Bağır nedir, Bağır ne demek

"Bağır" ile ilgili cümle

  • "Bak çorak tarlasında sabanına dayanmış / Geniş alnı güneşle, bağrı ateşle yanmış" - F. N. Çamlıbel

Bağır tanımı, anlamı:

Bağrı yanmak : Çok susamış olmak. üzüntü çekmek, çok acı duymak.

Bağrına basmak : Kucaklamak. biriyle ilgilenerek onu koruyup kayırmak, yetiştirmek.

Bağrına taş basmak : Sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak.

Bağrını delmek : Çok dokunmak, içine işlemek.

Bağrını ezmek : Üzülmek, dertlenmek.

Bağır yeleği : Zırh altına giyilen, köseleden yapılmış yelek.

Bağrıkara : Bir tür iskete kuşu (Saxicola torquata).

Bağrı kara : Bağrı yanık.

Bağrı yanık : Çok dert, acı, sıkıntı çekmiş, bağrı kara.

Bağrı yufka : Yufka yürekli.

Kurtbağrı : Zeytingillerden, yaprakları mızrağa benzer, çiçekleri beyaz, kokulu ve salkım durumunda olan, çit yapmakta kullanılan bir süs bitkisi (Ligustrum vulgare).

Bağırdak : Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak.

 

Bağırgan : Bağırıp çağıran, tepkisini hemen ve sert bir biçimde dışa vuran.

Bağırıp çağırmak : Öfkeyle bağırmak.

Bağırma : Bağırmak işi.

Bağırmak : İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak. Yüksek sesle azarlamak. Kendini belli etmek.

Bağırsak : Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü.

Bağırsak askısı : İnce bağırsağı karnın arka bölümüne bağlayan ve karın zarının bir bölümünden oluşan askı.

Bağırsak düğümlenmesi : İnce veya kalın bağırsağın bir bölümünün bağırsak askısı çevresinde besin geçişini engelleyecek bir biçimde dönerek bükülmesi.

Bağırsak düşüklüğü : Bağ gevşemesi sonucunda kalın bağırsağın aşağı doğru sarkma durumu.

Bağırsak gazı : Yemek yerken yutulan havadan veya besinlerin sindirimi sırasında açığa çıkan gazlardan oluşan ve bağırsaklarda biriken uçucu madde.

Bağırsak iltihabı : Sindirim organında oluşan iltihaplı durum ve buna bağlı hastalık.

Bağırsak ingini : Çoğunlukla sürgün ve karın ağrısı ile beliren bağırsak iltihabı.

Bağırsak kazıntısı : Kalın bağırsak hastalıklarında çıkarılan sümüksü madde.

 

Bağırsak kurdu : Omurgalıların ve de özellikle insanların bağırsağında yaşayan asalak solucan.

Bağırsak otu : Farekulağı.

Bağırsak solucanı : Ortalama 25 santimetre boyunda, insanların, özellikle çocukların bağırsaklarında asalak olarak yaşayan yuvarlak solucan, askarit.

Bağırsak spazmı : Bağırsak duvarındaki düz kasların çeşitli sebeplerle kasılı kalması durumu.

Bağırsakları bozulmak : İshal olmak.

Bağırsaklarını deşerim : "canına kıyarım, öldürürüm" anlamında korkutmak, gözdağı vermek için kullanılan bir söz.

Bağırtı : Bağırırken çıkarılan sesin adı.

Bağırtkan : Çok bağırıp çağıran (kimse).

Bağırtlak : Orta büyüklükte, eti sevilen bir cins göçebe ördek, bozkır tavuğu (Querquedula).

Bağırtma : Bağırtmak işi.

Bağırtmak : Bağırmasına yol açmak. Bir haberi, bir isteği, birinin aracılığıyla duyurmak.

Bangır bangır bağırmak : Yüksek sesle, avazı çıktığı kadar bağırmak.

Buradayım diye bağırmak : Göze çarpacak bir yerde bulunmak.

Danalar gibi bağırmak : Çok kuvvetle bağırmak, haykırmak.

Göden bağırsağı : Göden.

Göğüs bağır açık : Özensiz bir kılıkta.

İnce bağırsak : Sindirim borusunun mideden kalın bağırsağa kadar olan yiyeceklerin sindirilmesi görevini yapan bölümü.

Kalın bağırsak : Sindirim borusunun ince bağırsaktan anüse kadar ortalama 1,5 metre uzunluğundaki bölümü.

Kör bağırsak : Kalın bağırsağın ilk parçası. Kalın bağırsağın ince bağırsakla birleştiği yerde bulunan çıkıntı bölümü.

Onikiparmak bağırsağı : Mideden sonra gelen ince bağırsak bölümü.

