Baba nedir, Baba ne demek

  • Çocuğu olan erkek, peder.
  • Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme.
  • Çok kaliteli, üstün nitelikli
  • Tarikatların bazısında tekke büyüğü.
  • Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek.
  • Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse.
  • Çatı merteği.
  • Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse.
  • Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme.
  • Anlayışlı, iyi huylu erkek.
  • Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı.
  • Ata.
  • Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge.
  • Bu gibi kimselere verilen unvan.

"Baba" ile ilgili cümle

  • "Asya'daki babalarımızdan miras kalan millî şiirimizin manzum şekillerinde..." - Y. K. Beyatlı
  • "Atatürk Türk milletinin babasıdır."
  • "Gül Baba. Nur Baba. Baba İlyas."
  • "Bektaşi babası."
  • "Türk babanın ve Türk ananın çocuğu Türk'tür." - Anayasa

Yerel Türkçe anlamı:

Baba. || babaigit: babayiğit || baba sultan: alay yollu kullanılan saygı sözü, hünkâr || babasi < uşahların babasi: kocam, beyim, efendim

Zehir, zıkkım (Erzincan Merkez)

Papatya büyüklüğünde bir çiçek.

Büyük ve onulmaz çıban, veba, dert, hastalık (ilenmelerde): Elinde kolunda babalar çıksın.

 

Erkek hindi.

Baba (bk. bava, buva)

Beraber

Koyun ve insanların akciğerinde olan bir hastalık.

Birlikte, beraber.

Erkeklik organı.

Meyve fidanlarına destek için konulan ağaç direk.

Tırabzan başlığı.

Zehir zıkkım (ilenmelerde): Baba yiyesice.

İskele, motor ve kayıklarda zincir, halat bağlanan kalın ve kısa kütük, taş veya demir yuvak.

Cüzzam.

Kaplumbağa

Çatılarda, makas ağaçlarının birer ucunun çivilendiği, iki metre kadar uzunlukta ve tam ortada bulunan kalın direk, omurga direği.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık) Mahya kirişini dikey olarak alttan tutan kalın, kare kesitli kerestelerden her biri. a. bk. çatı.

Tarih'teki anlamı:

Saygıdeğer yaşlı adamlara, bir topluluğun ya da bir örgütün başında bulunan kimselere, kimi tekke ulularına verilen san: Baba Oruç, Bektaşî Babası, Gül Baba.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Özellikle dört ayaklı hayvanlar için kullanılan, bir hayvanın ebeveynlerinden erkek olanına verilen ad.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[Bakınız: babba]

Diğer sözlük anlamları:

Ur, yumru.

Sancak ve çadır başlarına geçirilen top.

Çatı inşaatında tam merkeze dikilen kalın ağaç.

İngilizce'de Baba ne demek? Baba ingilizcesi nedir?:

king-post, sire

Baba hakkında bilgiler

 

Biyolojik olarak baba, anneye sperm vererek bir çocuğun dünyaya gelmesinde rol alan erkek. Genlerin yarısı babadan gelir. Bununla birlikte "baba" tanımı sosyolojiden hukuğa, farklı alanlarda farklı şekillerde açıklanır.

Biyolojik babası tarafından terkedilen insanların genellikle kendilerini yetiştirenleri baba olarak kabul ettiği gözlenir. Anne ve baba boşandıktan sonra annenin yeni eşini baba olarak kabul edenler de olabilir. Bunun gibi değişik durumlarda her birey kendi görüşleri yönünde insanları baba olarak kabul edebilir.

Pek çok ülkenin yasalarında çocuk babasını hiç tanımamış olsa bile, evlatlık verme gibi istisnalar dışında, biyolojik babanın sorumlulukları tanımlanmıştır. Ülkeden ülkeye değişecek şekilde her ay anneye nafaka ödeme, çocuğun bakımını üstlenme gibi sorumluluklar biyolojik babaya mahkeme kararı ile verilebilir. Korunmadan tek gecelik cinsel ilişkiye giren insanlar da bu tür sorumlulukları yasalar çerçevesinde almak zorundadır.

Geleneksel ailede baba para kazanma, anne ise ev işleri ve çocukların bakımı sorumluluklarını üstlenirdi. Günümüzde de bu tür aileler varolsa da, artık geleneksel rollere bağlı kalmayan ebeveynler de vardır. Kadınların da iş hayatında etkin olmaya başlaması ve ekonomik özgürlüklerini kazanmaları sonucu baba ve annenin sorumlulukları paylaşılmaya başlanmıştır.

