Bürü nedir, Bürü ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kurt.

Baş örtüsü.

Arabanın üzerine gerilen tente.

[Bakınız: bürgü].

Bürü ile ilgili Cümleler

  • “Omuzları bir ihtiyar gibi çökmüş, sesi yeise bürünmüş, kendi kendine söyleniyordu.”
  • “Bütün ev halkı yasa bürünmüştü, o gece hiçbirinin gözüne uyku girmedi.”
  • “Gözlerini de bir duman bürüyor, başını yana çevirerek uzaklara bakıyordu.”
  • Benimle ilgili olarak, sinirlenince sessizliğe büründüğümü bilmelisin.
  • “Gözünü kin bürümüş, doğruyu eğriyi seçemiyor, kurunun yanında yaşı da yakacak.”
  • Şehir sise büründü.
  • Hakkımda bilmen gereken şey öfkelendiğim zaman sessizliğe bürünmemdir.
  • “Aşkımemnu'da Firdevs Hanım'ı inanılmaz bir başarıyla ete kemiğe dönüştürmüş.”
  • “Senin gözünü sevda bürümüş, bey, dedi. Sen bir İzmir'e git de gönlünü eğle!”
  • Tom, aslında hepimizin Tanrı'nın büründüğü suretlerden ibaret olduğumuzu anlamıyor.
  • Kendisi kürklere bürünmüş.
  • “Bu sebeplerle bazıları eserin bu kisveye bürünmüş olarak yazıldığını kabul etmek istememektedirler.”
  • “Unutmak istediğim eski kimliğime bürünüvermiştim.”
  • Oyunun bitimiyle birlikte müthiş bir sevince büründük.

Bürü ile ilgili Atasözü veya Deyim

eski kimliğine bürünmek : önceki düşüncelerine dönmek.

ete kemiğe dönüştürmek (veya büründürmek) : canlandırmak.

 

gözünü hırs bürümek : aşırı hırslanmak.

gözünü kin bürümek : intikam alma duygusundan başka bir şeye önem vermemek.

gözünü sevda (veya aşk) bürümek : ondan başka hiçbir şeyi düşünmemek, tamamen ona bağlanmak.

gözünü (veya gözlerini) duman bürümek : hayale dalmak, dalgınlaşmak hüzünlenmek.

gözünü (veya gözlerini) kan bürümek : adam öldürecek kadar öfkelenmek.

güzel bürünür, çirkin görünür : “güzeller nazlı olur, çirkinler ise kendilerini beğendirmeye çalışırlar” anlamında kullanılan bir söz.

hırs bürümek : gözünü hırs bürümek.

kara yasa bürünmek : aşırı üzülmek derin derin düşünmek.

kılığa bürünmek : oymuş gibi görünmek.

kisveye bürünmek : herhangi bir kılığa girmek herhangi bir niteliğe, biçime girerek gerçek kimliğinden farklı bir görünüş almak.

kuzu postuna bürünmek : karşısındakini aldatmak için gerçek kişiliğini saklamak, kendini zararsız ve uysal göstermek.

yasa bürünmek (veya boğulmak veya gömülmek) : çok üzülmek.

yeise bürünmek : umutsuz, üzüntülü olmak.

Bürü tanımı, anlamı

Boy bürüğü : Çarşaf yerine kullanılan çift etek

Bürüce : Kuma, ortak.

Bürücek : Rize ili, Derepazarı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Bürücük : Köşe, bucak, uç, açı. Biricik.

Bürücüklü : Havuç.

Bürüg : Düğünde geline giydirilen bir elbise.

Bürüğü : Örtü, peçe.

Bürük : Çarşaf, baş örtüsü. Duvak. Ova ve dere kıyılarındaki çalı ve diken topluluğu. Baş örtüsü. Çarşaf, çar. Atkı. Örtü, peçe. [Bakınız: bürgü]. Hamam havlusu. [Bakınız: bük]. Orman. Gövdesini sarmaşık sarmış ağaç. Üstü açık, çevresi çalılarla çevrilmiş ağıl. Asma yaprağı. İbrik. Düğünde geline giydirilen elbise. Tülbent, baş örtüsü. Ağaçları bürüyen yabani diken.

 

Bürükcü : Ormanlarda bulunan bir çeşit kuş.

Bürüklemek : Çarşaflamak.

