Bağlı nedir, Bağlı ne demek

Bağlı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Bir bağ ile tutturulmuş olan.
  • Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste.
  • Kapatılmış olan, kapalı
  • Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
  • Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun.
  • Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
  • Sınırlanmış, sınırlı.

"Bağlı" ile ilgili cümleler

  • "Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı" - B. Necatigil
  • "Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Bağlı geçit."
  • "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun bağlı kuruluşlarını ziyaret ettim."
  • "Tüzüğe bağlı bir işlem."
  • "Çocuklarına bağlı ana."

Yerel Türkçe anlamı:

Büyülü, erkeğin büyülenerek cinsî bakımdan iktidarsız olması.

Hukuki terim anlamı:

mülzem.

Diğer sözlük anlamları:

Erkekliği bağlanmış olan.

Kapalı.

Bilimsel terim anlamı:

İki parçanın, aracın ve benzeri birbirine eklenmiş olma durumu.

İngilizce'de Bağlı ne demek? Bağlı ingilizcesi nedir?:

coupled

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Aksaray şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şırnak şehrinde, Ortabağ bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Çanakkale kenti, Kalkım bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Bursa ili, Soğukpınar bucağına bağlı bir bölge.

 

Bağlı tanımı, anlamı:

Bağlı kalmak : Uymak, tabi olmak.

Bağlı olmak : Tabi bulunmak. tutulmak, tutkun olmak.

Bağlı kredi : Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satın alınması şartı ile sağlanan kredi.

Bağlı su : Ağaçta hücre zarının emdiği ve taşıdığı su.

Ayağı bağlı : Serbest hareket edemeyen.

Başı bağlı : Serbest olmayan (kimse). Başını örten (kimse). Evli olan (kimse). Nişanlı olan (kimse).

Dili bağlı : Konuşamayan. Kendisine söylenen bir şeyi başkasına aktarmayan, sır saklayan.

Gözü bağlı : Aymaz. Sorup soruşturmaksızın, bakıp anlamadan.

Bağlık : Bağ yeri, üzüm bağları çok olan yer.

Bağlık bahçelik : Bağı, bahçesi çok olan.

Bağlılaşık : Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.

Bağlılaşma : Bağlılaşmak işi.

Bağlılaşmak : İki şey arasında karşılıklı bağıntı olmak veya bağlılık kurmak.

Bağlılık : Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme, sadakat. Bağlı olma durumu, merbutiyet. Bağlılaşım.

 

Bahtı bağlı olmak : Kız için evlenecek istekli çıkmamak. talihi kapalı olmak.

Başı bağlılık : Başı bağlı olma durumu.

Eli kolu bağlı durmak : Bir şey yapmadan beklemek.

Eli kolu bağlı kalmak : Bir engel dolayısıyla hiçbir iş yapamaz duruma gelmek.

Göbeği biriyle bağlı : Her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz.

Gözü bağlı olmak : Büyülenmiş bulunmak. bağlanmak, tutulmak.

Gözü bağlılık : Gözü bağlı olma durumu.

Pamuk ipliğiyle bağlı olmak : Pamuk ipliğiyle bağlanmak.

Gerçekleşme : Gerçekleşmek işi, tahakkuk.

Şart : Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. Temel kural belgesi.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Vabeste : Bağlı.

Sınır : Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Uç, son. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit.

Sınırlı : Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Az sayıda. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.

Kapalı : Gizli, saklı. Başı örtülü (kadın). İçe dönük yaradılışta olan. Bulutlu, karanlık (hava). Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık olmayan (giyecek). Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri).

Bir : Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Aynı, benzer. Tek. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Bir kez. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

Bağ : Sargı. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bağlam, deste, demet. İlgi, ilişki, rabıta.

İle : Bazı soyut adlara getirildiğinde "... olarak, ... bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Bağlı bölük tasarımı : (Deneysel tasarım) Gereksinilen yineleme sayısını azaltmak, amacıyla kullanılan bir tür eksik bölük tasarımı.

Bağlı bulgu belgesi : Başka bir bulgu temel alınarak yapılan yeni bir bulgu için verilmiş ve asıl bulgu belgesiyle ilgili bulunup, ondan bağımsız olarak kullanılmayan belge.

