Ayırmak nedir, Ayırmak ne demek

  • Bölmek.
  • Farkdavranmak, fark gözetmek.
  • Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak.
  • Seçmek.
  • Bir yeri bir engelle bölmek
  • Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek.
  • İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak.
  • Birbirinden uzaklaştırmak.
  • Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

"Ayırmak" ile ilgili cümle

  • "Odayı çocuklara ayırmak."
  • "Günün fıkralarından bu kitaba ayırdıklarım pek azdır." - F. R. Atay
  • "Çocuklara pastadan biraz ayırdım."
  • "Karıyı kocasından ayırmak."
  • "Çocuklarımın hepsini aynı derecede severim, onları hiç birbirinden ayırır mıyım?"
  • "Elmayı dörde ayırmak."

İngilizce'de Ayırmak ne demek? Ayırmak ingilizcesi nedir?:

allocate, detach, disassemble, separate, reserve

Ayırmak anlamı, tanımı:

Ayırma : Ayırmak işi.

Emekliye ayırmak : Kanuna göre aylık bağlayarak bir görevliyi görevinden ayırmak.

Saflara ayırmak : Belli kümeler içinde toplamak.

Yatağını ayırmak : Ayrı yatakta yatmak.

Bölmek : Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek. Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak. Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak.

Parça : Nesne. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Müzik eseri. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj. Tane.

 

Amaç : Hedef. Gaye. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Ulaşmak istenilen sonuç, maksat.

Taraf : Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yön, yan, doğrultu.

Koymak : Etkilemek, dokunmak. Katmak, eklemek. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. İmza, tarih, adres yazmak. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Bırakmak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Bırakmak, terk etmek.

Saklamak : Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak. Elinde bulundurmak, tutmak. Korumak, esirgemek. Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak. Gizli tutmak, duyurmamak. Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek. Birine vermek için ayırmak.

 

Engel : Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer.

Bir : Bir kez. Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Tek. Eş, aynı, bir boyda.

Uzaklaştırmak : Uzağa götürmek. Çıkarmak, ayırmak. Yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak.

Nitelik : Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet.

Anlamak : Yarar sağlamak. Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Doğru ve yerinde bulmak. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Sorup öğrenmek.

Fark : Ayrım. Çıkarma işleminin sonucu. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans.

Etmek : Bir işi yapmak. Demek, söylemek. Bulmak, erişmek. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Eşit değer kazanmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Seçmek : Tercihini bir yönde kullanmak. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Farklı görmek, üstün görmek. Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak. Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Ne olduğunu anlamak, fark etmek.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Davranmak : Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak.

Gözetmek : Kollamak, beklemek. Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek. Kayırmak. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.

Ayırmak ile ilgili Cümleler

  • Doğru ile yanlışı ayırmak her zaman kolay değildir.
  • Bizi öldürmek istemiyorum kendime nefes alacak alan ayırmak istiyorum.
  • İnsanları kendi aralarında iyi ve kötü olarak ayırmak saçma. İnsanlar neşeli ya da sıkıntılı olabilir.
  • Ali için biraz kek ayırmak isteyebilirsin.
  • Ali doğruyu yanlıştan ayırmak için yeterince yaşlıdır.
  • Jale her zaman iki sentini ayırmak zorundadır.
  • İkizler o kadar benzer ki onları ayırmak zor.
  • Ne yaparsak yapalım, iyi insanları kötü insanlardan dış görünüşlerine bakarak ayırmak imkansızdır.
  • Polis, çatışmaları ayırmak için tazyikli su ve gaz kullandı.
  • Öğrenciler sıkı çalışmak zorunda, ama onlar sosyal etkinlikler için de zaman ayırmak zorundalar.

Diğer dillerde Ayırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Ayırmak ne demek? : v. separate, set apart, assort, isolate, sort, split; sever, allocate, allot, allow, appropriate, choose, classify, comb, contradistinguish, cut off, cut out, demarcate, detach, devote, disband, discard, disembody, disjoin, disrupt, dissever

Fransızca'da Ayırmak : séparer, isoler, distinguer, scinder, écarter, détacher, distraire, destiner, décoller, désunir, extraire, mettre de côté, occuper, réserver, trier

Almanca'da Ayırmak : v. abbrechen, abdrängen, abkneifen, abscheiden, abschneiden, abschnüren, absondern, abspalten, absperren, abspreizen, abteilen, abtrennen, abwenden, abzweigen, ausgliedern, auslösen, ausmerzen, ausscheiden, ausschießen, bestimmen, detachieren, einkreisen, eliminieren, isolieren, reservieren

Rusça'da Ayırmak : v. разделять, отделять, разъединять, разнимать, разлучать, разводить, расстыковать, расцеплять, разгораживать, раздвигать, отводить, указывать, высвобождать, выделять, отгораживать, отмежевывать, отсекать, подразделять, уделять, закреплять, обособлять, отцеплять, предназначать, отрывать, предостав