Attorney at law türkçesi Attorney at law nedir

Attorney at law ingilizcede ne demek, Attorney at law nerede nasıl kullanılır?

Attorney : Yasal kovuşturucu. Yetkili. Avukat. Vekil. Bir başkasının adına ve sayışımma iş yapabilmek üzere yetkilendirilen kişi. Temsilci. Mümessil. Avukatlık. Dava vekili.

At : E. Bir hareketin hedefini gösterir. Da. De. Yanında. Bir miktarı göstermek için kullanılır. A. Hatta. Nezdinde. Ye.

Law : Uzay, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Olguların zorunlu, doğal gelişimlerini belirleyen temel içsel bağıntı; olgular ya da nesnelerin özellikleri arasındaki nedensel, zorunlu ve durağan (güvenilir) bağlantı. devlet gücünce yerleştirilmiş ve yaptırıma bağlanmış, insan etkinliklerini düzenleyen buyurucu davranış kuralları ve ölçüleri. Kanun. Bilimsel araştırmanın gözlem, varsayım ve deneyimden sonra kurulan basamağı olarak, doğa olaylarının zorunlu oluşum ve gelişimini belirleyici nedensel ilişkiyi açıklayan kural ve genelleştirmeler. Adalet. Fen bilimlerinde kanun. Dava. Hukuk. Sakçı. Siyasal örgütü bulunan toplumlarda herhangi bir zamanda siyasal erkin uyulmasını yaptırıma bağladığı, çoğunlukla yazılı buyruklar ve yasaklamalar, biçimindeki davranış kurallarının tümü.

 

Attorney at low : Avukat.

Barrister at law : Dava vekili.

Counselor at law : Dava vekili. Avukat.

Sergeant at law : Özel tip ingiliz hukukçusu veya avukatı.

Serjeant at law : En yüksek rütbedeki özel tip ingiliz avukatı.

Counsellor at law : Dava vekili. Avukat.

İngilizce Attorney at law Türkçe anlamı, Attorney at law eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Attorney at law ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Barrister : Duruşmaya çıkan avukat. Vekil. Avukat (amerikan ingilizcesi). En yüksek mahkemelerde dava görebilen avukat. Dava vekili (ingiliz ingilizcesi).

Pleader : Savunucu. Savunma vekili. Dava savunucusu.

Atty : Attorney (avukat).

Accused : İtham edilen. Suçlanan. Maznun. Zanlı. Sanık. Müttehem. Suçlu.

Administration of justice : Yargı. Kaza uygulamaları. Yargı idaresi. Adalet yönetimi. Adliye.

Director of public prosecutions : Cumhuriyet savcısı. Savcılık.

Act of witness : Tanıklık.

Lawyer : Aklavcı. Hukukçu. Müdafi. Hukuki danışman. Savunman.

Abetment : Suç ortaklığı. Tahrik ve teşvik. Cesaretlendirme. Yardakçılık etme. Azmettirme. Tahrik etme. Suça katılma. Suça teşvik. Kışkırtma. Yardımda bulunma.

Attorney at law synonyms : counselor at law, advocator, barr, chief prosecutor, barrister at law, barristers, attorney at low, administer an oath, abduction, public prosecutor, law officer, director of public prosecution, case lawyer, lord advocate, advocated, acts contra bonos mores, attorney, advocates, absente, general practitioner, legal practitioner, abstainer, ballyhoo man, pleaders, administrative districts, brief, attorneys, attorney general, advocate, briefed, allegation, abstention, american law of corporation.