Bölge nedir, Bölge ne demek

  • Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka
  • Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

"Bölge" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Özellikle kıllı bir bölgeden açtığı deliği de maharetle diktikten sonra cesedi teşrih masasından alıp ona kendi yabanlık elbiselerini giydirdi." - İ. O. Anar
  • "Maddeden mi nereden geldiği belirsiz olan bu kıymet son tahminime göre bazı bölgelerin toprak mahsulündendir." - N. F. Kısakürek

Bölge hakkında bilgiler

Bölge, başta coğrafya ve onun alt dalı olan bölgesel coğrafya olmak üzere dünyayla ilgili bilimlerde ve astrofizikte kullanılan bir terim. Bölgeler bazı verilere göre (örneğin demografi) altbölgelere ayrılır. Astrofizikte bazı bölgeler açık yıldız kümesi gibi bilimsel olarak özelleşmiş terimler mevcuttur.

Coğrafyada, bölgeler fiziki özellikleri (fiziki coğrafya), insanların etkilerinin özellikleri (beşeri coğrafya) ve insan ile çevrenin birlikte etkileri (çevresel coğrafya) açısından geniş biçimde bölümlere ayrılabilir. Coğrafi bölgelerin sınırları genellikle kesin değildir; bunun istisnaları, hukuk tarafından net bir şekilde tanımlanan ülkeler ve sınırları gibi bölgelerdir. Pek çok ülkede "bölge", bir "idari birim adı" olarak kullanılır.

 

Bölge ile ilgili Cümleler

  • Bu bildiğin bir bölge mi?
  • Bölge insanlar tarafından hiç iskan edilmedi.
  • Aachen kenti bağımsız bölge olarak yönetilmiş.
  • Ali bir bölge şerifiydi.
  • Onun için, Arhangelsk'in arktik iklimi yeryüzündeki cehennemdi, ama o bölgede büyüyen diğeri için Arhangelsk yeryüzündeki cennetti.
  • Bölge başsavcısı iki yıllık cezadan memnun olmadı.
  • Kırsal bölgede çok ağaç var.
  • Bölgede insanlar hiç yaşamadı.
  • Bölge su sıkıntısı içinde.
  • Bölge sessizdi.
  • Alsace en küçük idari bölge.
  • Kurtarma işçisi insanları kurtarmak için bir helikopterle felaket bölgesine gitti.
  • Bölgede olanlara sadece bugünden bakarak bir çözüm ortaya koyamayız.
  • Bölgenin sanayileşmesi çevresel tahribatı önlemek için çok dikkatli yapılmalıdır.

Bölge anlamı, tanımı:

Sınır : Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.

 

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

Bölüm : Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

Açık bölge : Serbest bölge.

Açısal bölge : Açı ile iç bölgesinin birleşiminden oluşan düzlem parçası.

Art bölge : İç bölge.

Çembersel bölge : Çember ve çemberin içindeki noktaların meydana getirdiği düz yüzey.

Dikdörtgensel bölge : Dikdörtgenin sınırladığı düzlemsel bölge.

İç bölge : Bir limanı ithalat ve ihracat etkinlikleri bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı, dar veya geniş bölge, art bölge, hinterlant.

İnsansız bölge : Coğrafi şartları bakımından insanın yaşamasına uygun olmayan arazi. Güvenlik amacıyla boşaltılmış arazi.

Kapalı bölge : Ulaşım, ekonomi, nüfus hareketleri ve iletişim bakımından dışarıyla bağlantısı bulunmayan yer.

Karesel bölge : Karenin sınırladığı düzlemsel bölge.

Kemiksi bölge : Kıkırdağın kemiğe dönüşmekte olduğu kemik tabakası.

Kırsal bölge : Üretim etkinlikleri tarıma dayalı olan, hayvancılık yapılan, kırsal nüfusun yaşadığı ve çalıştığı alan, kırsal alan.

Pilot bölge : Tarım, tıp, endüstri, eğitim gibi herhangi bir alanda bir çalışmanın denendiği veya uygulandığı bölge.

Serbest bölge : Bir ülkenin gümrük sınırları dışında konuşlandırılan ve ticaret rejimi açısından kısmen veya tamamen gümrük mevzuatı dışındaki düzenlemelere tabi olan, uluslararası liman veya havaalanına yakın yerlerde kurulan bölge, açık bölge, serbest mıntıka.

