.

Borda atışı : Savaş gemisinin bir tarafında bulunan bütün topların hedefi yok etmek amacıyla bir anda ateş etmesi.

Ceza atışı : Futbol ve hentbolda ceza alanı dışında yapılmış olan kural dışı bir hareket sebebiyle yapılmış olan atış, ceza vuruşu. Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılmış olan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılmış olan atış, penaltı.

 

Hava atışı : Basketbolda hakemin iki takımdan birer oyuncunun arasında topu havaya atarak oyunu başlatmak için topu havaya atması. Futbolda hakemin duraklayan oyunu iki takımdan birer oyuncunun arasında havaya topu atarak başlatmak için topu havaya atması.

Kenar atışı : Hentbolda oyun alanından çıkan topu kenar çizgisinden oyuna sokma atışı.

Korner atışı : Köşe atışı.

Köşe atışı : Futbol, hentbol ve su topunda bir oyuncu, topu kendi kale çizgisi dışına çıkardığında karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan yapılmış olan serbest atış, köşe vuruşu, korner, korner atışı, korner vuruşu.

Nokta atışı : Önceden belirlenen hedefe ateşli silahlarla yapılmış olan isabetli atış. Hedefi tam tutturma.

Penaltı atışı : Futbolda ceza alanı içinde penaltının kullanılması.

Taç atışı : Futbolda taca çıkan topun, karşı takım oyuncusu tarafından elle baş üzerinden geçirilip arkadan öne doğru oyun alanına atılması, yan atışı.

Yan atışı : Taç atışı.

Atışma : Saz şairleri, belli bir ayak üzerine karşılıklı deyiş söyleme. Atışmak işi.

Atışmak : Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek. Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak.

Atıştırma : Atıştırmak işi.

Atıştırma yeri : Müzik dinlenilen ve ayaküstü yemek yenilen eğlence yeri.

Atıştırmak : Yağmur veya kar serpiştirmek. Acele olarak yemek veya içmek.

Atıştırmalık : Çerez. Atıştırmaya yarayan.

Kalp : Sevgi, gönül. Düzme, sahte, geçmez (para). Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek. Kalp hastalığı. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. Yalancı, kendine güvenilmeyen. İşe yaramaz, tembel. Duygu, his.

 

Vuruş : Vurma işi. Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik. Tempo. Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp.

Çarpış : Çarpma işi.

Atma : Atmak işi.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Atış bilgisi : Mermi atışlarını inceleyen işleybilim dalı.

Atışabilme : Atışabilmek işi.

Atışabilmek : Atışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Atışbilim : Boşluğa atılan özdeklerin, özellikle savaş mermilerinin namlu içinde ya da dışındaki devinimini inceleyen bilim dalı.

Atışdırmak : Geciktirmek, atlatmak. Tokatlamak, biraz dövmek.

Atışlı akımölçer : Anlık bir akım atımının taşıdığı elektrik yükü tutarını veren akımölçer.

Atışlı sarkaç : Bir merminin yatay hız birleşenini ölçmek için kullanılan ve bir düzlemde salınabilen nesne.

Atıştırabilme : Atıştırabilmek işi.

Atıştırabilmek : Atıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Atıştırış : Atıştırma işi.

Atış ile ilgili Cümleler

  • Tom'un silah atışından önce dışarı gittiğinden oldukça eminim, daha sonra değil.
  • Belki piyade tüfeği ve tabanca atışında hedefi vuramam ama arkamdan gelen vurur.
  • Doktor bana daha az yüksek kalorili atıştırmalıklar yememi söyledi.
  • Tabancayla, tüfekle atış yapmak istiyorum ayrıca öğretilirse pazartesi el bombası atmak istiyorum.
  • Onun ne olduğundan emin değilim ama bir silah atışına benziyordu.
  • Ali evine giderken yemek için bir iki lokma atıştırmak istedi.
  • Wimbledon'da şimdi, servis atışlarını değerlendiren özel elektronik aletler var.
  • Yarın yapılacak olan üç kilometrelik koşuda, piyade tüfeğiyle atışta, tabancayla atışta yer almak istiyorum.
  • Sağlıklı bir insanın kalp atışlarındaki süre aralığı yaklaşık olarak 0,8 saniyedir.
  • Fransa'nın kalecisi yere daldı ve Ronaldo'nun atışını kurtardı.

Diğer dillerde Atış anlamı nedir?

İngilizce'de Atış ne demek? : [ATIS] adj. shooting

n. beat, throw, firing, shooting, shot, burst, chuck, fling, gunshot, inning, innings, pistol shot, projection, put, shoot, shy

v. quarrel, bicker, have a tiff, bandy words, altercate, bandy, jangle, spat, squabble, have words with smb.

Fransızca'da Atış : tir [le], jet [le], lancer [le]

Almanca'da Atış : n. Beschuss, Schuss

Rusça'da Atış : n. биение (N), бросок (M), стрельба (F)

adj. пусковой