Baba ile ilgili Cümleler

  • Nasıl olsa Mary'ler beni sevmiyor, nasıl olsa yeterli param yok, nasıl olsa arkadaş bırakmadınız, nasıl olsa annemi ve babamı hayal kırıklığına uğrattım hâlâ nasıl dayanabiliyorum?
  • Henüz bir yaşındayken Roger Miller'ın babası öldü ve hemen ardından annesi hasta oldu, o bu nedenle Oklahoma'daki amcası Erick'le yaşamaya gönderildi.
  • Tıp öğrenimi yapması için onun doktor babasının teşvikini reddettikten sonra Hawking onun yerine Matematik ve fizik üzerinde konsantre olmayı seçti.
  • Yeni bir araba satın alması için babasına baskı yaptığında Catherine'nin bir art niyeti vardı; O, arabayı kendisinin sürebileceğini umuyordu.
  • Şu anda Erivanlı emekli Gregory Tepoyan Zafer Günü kutlaması için Moskova'ya yaya gidiyor. Bu yürüyüş iki bin kilometreden fazla olan, o cephede herkese ölmüş adamıyor. Ailesinde beş erkek savaştan geri dönmedi, babası da dahil.
  • Yakın zamanda bir babanın büyük ailesinin huzurunda, "erkek çocuklarımdan hiçbirinin avukat olmasını istemiyorum." dediğini duyduk.
  • Fark ettin mi nerelisin diye sorduklarında hep babamın memleketini söyledim oysa önceden anneminkini de söylerdim içten içe anneme kızıyor muyum?
  • Tüm Dünya tek bir erkek tarafından döllense herkesin babası aynı olacağından kardeş evlilikleri ortaya çıkar ve doğan çocuklar sakat doğardı.
  • Birinin adını daha sonraki kuşaklarda yükseltmek ve böylece birinin ebeveynlerini övmek, bu anne babaya saygının en büyük ifadesidir.
  • Ali onun dikkatini çekmek için gecenin ortasında Mary'nin penceresine taşlar attı fakat bunun yerine onun camını kırarak sonuçlandı ve Mary'nin babası polisi aradı.

Baba kısaca anlamı, tanımı:

Erkek : Sözüne güvenilir, mert. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma. Yetişkin adam, bay, er kişi. Koca.

Dünya : Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Dış, çevre, ortam.

Gelme : Yetişme. Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

Ülke : Devlet. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket.

Para : Kazanç. Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Tırabzan babası : Babalık ödevini yapmayan kimse. Merdiven başlarında bulunan, parmaklığı desteklemeye yarayan, kalın, yuvarlak taşlı dayanak.

Baba olmak : Erkek, çocuk sahibi olmak.

Babam : Sese verilen tona göre şaşma, beğenme, acı, üzüntü vb. duygular anlatan söz. kadın erkek, büyük küçük herkese karşı kullanılan bir seslenme sözü.

Babam sağ olsun : Bir çocuğun babasına, yaptığı yardımlardan dolayı takdir amacıyla söylediği bir söz.

Babana rahmet : Yapılan bir iş, bir davranış karşısında "Allah senden razı olsun." anlamında kullanılan bir söz.

Babanın sanatı oğla mirastır : "bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür" anlamında kullanılan bir söz.

Babasına rahmet okutmak : Biri, kötü bir kimseden daha kötü çıkmak.

Babasının çiftliği : Bir malı veya kuruluşu yalnızca kendi çıkarlarına araç yapanlar için kullanılan bir söz.

Babasının hayrına : Hiçbir çıkar gözetmeksizin.

Babasının kızı : Her yönüyle babasına benzeyen kız çocuğu.

Babasının oğlu : Her yönüyle babasına benzeyen erkek çocuğu.

Baba adam : Yaşlı, ağırbaşlı, iyi yürekli, olgun adam.

Babaanne : Babanın annesi.

Baba boyunduruğu : Babaya demir halatı bağlamak veya demir halatın babadan çıkmasını önlemek amacıyla kullanılan güvenlik halatı.

Baba bucağı : Baba ocağı.

Babacan : Olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir (erkek).

Baba diyarı : Soyun, kökenin bulunduğu yer.

Baba dostu : Çok eski, hayırlı aile dostu. Hiçbir yardımda bulunmayan, hayırsız çıkan eski tanıdık kimse.

Babaevi : Baba ocağı.

Baba hindi : İri ve iyi beslenmiş erkek hindi.

Baba mirası : Babadan kalan değerli mal veya dost.

Baba nasihati : Büyüklerin deneyimine dayanarak gençlere verdikleri öğüt.

Baba ocağı : Babadan, dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğup büyüdüğü, yaşadığı ev, toprak, yurt, babaevi, baba bucağı, baba yurdu.

Baba sanlı : Babasının soyadını alan.

Baba soylu : Baba soyluluğa ilişkin olan, baba soyluluğa dayanan.

