Bağ nedir, Bağ ne demek

Bağ; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne.
  • Meyve bahçesi.
  • Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası
  • Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm.
  • Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti.
  • Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret.
  • İlgi, ilişki, rabıta.
  • Bağlam, deste, demet.
  • Sargı.

"Bağ" ile ilgili cümleler

  • "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür." - Anayasa
  • "Ayakkabının bağı çözüldü."
  • "Kadıköy'den Fenerbahçe'ye kadar olan saha, gözleri okşayan bağlarla örtülüdür." - B. Akyavaş
  • "Yaramın bağını değiştireceğim."
  • "Beş bağ ekin, iki bağ maydanoz."
  • "Eklem bağı, asıcı bağ."

Yerel Türkçe anlamı:

Bina katlarının herbiri (ahır bağı, orta bağ, üst bağ), katları ayıran ağaç kısım.

Çatıda kullanılan esas kirişler.

Dört tekerlekli arabalarda dingili yastık altına bağlayan vidalı demir. 5.bk. bağlama.

Bağ; özellikle ot için en büyük deste

 

Madenlerde kazılmış yerlerin çökmesini önlemek için konulan dirseklerin birleştiği yer.

Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılmış olan bent

Kurbağa.

[Bakınız: bağlam]

Tepsi, fincan tepsisi.

100-150 gr. ağırlığında kendir bağlamı.

Ot destelerinin en büyüğü

Kaplumbağa

Yaklaşık olarak 100-150 kg. gelen kendir demeti.

Boğazda deri altında olan şiş, guatr

Bir araya bağlanmış beş çile pamuk ipliği.

Deste, demet, tutam

Biyoloji'deki anlamı:

Yassı solungaçlılarda iki kabuğu bağlayan menteşe şeklindeki yapı. Ligament.

Hareket eden birkaç kemiği birleştiren kuvvetli, telli sık bağ dokusu şeridi.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Bir veri tutanağını başka bir veri tutanağına bağlamak üzere kullanılan ve birinci tutanakta yer alıp ikincinin adresini gösteren veri öğesi.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir özdecik oluşumunda iki öğeciğin kimi dış eksiciklerinin ortaklaşa kullanımı ile ya da eksicik alışverişi ile sağlanan bağlanım.

Hukuki terim anlamı:

râbıta (bk. bağıntı.)

Kimya'daki anlamı:

 

Aynı veya farklı tür atomları veya iyonları bir arada tutan kuvvet. İyonik bağ, kovalent bağ, metalik bağ, hidrojen bağı gibi çeşitleri vardır.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Yassı solungaçlılarda iki kabuğu bağlayan menteşe şeklindeki yapı, ligament.

Hareket eden birkaç kemiği birleştiren kuvvetli, telli sık bağ dokusu şeridi.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Yün ya da ipek kadın kemeri. (Derekuşculu *Görele -Giresun)

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık: ligament): Hareket eden birkaç kemiği birleştiren kuvvetli telli doku şeriti.

Diğer sözlük anlamları:

Demet, bağlam.

Bilimsel terim anlamı:

Atom ya da yükünlerin, bağımsız moleküller oluşturmasını sağlayan kuvvetlerden doğan etkileşim türü. (Durgun elektriksel etkileşimlerin oluşturduğu yükünsel bağ, elektron ortaklaşmasından doğan Ortaklaşma bağı gibi türleri vardır.)

İngilizce'de Bağ ne demek? Bağ ingilizcesi nedir?:

ligament, link, bond, drift set

Fransızca'da Bağ ne demek?:

ligament

Osmanlıca Bağ ne demek? Bağ Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ribat, ribât-ı arîz

Bağ kısaca anlamı, tanımı:

Bağ bozmak : Bağın üzümlerini toplamak.

Bağ budamak : Bağdaki üzüm kütüklerini budamak.

Bağı ağlayanın yüzü güler : "bir işe gereken özen gösterildiğinde olumlu sonuçlar alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Bağ doku : Hücre sayısı az, hücre arası maddesi çok ve genellikle diğer dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan doku.

Bağ fiil : Zarf-fiil.

Organik bağ : Bir teşkilat veya tüzel kişilikle arada bulunan ilişki. İş birliği veya çıkar ilişkisi sonucunda karşılıklı yarara dayanan ilişki.

Ağız bağı : Bir kancanın ağız bölümüne ince bir halatı birkaç kez sıkıca dolayarak oluşturulan çıkıntı.

Ayak bağı : Bir yere gidilmesine veya bir işin yapılmasına engel olan şey.

Bel bağı : Bel kemeri.

Boyun bağı : Gömlek yakasının altından geçirilip süs olarak bağlanan uzun, enlice kumaş parçası, kravat.

Diz bağı : Dizde çorabın tutturulduğu bağ.

Domuzbağı : Başın el ve ayaklarla birlikte hareket edemeyeceği biçimde bağlanmasıyla yapılmış olan işkence biçimi.

Düzen bağı : Disiplin.

Etek bağı : Kadınların iç giysilerinin çarşaf altından görünmemesi için bellerine bağladıkları ince kuşak.