Bağlı cümleler : Ve, veya, ama, da, fakat, halbuki, lakin, meğer vb. bağlaçlardan biri ile birbirine bağlanmış olan ve aralarındaki anlam ilişkisi de bu bağlaçlar ile sağlanan bağımsız cümlelerden oluşmuş cümleler; Henüz bu yaşta, zavallı çocuk gönül çekmek nedir bir büyük adam gibi biliyor ve bir büyük adam gibi yarasının acısını kimseye sır vermeyerek taşıyor (Y. K. Karaosmanoğlu, Kiralık Konak, s. 73). Gülüyordu ama hisli hisli… bir devle güreşmiş de yenmiş gibi (T. Buğra, Yağmur Beklerken, s. 97). Ben, ne âlimim, ne de bir siyaset adamıyım, dedi, sadece bir iptidai hocasıyım (R. N. Güntekin, Yeşil Gece, s. 65). Doktor kendisiyle konuşmak isteyenlerin bulunduğunu anlamıştı: Fakat bunları görmemezlikten geldi (T. Buğra, Küçük Ağa, s. 127). Bu kitapta harbe, mümkün olduğu kadar az yer vermeye çalışacağım, Çünkü harbin hikâyesi, çağdaş insan için artık ilgi çekici olmaktan çıkmıştır (Ş. S. Aydemir, Suyu Arayan Adam, s. 93). Hoca Efendi hâlâ reis beyin gözlerine bakıyordu; fakat bu bakışlar neler duyup düşündüğünü belli etmiyor, olsa olsa durgun ve dalgın görünüyorlardı (T. Buğra, Küçük Ağa, s. 223). Diyeceğim şu ki siz şimdi şükredin hâlinize (S. Çokum, Ağustos Başağı, s. 114). Zannetmeyin ki bu savaşa yeni başlıyoruz (S. Çokum, Ağustos Başağı, s. 3). Adam etrafına bakındı. Ne gelen vardı ne de bir ses duyuyordu vb.

Bağlı değişken : Bir f işlevinde x bağımsız değişkenine bağlı olan y = f (x) değişkeni, Anlamdaş. izgen. (…) Bir düzgün deyimde en az bir bağlı geçişi olan değişken.

Bağlı değişken değişmesi : (…)

Bağlı değişken geçişi : (…)

Bağlı hal : Erkil engelini aşmaya yeterli erkesi olmadığı için bir erkil çukuru içinde bağlı kalan dizge.

Bağlı istem : Birbirlerinden tamamen farklı olmalarına karşın, bir gereksinimin karşılanmasında birlikte kullanımı zorunlu olan mallara yönelik istem. krş. tamamlayıcı mallar

Bağlı işlem : Gümrük Birliği olmaksızın ikiden fazla ülkenin yaptıkları ticarette dışsatım konusu mal, hizmet ve teknolojinin dışalımla karşılandığı, dışalım veya dışsatımın fazla olması durumunda farkın dövizle kapatıldığı işlem türü, diğer bir deyişle ikiden fazla ülke arasında yapılan takas işlemi.

Bağlı kar : Azelci piyasalarda firmaların, aralarındaki rekabeti önleyerek ençoklaştırdıkları ve pazar payları oranında paylaştıkları kâr.

Bağlı ile ilgili Cümleler

  • Artık Tatoeba kullanıcılarının, herhangi bir çeviriye bağlı olmamaları şartıyla kendi cümlelerini silme olanağı var.
  • İnsanın beden ve aklı birbirine öylesine bağlıdır ki birini etkileyen diğerini de etkiler.
  • Ayılar uyuduğunda ya da uzandığında onların duruşları ısıdan kurtulmak ya da onu korumak isteyip istemediklerine bağlıdır.
  • Problemi çözmek isteyip istememem sizin bana karşı olan tutumunuza bağlı ve şu an tutumunuzu çok fazla beğenmiyorum.
  • Açıkçası adam gibi dövüşmesi gereken sizlerken siz hep planlı programlı dövüşüp ben gözleri bağlı dövüşmedim mi?
  • Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak.
  • Kazanmak için ister Lions'ları ister Tiger'ları seç, sonucu şansa bağlıdır. Çünkü her iki takım eşit olarak güçlüdür.
  • Dünya güneşe yaklaşabilir insanların adlarının önemi yok bağlılık yok ve ağızlar sır içinde kapalı.
  • Sizin başarınız daha çok sizin yöneticinizin ve bürodaki diğer insanların sizi nasıl algıladığına bağlıdır.
  • Büyük bir şehrin cazibesinin bir kısmı onun binalarının mimarisinde görülebilen stillerin çeşitliliğine bağlıdır.

Diğer dillerde Bağlı anlamı nedir?

İngilizce'de Bağlı ne demek? : [Bagler] adj. bound, tied, conditional, bonded, connected, dependent, dependant, attached, hooked, faithful, adherent, adhesive, adjective, affiliated, amenable, appurtenant, banded, cohesive, conjoint, consequent, corded, devoted, germane, incidental, laced

prep. under

n. bond, brace, cord, tie, string, knot, vinculum, alliance, bandage, binder, connection, connexion, copula, copulation, correlate, daughter, fascia, fastener, fastening, header, lace, ligament, ligature, link, linkage, linkup, nexus, noose; relation

Fransızca'da Bağlı : attaché, connexe, communicant/e, dépendant/e, dévoué/e, engagé/e, fidèle, sujet/te

Almanca'da Bağlı : adj. angebunden, getreu, verbunden

Rusça'da Bağlı : n. приверженец (M)

adj. дочерний, зависимый, подчиненный, привязанный, приверженный, связанный, преданный, благонадежный

prep. при