Tampon bölge : İki devlet arasında, hudut boyunca, askerden arındırılmış toprak parçası.

Tarafsız bölge : Savaşta iki taraf yetkilileri veya kumandanları tarafından verilen kararla oluşturulan askerden arınmış bölge.

Tropikal bölge : Tropikal kuşak.

Üçgensel bölge : Üçgenin sınırladığı düzlemsel bölge.

Yasak bölge : Üzerinden uçakların geçme izninin sınırlı olduğu, güvenlik sebebiyle içeriye girişlerin özel olarak sınırlandırıldığı bölge.

Yatılı bölge okulu : Yerleşim yerleri dağınık olan bölgelerde çocuklara eğitim ve öğretim olanağı sağlamak amacıyla belli bir merkezde yatılı ve gündüzlü açılmış olan eğitim kurumu.

Boğumlanma bölgesi : Ağız boşluğunda seslerin oluştuğu çeşitli bölgelerden her biri.

Deprem bölgesi : Depremlerin sık sık oluştuğu, gevşek ve kırık yer altı kuşağı.

Sanayi bölgesi : Sanayinin yoğun olarak yer aldığı bölge.

Seçim bölgesi : Seçimlerde her muhtarlığa bağlı bölge.

Yanardağ bölgesi : Yanardağların yoğun olduğu coğrafi kesim.

Bölgeci : Belli bir bölgenin çıkarları için çalışan kimse.

Bölgecilik : Bölgeci olma durumu.

Bölgesel : Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan.

Bölgesel aşındırma : Bir alaşım içinde bulunan metallerin homojen dağılmamasının sebep olduğu pas türü, alaşım korozyonu.

Bölgesellik : Bölgesel olma durumu.

İdari : Yönetimsel.

Ekonomik : En az çabayla en çok verim alınan, kazançlı. Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi. Kolay kullanılabilen. Az masraflı, hesaplı, iktisadi.

Birli : As. Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan.

Toprak : Ülke. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Memleketli.

İklim : Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu, abuhava. Ülke, diyar.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Benzer : Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil.

Coğrafya : Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim. Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü.

Bölgesel kalkınma : Ülkede coğrafi bölgeler arasındaki iktisadi gelişmişlik farklarını gidermek amacıyla kamu otoritelerince izlenen iktisat politikaları. krş. kalkınma iktisadı

Bölgesel lenfadenitis : Kedi tırmığı hastalığı. Bölgesel olarak lenf yumrularının yangısı.

Bölgesel ortak gelenek : Bir bölgedeki değişik kültürlerin aynı tarihsel ve toplumsal etkenler altında kazandığı ortak geleneksel kültür, bk. kültür, gelenek, krş. bölgesel halk toplumu.

Bölgesel planlama : Belirli bir bölgenin kalkınmasını sağlamak amacıyla geliştirilen ve bölge düzeyinde uygulanması öngörülen politikalar bütünü. krş. iktisadi planlama, kalkınma planı

Bölgesel satış yasağı : Özel izin anlaşmalarında, izin verenin, alana kimi bölgelere satış yapmaması için yüklediği koşul.

Bölgesel tasar : Toprağın kullanımını, kaynakların gelişmesini ve yerleşim yerlerinin düzenli bir biçimde oluşmasını bölge düzeyinde eşgüdümleyen tasar.

Bölgesel tasarlama : Bir ülkenin kimi bölgelerini, özellikle toplumsal ve ekonomik yaşamı ile geri kalmış olanları geliştirip kalkındırmayı amaçlayan örnek girişim ve çalışmaların tümü,

Bölgeselleşme : Bölgeselleşmek işi.

Bölgeselleşmek : Bölgesel bir nitelik kazanmak.

Diğer dillerde Bölge anlamı nedir?

İngilizce'de Bölge ne demek? : n. area, zone, region, district, division, section; belt, circumscription, climate, corner, department, latitude, phase, precinct, quarter, sector, sky, territory, tract, ward, parts

Fransızca'da Bölge : zone [la], région [la], contrée [la], district [le], territoire [le]

Almanca'da Bölge : n. Bezirk, County, Gau, Gegend, Kreis, Örtlichkeit, Raum, Rayon, Region, Revier, Strich, Teilstrecke, Territorium, Trakt, Zone

Rusça'da Bölge : n. район (M), область (F), округ (M), сектор (M), ареал (M), зона (F), регион (M), полоса (F), участок (M)

adj. зональный, территориальный, областной