Bürüklenmah : Kadın, başörtüsü örtmek.

Bürüklenmek : Örtünmek. Kadın, başörtüsü örtmek. [Bakınız: bürlenmek].

Bürüklük : Havanın bunaltıcı sıcak zamanı. Baş örtüsü.

Bürükmek : Birikmek.

Bürülce : Börülce.

Bürülemek : Bir araya getirmek, toplamak. Örtmek. [Bakınız: bürlemek]. [Bakınız: billemek].

Bürülenmek : Oyalanmak. Örtünmek.

Bürülmek : Örtmek.

Bürüm : Arapların başlarına koydukları poşu üzerine geçirilen halka şeklinde kalın ip. Giyim eşyası. Şemsiye. Bir eğriler takımının ya da yüzeyler takımının her bir öğesine teğet olan eğri ya da yüzey. [Bakınız: zarf]. Kastamonu kenti, Küre ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sinop şehri, Boyabat ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Bürüm bürüm : Katlanarak. Sıkıca örtünmeyi belirten pekiştirme sıfatı: Şu kadın bürüm bürüm bürünmüş. Birbiri üstüne sarılmış.

Bürüm eğrisi : Bir eğri ailesi verildiğinde her noktasında eğriler ailesinin bir eğrisine dokunan eğri, zarf eğrisi.

Bürümbe : Baş örtüsü.

Bürümceh : Baş örtüsü.

Bürümeden : Üstünkörü, gelişigüzel.

Bürümedi : Baş örtüsü.

Bürümen : İpekten yapılmış elbise.

Bürümke : Başörtüsü.

Bürün : Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad. Zeytin posası. Zeytin çekirdeklerinden yapılan bir çeşit yakacak.

Bürün yünü : Temiz yün.

Bürüncek : Baş örtüsü. Çarşaf, çar. Duvak. [Bakınız: bürgü]. bürük. Kaput, palto, pelerin cinsinden elbise. Saç örtüsü. [Bakınız: bürümcek]. Bürümcek. Erzincan kenti, İliç belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa şehrinde, Dağbaşı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Bürünceyh : Çarşaf, çar. Kaput, palto, pelerin cinsinden elbise. [Bakınız: bürüncek]. [Bakınız: bürgü].

Bürüncük : Ham ipekten dokunmuş bez. Duvak.

Bürünçek : Çarşaf, çar.

Büründürme : Büründürmek işi.

Büründürmek : Bürünme işini yaptırmak.

Bürünebilme : Bürünebilmek işi.

Bürünebilmek : Bürünme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Bürünecek : Çarşaf, çar.

Bürüngeç : Baş örtüsü. Çarşaf, çar. [Bakınız: bürgü].

Bürüntü : Baş örtüsü. [Bakınız: bürgü]. Peştemal.

Bürünük : Bulutlu, kapalı hava.

Bürünüş : Bürünme işi.

Bürünüverme : Bürünüvermek işi.

Bürünüvermek : Çabucak bürünmek.

Bürürümcük : Ham ipek.

Bürüşde : Tandır ve saç üzerinde pişirilen yufka ekmeğinin çok kızarmışı.

Bürüşmek : Soğuktan uyuşup büzülmek.

Bürütmek : Soğuktan uyuşup büzülmek.

Bürüyebilme : Bürüyebilmek işi.

Bürüyebilmek : Bürüme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Bürüyüş : Bürüme işi.

Pullu bürük : Çevresi ve üstü sırmayla, pulla işlenmiş, kırmızı, kadın başörtüsü.

Bürülü : Bürünmüş.

Bürümcek : Koza gibi yumaklanmış şey.

Bürümcük : Ham ipekten dokunmuş ince kumaş. Ham ipekten yapılmış başörtüsü. Bu kumaştan yapılmış.

Bürüme : Bürümek işi.

Bürümek : Sarmak, kaplamak, örtmek, basmak, istila etmek. Çok, güçlü etkilemek.

Bürünme : Bürünmek işi.

Bürünmek : Bürüme işine konu olmak. Herhangi bir görünüşe, kimliğe girmek.

Diğer dillerde Bürokrasinin ekonomi kuramı anlamı nedir?

İngilizce'de Bürokrasinin ekonomi kuramı ne demek ? : economic theory of bureaucracy