Yüzüne bağırmak : Birine öfke ile saygısızca sözler söylemek.

Göğüs : Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı. Meme. Bu bölümün içindeki organlar. Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine.

Orta : İyi ile kötü arasındaki durum. Orantı. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Yeniçeri Ocağında tabur. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Ne büyük ne küçük, midi. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi.

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

Ciğer : Hayvanlarda akciğer, yürek ve karaciğerin oluşturduğu takım. Yürek, iç. Akciğerlerle karaciğerin ortak adı.

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Boşluk : Boş olan yer. Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş geçen süre. Kesinti, kopukluk. Boş olma durumu. Eksiklik, yoksunluk duygusu.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Bağırköpen : Beşikte bebeğin üzerine örtülen örtü.

Bağırlık : Çocuğun önünü kirletmemesi için takılan önlük

Bağırmek : Bağırmak.

Bağıröhve : Karaciğer ve akciğer.

Bağırsak adenokarsinomu : Kıvrım bağırsak adenokarsinomu.

Bağırsak amebiyozisi : Amip dizanterisi.

Bağırsak amfizemi : Bakteri faaliyetlerine bağlı olarak bağırsak askısının bağlantı yerinde ve bağırsak serozası altındaki lenf ve kan damarı yarıklarında gaz toplanması.

Bağırsak asıcı bağ : Bağırsakları karnın üst duvarına asan karın zarı uzantısı, mezenteryum. Omurgasız hayvanlarda aynı segmentte bulunan bir çift sölom kesesinin arasına rastlayan sölom epiteline verilen ad.

Bağırsak askısı dönmesi : Bağırsak askısının kök kısmının kendi ekseni etrafında burulması veya dönmesi. Kısa sürede nekroz, şok toksemi ve ölümle sonuçlanır. Süt emen veya suni olarak beslenen buzağılarda ve kuzularda kısa sürede fazla miktarda besin alımı sonucu bağırsaklarda gaz oluşumu veya hipermotiliteden kaynaklanır.

Bağırsak askısı fıtkı : Bağırsak askısında fiziksel zedelenmeyi takiben oluşan yırtıktan kaynaklanan fıtık, bağırsak askısı yırtığı.

Bağır ile ilgili Cümleler

  • Odaya girdiğimi uyarmak için Mustafa ve Mary birbirlerine bağıramayacak kadar çok meşguldü.
  • Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.
  • "Yüzün BBC'nin her yerinde, Dima!"Al-Sayip bağırdı. "Onlar 25 adamla uyuduğunu va sonra onları öldürdüğünü söylüyorlar! Allah'ın belası bunu nasıl yaptın!
  • Bir kurnaz avcı, Christopher Columbus bir zamanlar kırmızı bir başlık giydi ve ormana gitti. Şüphesiz, o büyük kötü kurdu cezbetti, onu yakaladı, ve bağıran kurdu gemisine geri götürdü.
  • Bugün Moskova'da oy verme yerinde №105, Ukrayna'dan üç kız oy verme yerine gitti, ceketlerinin fermuarını açtı, göğüslerini gösterdiler ve seçimler özgür olmalıdır diye bağırdılar.
  • Trompetler ses çıkardığında, ordu bağırdı ve trompet sesinde, adamlar yüksek sesle bağırdığında, duvar çöktü; bu yüzden herkes doğruca içeriye hücum etti ve şehri aldılar.Şehri LORD'a verdiler ve kılıçla onun içinde yaşayan her şeyi yok ettiler-erkekler, kadınlar, gençler ve yaşlılar, sığırlar, koyunlar ve eşekler.
  • Bir bebek konuşma yeteneğine sahip değildir, bu yüzden istediğini alana kadar sadece bağırır.
  • Rahmetli Kemal Sunal mazlumdu onun işvereni ise zalimdi. Bana Mazlum'u getirin diye bağırıyordu.
  • " Kurt, kurt " diye çocuk bağırdı! ve köylüler ona yardım etmek için dışarı çıktılar.
  • Türkçede birçok organ ve ekstremite ismi -b sesiyle başlar. Örn. baş, burun, boğaz, beyin, bel, bacak, bilek, bağır, böğür, bağırsak, böbrek.

Diğer dillerde Bağır anlamı nedir?

İngilizce'de Bağır ne demek? : n. bosom

v. shout, bawl, yell, scream, exclaim, shout out, shout at, bark at, bark, bellow, call, cry, ejaculate, holler, hollo, holloa, hoop, hoot, howl, roar, sing out, whoop

Fransızca'da Bağır : sein [le]

Almanca'da Bağır : Brust

Rusça'da Bağır : n. грудь (F), недра (PL), сердце (N)