Göbek bağı : Gebelik döneminde anne ile bebeği arasında beslenmeyi sağlayan bağ, kordon. Yakın ilişki. Bir bitkide yumurtacığı yumurtalığın etenesine bağlayan kordon. Yeni doğan çocuğun göbeği kesildikten sonra kan gelmemesi için geri kalan damar örgüsüne bağladıkları bağ.

Gönül bağı : Sevgi bağı, duygusal ilişki.

Göz bağı : Aklı ve duyguları yanıltan sebep. El çabukluğu ve ustalıkla gerçekte olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işi, illüzyon.

Kan bağı : Aynı soydan gelme durumu.

Kasık bağı : Fıtığı içeride tutmak için kullanılan bağ.

Kol bağı : Kadın bileziği.

Sancak bağı : Gemideki işaret flamalarını, sancakları salvolarına bağlamak için kullanılan ip.

Bağ bahçe : Bahçe, bostan vb. taşınmaz mal.

Bağ bıçağı : Bağ ve bahçelerde yetişen meyve fidanlarını, bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici alet.

Bağboğan : Küsküt.

Bağ bozumu : Bağda ürünün toplanması. Bu işin yapıldığı mevsim, sonbahar.

Bağ çubuğu : Asma fidesi.

Bağkesen : Makaslı böcek.

Sargı : Bir elektrik makinesinde veya aracında aynı devreyi oluşturan iletkenlerin tümü. Esnek bir maddeden yapılmış uzun, dar ve ince şerit. Vücudun bir bölümünü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit.

Bağlam : Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Bent.

Deste : Aynı cinsten onluk bir küme. Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı.

Demet : Bitki veya çiçek destesi. Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon.

İlgi : Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.

İlişki : Bağlantı, temas. İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas.

Rabıta : İki şeyi birbirine bağlayan ip. Bağlayan şey, bağ. İlgi, ilişki. Birbirini tutma, tutarlık. Tarikatlarda müridin şeyhi aracılığıyla kalbini Allah'a bağlaması. Düzen, sıra. Birbirine geçmeli tahtadan bir döşeme türü.

Meyve bahçesi : İçinde meyve ağaçları olan bahçe.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Bağ açısı : Bir özdeği oluşturan bağlar arasında, aynı öğecikten çıkan bir çiftin yaptığı açı.

Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı : “bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir” anlamında kullanılan bir söz.

Bağ bağla : < T. bağ: Biçilmiş buğday veya otu demet yapmak (Erzincan Merkez)

Bağ bayırda, tarla çayırda : “her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir” anlamında kullanılan bir söz.

Bağ beli : Bağ tımarı: Bugün bağ belindeydik.

Bağ bıkcısı : Bağ budamakta, ot biçmekte kullanılan ağzı eğri ve dişli bir bıçak, bıçkı.

Bağ bışgısı : İnce dişli, eğik uçlu bağ bıçağı.

Bağ biti : Bağlarda tomurcukları yiyen bir çeşit kurt.

Bağ çadırkelebeği : Sık tüylü tırtılları bağlarda göz ve sürgün kemiren güzel kelebek.

Bağ çırpmak : Bağ budamak

Bağ ile ilgili Cümleler

  • Onunla derin bir bağ hissediyorum.
  • Fakirlik, zenginlik ve mutluluk arasında mutlaka bağ vardır diye düşünüyorum.
  • Hangisi daha uzun? Bir tek bağ mı yoksa bir çift bağ mı?
  • En büyük nimet sağlık, en büyük zenginlik kanaat, en büyük bağ da vefadır.
  • Erkek kardeşler arasında güçlü bir bağ vardır.
  • Tiyatronun dizaynı, seyircilerin oyuncularla daha yakınlaşıp, özel bir bağ kurmalarını mümkün kıldı.
  • Dizimde bir bağ yırttım ve ameliyat olmak zorundaydım.
  • Akad mitolojisinde bir Tanrıça olan İştar ile Paskalya (Ostern) arasında bağ vardır.

Diğer dillerde Bağ anlamı nedir?

İngilizce'de Bağ ne demek? : [Bag] n. bond, brace, cord, tie, string, knot, vinculum, alliance, bandage, binder, connection, connexion, copula, copulation, correlate, daughter, fascia, fastener, fastening, header, lace, ligament, ligature, link, linkage, linkup, nexus, noose; relation

pref. desmo

Fransızca'da Bağ : affinité [la]; attache [la]; cordée [la]; lien [le]; nìud [le]; enchaînement [le]; ligament [le], joint [le], ligature [la]; cru [le]

Almanca'da Bağ : n. Auge, Band, Befestigung, Binde, Freiland, Gebund, Kommunikation, Ligament, Nestel, Schnur, Weinberg, Weingarten

Rusça'da Bağ : n. привязь (F), завязка (F), повязка (F), бинт (M), бандаж (M), связка (F), тесемка (F), шнурок (M), нить (F), связь (F), коммуникация (F), обойма (F), виноградник