Ayakkabı nedir, Ayakkabı ne demek

"Ayakkabı" ile ilgili cümleler

  • "Elbiselerini bizzat yamıyorlar, ayakkabılarını tamir ediyorlar, hayvanlarını öz elleriyle sağıyorlar." - N. F. Kısakürek

Yerel Türkçe anlamı:

Kadın donu, don.

Ayakkabı hakkında bilgiler

Ayakkabı; ayakların yer ile direk temasını keserek yabancı maddelerden ve değişik hava koşullarından koruyan, bunun yanı sıra şıklığı tamamlayan her türlü ayak giyeceği. Bot, çizme, sandalet, topuklu, spor ayakkabı, iskarpin gibi pek çok farklı türü vardır. Genelde "taban" adı verilen alt parça ile "saya" denen üst parçadan oluşur. Ayakkabının yer ile temasında dolayı yıprandığı için taban daha dayanıklı ve kalın bir malzeme kullanılarak yapılır. Ayağı saran saya ise deri, kumaş gibi daha ince bir malzemeden yapılır.

Ayakkabı modelleri çağlar boyunca çok çeşitlilik göstermiştir. Bunun başlıca nedeni ayakkabıların tropikal iklimden soğuk iklime kadar değişen farklı coğrafyalara ve modaya uygun yapılmasıdır.

Ayakkabının tarihi kıyafetlerin tarihi kadar eskidir. Eski çağlarda çoğu insan, tabanı deriden ya da tahtadan sandallar giyerdi. Bu tür sandallara örnek olarak Antik Mısır'da rastlanır. Eski Yunanların avlanırken çizme giydikleri bilinmektedir. Bunun yanında hamama da bir tür ayakkabı ile girdikleri bilinmektedir. Girit'teki Minos uygarlığı ve Roma dönemlerinde bu tür ayakkabı ve çizmeler kullanılmıştır.

 

Ortaçağda, ayağı sarması için yumuşak deri ya da kumaştan yapılmış olan ayakkabıların burunları sivriydi. Yolculuk sırasında ise potinler ya da baldırlara kadar çıkan çizmeler giyilirdi. 14. yüzyıl sonlarına doğru öylesine uzun burunlu ayakkabılar üretildi ki, bunlarla yürüyebilmek için ayakkabının burnunu bir zincirle diz kemerine bağlamak gerekiyordu.

Ayakkabı ile ilgili Cümleler

  • Ali Mary'ye onların biçimsiz olduklarını düşünmesine rağmen onun ayakkabılarını sevdiğini söyledi.
  • Biraz önce kaldırımda yürürken bir araba bana su sıçrattı. Bak, eteğim ve ayakkabılarım tamamen çamura battı!
  • Bütün bu yürüme ayaklarımın tabanlarını ve ayak parmaklarımı mahvediyor. Doğru ölçüde ayakkabılar alıp almadığımı merak ediyorum.
  • Eğer beni tüm ön yargılarınızdan tüm eşitsizliklerden muaf tutarak yargıladıysanız ve benim ayakkabı ve kıyafetlerimi giyip olaylara benim açımdan baktıysanız siz haklısınız demektir.
  • Hala affedemeyen varsa beni affetsin hala kendi geçmişini sorgulamadan benim ayakkabılarımı giymeden geçmişimi sorgulayan varsa hata yapıyor demektir.
  • Ayrılmadan önce ayakkabılarını temizlemeyi unutmayacağını nasıl ümit ederim?
  • Az önce dışarıda giydiğim sarı ayakkabı çifti ve bileğimdeki saat yaklaşık dokuz yıllık.
  • Ayakkabıyı nasıl buldun ? Güzel Değilmi ? Galiba Satın alacagim.Sen Ne dusunuyorsun ?
  • Ali Mary'ye en genç kızı için ne zaman bir çift yeni ayakkabı alacağını sordu.
  • Benim ayakkabılarımı giyip benim yürüdüğüm yolları yürümediğin için beni eleştirme hakkına sahip değilsin.
 

Ayakkabı anlamı, tanımı:

Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

Dayanıklı : Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil. Metanetli, metin, mütehammil.

Madde : Molekül. Para, mal vb. ile ilgili şey. Duyularla algılanabilen nesne. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Bir cismi oluşturan öge, öz.

Ayakkabı vurmak : Ayakkabı ayağı zedelemek, ayağı rahatsız etmek.

Ayakkabılarını çevirmek : Bazı davranışlarla konuğu gitmeye zorlamak. konuk ayakkabılarını gidiş yönüne doğru düzgün bir biçimde sıralamak.

Ayak : Basamak. Vücudun belden aşağı bölümü. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Bacak. Halk edebiyatında uyak. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Göl ayağı. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri.

Ayakkabıcı : Ayakkabı yapan veya satan kimse, başmakçı, pabuççu. Ayakkabı satılan yer.

Ayakkabıcılık : Ayakkabıcının yaptığı iş, pabuççuluk.

Ayakkabılık : Ayakkabı konulan yer, ayakkabı dolabı. Ayakkabı yapmaya elverişli olan (deri, kösele vb.).

Sokak : İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol.

Kösele : Bu deriden yapılan. Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi.

Lastik : Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı. Kauçuktan yapılmış. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit. Kauçuktan yapılmış ayakkabı. Bir tür esnek örgü. Kauçuktan yazı silgisi. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit. Korse. Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç.

Giyecek : Giysi.

Pabuç : Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü. İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça. Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti. Ayakkabı.

Direk : Değerli, saygın, önde gelen kimse. Sütun. Ağaçtan veya demirden yapılmış olan uzun ve kalın destek.

Temas : Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme.

Ayakkabı işliği : Tiyatroda oyunlar için gereken ayakkabıların yapıldığı yer.

Ayakkabı törpüsü : Ayakkabıların içinden çıkan ağaç çivi uçlarını törpüleyerek yok eden araç. (-Bursa)

Ayakkabı ütüsü : Ayakkabıların altını parlatmak için kullanılan araç. (-Bursa)

Diğer dillerde Ayakkabı anlamı nedir?

İngilizce'de Ayakkabı ne demek? : n. shoe, footwear, pump

Fransızca'da Ayakkabı : chaussure [la], soulier [le], escarpin [le]

Almanca'da Ayakkabı : n. Halbschuh, Schuh

Rusça'da Ayakkabı : n. обувь (F), полуботинок (M)