Babıali nedir, Babıali ne demek

Babıali; bir tarih terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı.
  • Osmanlı hükûmeti.
  • İstanbul'da bu çevredeki basın

"Babıali" ile ilgili cümle

  • "Bütün Babıali yazı işçilerinin yazgısından Naci Sadullah da kurtulamadı." - H. Taner

Babıali hakkında bilgiler

Bâb-ı Âli ya da basitleştirilmiş şekli ile Babıali, Osmanlı Devleti döneminde sadrazam sarayına verilen isimdir. 18. yüzyıl sonlarına yakın bir zamana kadar Paşa sarayı, Paşa kapısı, Bab-ı asafi gibi adlarda denilen sadrazam sarayına I. Abdülhamid zamanından itibaren Bab-ı Ali denilmeye başlanmıştır.

Osmanlı Devleti, Bâb-ı Âlî'den idare ediliyordu. Arapçada, "kapı" anlamındaki bâb ile Farsça -ı tamlaması Farsça yüce anlamındaki âlî ile birleşti ve Osmanlıca yeni bir sözcük türetildi.

Osmanlı Devleti büyüdükçe sadrazamların yetki ve sorumlulukları arttı.Sadrazamlar, Topkapı Sarayı'na yakın olması bakımından İstanbul'un bugünkü Eminönü ilçesindeki Cağaloğlu semtinde yaptırılan konaklarda oturmaya başladılar. 1756'da Sultan III. Osman tarafından bu semtte yaptırılan Sadrazamlık konağı ilk bilinen resmi nitelikteki Sadrazamlık binasıdır. Bina 1755, 1808, 1826 ve 1839 yıllarında tamamen, 1878 ve 1911 yıllarında ise kısmen yandı. Her seferinde yeniden inşa edildi. İlk önceleri binaya “Paşa Kapısı” ve “Bâb-ı Âsafi” deniyordu. 1808 yılında Alemdar Mustafa Paşa'nın sadrazamlığı sırasına çıkan ayaklanma sırasında binada olan patlama sonucu bina gene kül olunca, yeniden yaptırılan binaya dönemin padişahı II. Mahmut’tan dolayı Mahmud-ı Adli dendi. Bu isim zamanla Bâb-ı Adl ya da Bâb-ı Adli isimlerine, 19. yüzyılın ikinci yarısında da Bâb-ı âli deyimine dönüştü.

 

1839 yılındaki yangına kadar bina hep ahşap olarak inşa edilmişti. 1844’te bina ilk defa olarak Stefan Kalfa tarafından kargir olarak inşa edildi. Ayrıca o tarihten sonra bina sadrazamın yaşadığı yer olmaktan çıkarılarak tamamen bir devlet dairesi durumuna geldi. O bina, daha sonra yangınlar ve tamirler sonucu değişikliklere uğramakla birlikte günümüze kadar gelen binanın esasını oluşturmaktadır. 1878'deki yangında Şura-yı Devlet Dairesi, Ahkam-ı Adliye Dairesi, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri tamamen yandı ve yeniden inşa edildi. 1910 yılında Babıali'ye küçük bir yapı eklendi. 1911 yılındaki yangında gene Şura-yı Devlet ve Dahiliye Nezareti ile Mektubcu, Teşrifatçı, Beylikçi, Sadaret Kalemi daireleri ve Vakanüvis daireleri tamamen yandı. Bu en son yangında zarar gören bölümler o zamanlar tek bir bina olan Babıali'nin orta bölümünü oluşturuyordu. Yangından sonra bu orta bölüm tekrar eski haline getirilmeyerek ortadan kaldırıldı. Böylece Babıali ilk defa olarak iki binaya ayrılmış oldu.

 

Babıali tanımı, anlamı:

Osmanlı : XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları. Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan.

Devlet : Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Mutluluk. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Büyüklük, mevki. Talih.

İstanbul : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Sadaret : Sadrazamlık.

Hariciye : Hastanelerde bu hastalıklarla ilgilenen bölüm. Devlet yönetiminde dış işleri. Cerrahi.

Nezaret : Bakma, gözetme, gözetim. Bakanlık. Gözaltı. Görü. Nezarethane.

Daire : Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri.

Bakanlık : Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.

Çevre : Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Yağlık. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Basın : Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

Basit : Süssüz, gösterişsiz. Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan. Kolay. Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı. Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz.

Dönem : Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Yarıyıl. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre.

Sadrazam : Osmanlı Devleti'nde başbakan, veziriazam, sadır.

Saray : Görkemli ve gösterişli yapı. Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı. Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı. Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri. Van iline bağlı ilçelerden biri. Devlet başkanı ve çevresi.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.