Attitudes türkçesi Attitudes nedir

Attitudes ile ilgili cümleler

English: One of the reasons is the difference between Japan and other countries in their attitudes toward education.
Turkish: japonya ve diğer ülkeler arasındaki farklılığın nedenlerinden biri eğitime bakışlarıdır.

English: Attitudes are changing.
Turkish: Tutumlar değişiyor.

English: I'm fed up with your attitudes.
Turkish: Ben senin davranışlarından bıktım.

Attitudes ingilizcede ne demek, Attitudes nerede nasıl kullanılır?

Attitude constellation : Demokrasi, tutuculuk gibi birden çok tutum ya da kanıdan oluşmuş ölçüm konusu. Tutum takımı.

Attitude continuum : Tutum sürekliliği. Bir tutumun ölçüm boyutu olarak iki uç arasında yer alan sınırsız sayıda konum ya da dizillerden oluşmuş bütünlüğü.

Attitude control : Durum kontrolü. Duruş kontrolü. Vaziyet kontrolü.

Attitude indicator : Durum göstergesi.

Attitude of mind : Düşünce tarzı. Kafa yapısı.

Assume a humble attitude : Alttan almak.

Favorable attitude : Ölçeklenmiş bir tutum sürekliliğinin olumlu konumlarını oluşturan ve bireylerin onaylamaları durumunda "yandaş" olarak niteledikleri tutum. Yandaş tutum.

 

Attitude structure expectation : Tutum beklentisi. Bir görüşmede görüşmecinin, yanıtlayıcıda kavramsal bakımdan tutarlı ve bütünleşmiş bir tutum yapısının bulunduğu sayıltısıyla kapıldığı yanıt beklentisi.

Attitude scale : Bir tutum boyutunu nicel olarak ölçmeye yarayan ve ölçüm boyutuna ilişkin ölçünlü tutum sınarlarından ya da anlatımlardan oluşmuş araç. Tutum ölçeği.

Attitude pattern : Belli bir konudaki tutumların aralarında değişik biçimlerde örgütlenmelerinden oluşmuş kavramsal örüntü. Tutum kalıbı.

İngilizce Attitudes Türkçe anlamı, Attitudes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Attitudes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Economy : Tutumluluk. Ucuz. Ekonomi. Tasarruf. Ekonomiklik. Para biriktirme, varlık sağlama. Ekonomik jüye. İktisat. Ekonomik. Artırım.

Postures : Kurulmak. Yapmacık tavır takınmak. Kasım kasım kasılmak. Hal. Kasılmak. Vaziyet. Taslamak.

Location of : Parçaların yerleri. Konumu.

Pose : Şaşkınlık uyandırmak. Soru sorarak şaşırtmak. Doğurmak (sorun). Frikik vermek. Ortaya çıkarmak. Sormak. Şaşırtmak. Tavır koymak. Poz verdirmek. Tavır takınmak.

Belief : Kişiliğin derinliğine sızmış ve tüm öteki süreçlerde yansıması olan en süreğen biliş ve inanışlardan her biri. Herhangi bir öneriyi doğru diye benimseme. İman. İtikat. Akide. İnanış. İnanma. İtimat. İnanç.

 

Contexts : İçerik. Sözün gelişi. Ortam. Şartlar. Genel durum. Kontekst. Kaynak. Bağlam.

Cessation : İnkıta. Ara verme. Kesilme. Ara. Durdurulma. Durma. Sona erme. Fasıla. Mola.

Circumstance : Ayrıntı. Olay. Formalite. Hal. Şart(lar). Şart. Teferruat. Varlık. Zenginlik.

Locations : Yerleşim birimleri. Yer. Yer belirleme. Stüdyo dışı. Yerleştirme. Mevki.

Knowledge : Bilim. İnsanların toplumsal iş ve düşünme etkinliklerinin bir ürünü olan; değişen nesnel çevredeki nesnel yasal ilişkilerin dil biçimi altında düşüncel düzeyde yeniden üretilmesine dayanan olgu. Anlama. Bilgi dağarcığı. Bili. İrfan. Halkın doğal ve toplumsal çevresiyle ilgili geleneksel, kültürel edintisi, bk. halk, çevre. krş. gelenek, görenek. İnsan usunun kapsayabileceği olgu, gerçek ve ilkelerin tümüne verilen ad. insan anlığının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünsel ürün. 3-genel olarak ve ilksezi biçiminde zihnin kavradığı temel düşünceler. 4- bir yargılamada bulunabilmek için bilinmesi gereken öğelerin her birine verilen ad. 5- bir şeyi bilme hali. Haber. Tecrübe.

Attitudes synonyms : asana, mind set, unerect, ballet position, bodily property, high horse, southernism, lotus position, defensive attitude, behavioural, credence, tolerance, carriage, erect, demeanor, acceptance, relaying, cognition, disposition, missionary position, geographical location, brainwork, tendency, mental attitude, aspect, estate, conceits, conception, conceit, posture, advice, exposures, cogitation.

Attitudes zıt anlamlı kelimeler, Attitudes kelime anlamı

Intolerance : Dayanamama. Tahammül edememe. Çekememezlik. Anlayışsızlık. Hassas olma, direnme yeteneğinin olmaması. Hoşgörüsüzlük. Hoş görmeme. Tahammülsüzlük. Entolerans.

Disrespect : Hürmet etmemek. Nezaketsizlik. Saymazlık. Hürmetsizlik. Saygısızlık etmek. Saymamak. Saygısızlık yapmak. Kabalık etmek. Kabalık. Saygısızlık.

Reverence : Saygıyı belirtmek için bel bükme ve diz kırma. Ululama. Papaz efendi (irlanda'da his veya your veya their ile kullanılan bir unvan). Yüceltmek. Hayranlık. Selamlama. Huşu. Reverans. Saygı ile eğilme. -e saygı gösteren bir hareket yapmak.

Attitudes antonyms : unerect, respect, irreverence, tolerance, erect.