At a blow türkçesi At a blow nedir

At a blow ingilizcede ne demek, At a blow nerede nasıl kullanılır?

At : Bir hareketin hedefini gösterir. Nezdinde. Ya. Üzere. Yanında. Bir yeri belirtmek için kullanılır. De. A. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Hatta.

A : Herhangi bir. Bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. En yüksek not. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Pek iyi. Amperin simgesi. Argonun simgesi. Belirli bir tür veya nitelikteki. (herhangi) bir.

Blow : Esmek (rüzgar). Çalmak. Yanmak. Çiçeklenmek. Darbe. Solumak. Harcamak. Sigorta atmak (elektrik). Su fışkırtmak (balina). Hava vermek.

At a bargain price : İndirimli özel fiyat. İndirimde. Düşük fiyata.

At a bound : Bir hamlede.

At a discount : İndirimli. Ucuza. Tenzilatla. İskonto ile. İskontolu olarak arz.

At a good clip : Bir çırpıda. Çabucak. Hızla.

At a gallop : Dörtnala.

At a crossroads : Kavşakta.

At a disadvantage : Daha aşağı pozisyonda. Dezavantajlı olma. Daha düşük bir noktada.

İngilizce At a blow Türkçe anlamı, At a blow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak At a blow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

All at once : Hep birden. Aynı anda. Birdenbire. Hepsi birlikte. Ansızın. Hepsi birden.

Instantaneously : Hemen. Hiç beklemeden. Ani. Derhal.

 

At one heat : Bir defada.

Instantaneous : Işıklama süresi saniyenin 1/25'i ya da daha kısa olan, hızlı bir devinimi, oluşumu sırasında saptayan fotoğraf çekme yöntemi. hazırlıksız olarak gerçekleştirilen çevirim. Hemen meydana gelen. Hemen. Şipşak. Bir anda olan. Enstantane. Küçük ya da sonsuz küçük bir sürede olan. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Anlık.

At the drop of a hat : Birdenbire. Ha deyince. Hemencecik. Hemen. Hemen ve seve seve. Gecikmeden (konuşma dili). İşaret verilince. Derhal. Hemen istekle. Tereddütsüz.

Abruptly : Beklenmedik bir şekilde. Gafleten. Palas pandıras. Birdenbire. Fücceten. Sert ve kısa olarak. Ansızın. Terslikle. Durup dururken.

Before i knew it : Ben farkına varmadan önce. Ne olduğunun farkına bile varmadan. Ne oluyor dememe kalmadan. Birden bire. Daha ne olduğunu anlamadan. Ben bilmeden önce. Ben farkında olmadan.

At a time : Bir zamanlar. Zamanda. Belli bir dönemde. Bir seferde. Anda.

Extempore : Provasız. Hazırlıksız. Ani. İrticalen. Doğaçlamayla söylenen. Hazırlıksız yapılan konuşma. Doğaçtan. Anında yapılan. Doğaçlamayla yapılan.

At once : Bir defada. Akabinde. Birdenbire. Hemen. Bir kerelik. İlk elde. Hemencecik. Hep birden. Şimdi.

At a blow synonyms : all of a sudden, at the same time, slap bang, before you can say knife, bruskly, acutely, in a while, by surprise, instantly, before one could say jack robinson, at a stroke, before he could say jack robinson, at one fell swoop, at one breath, bump.