Baba tarafı : Ailenin baba yönünden akrabaları.

Baba tatlısı : Şambaba.

Baba yadigarı : Babadan kalan, baba döneminde yapılmış, babanın hatırasını taşıyan.

Baba yarısı : Amca.

Baba yerli : Baba yerliliğe ilişkin olan, baba yerliliğe dayanan.

Babayiğit : Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse. Yürekli kimse. Güçlü kuvvetli (kimse).

Baba yurdu : Baba ocağı.

Babadan kalma : Babanın miras olarak bıraktığı (mal, mülk, eşya).

Adembaba : Hayatta hiçbir şeyi olmayan kimse. Parasız, aç, en kötü durumdaki mahkûm. Afyonkeş.

Adem baba : Âdem.

Ağababa : Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.

Ana baba : Ana ile babanın oluşturduğu birlik.

Ballıbaba : Ballıbabagillerden, beyaz çiçekli ve çok yıllık otsu bir bitki, ballık (Lamiumalbum).

Beybaba : (be'ybaba) Yaşlı erkekler için kullanılan bir seslenme sözü. Çocukların babaları için kullandığı saygı sözü.

Büyükbaba : Dede.

Cicibaba : Üvey baba.

Devlet baba : "Koruyucu, kollayıcı" anlamında devleti anlatan bir söz.

Dönbaba : Turnagagası.

Efendibaba : Bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü.

Kayınbaba : Kaynata.

Noel baba : Hristiyanlarca Noel gecesi gelip çocuklara armağan dağıttığına inanılan, ak sakallı masal ve efsane kahramanı.

Paşababa : Paşalık yapmış dede.

Sütbaba : Sütannenin kocası.

Şambaba : Bir tür hamur tatlısı, baba tatlısı, şambabası.

Üvey baba : Çocuğuna kötü davranan baba. Öz olmayan baba, babalık.

Vaybabamcı : Kalabalıkta hızla çarptığı kişiye kazayla çarptığını söyleyip özür dilerken karşısındakinin cüzdanını çekip alan kimse.

Bektaşi babası : Bektaşi tarikatından olan derviş.

Dert babası : Herkesin derdini rahatlıkla, çekinmeden, bir çözüm yolu bulabilir ümidiyle anlattığı kimse.

Fikir babası : Bir düşünceyi ilk olarak ortaya koyan kimse.

Fukara babası : Yoksullara yardım etmeyi seven (kimse).

İsim babası : Bir ürüne veya bir kavrama ilk defa ad veren kişi.

İskele babası : Yanaşan gemileri bağlamak için rıhtıma konmuş dökme demir veya betondan silindir. İşe yaramaz, sorumsuz.

Öksüz babası : Yoksul ve kimsesiz olanları gözeten erkek.

Para babası : Parası çok, varlıklı kimse.

Şambabası : Şambaba. Sorumluluğu olmayan, hayırsız baba.

Baba değil tırabzan babası : Çocuklarına karşı babalık görevlerini yerine getirmeyen, onlara hayrı olmayan baba.

Baba koruk yer oğlunun dişi kamaşır : "babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuğu çeker" anlamında kullanılan bir söz.

Baba malı tez tükenir evlat gerek kazana : "kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır" anlamında kullanılan bir söz.

Baba oğluna bir bağ bağışlamış oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş : "babalar çocukları için büyük fedakârlıklara katlanırlar ancak çocuklar babaları için fedakârlıkta bulunmazlar" anlamında kullanılan bir söz.

Baba soyluluk : Soyun, mirasın, sosyal statünün öncelikle veya sadece baba tarafından belirlendiği aile düzeni.

Baba vergisi görümlük koca vergisi doyumluk : "bir babanın kızı için harcadığı para, hazırladığı çeyiz göstermelik olmaktan ileri gidemez, kızın yaşam boyu süren giderlerini kocası üzerine almıştır" anlamında kullanılan bir söz.

Babaç : Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.

Babaca : Baba gibi, babaya yakışır.

Babacanca : Sevgi ve sevecenlikle, cana yakın olarak. Sevecen, cana yakın.

Babacanlaşma : Babacanlaşmak durumu.

Babacanlaşmak : Babacan duruma gelmek.

Babacanlık : Babacan olma durumu, cana yakınlık.

Babacık : Babalara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz.

Babacıl : Babasını çok seven, babasına çok düşkün olan.

Babacılık : Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması işlemi, paternalizm.

Babaçko : Güçlü, gösterişli, iri yarı (kadın).

Babadağ : Denizli iline bağlı ilçelerden biri.

Babaeski : Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri.

Babafingo : Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm.

Babai : Babailik tarikatından olan kimse.

Babailik : XIII. yüzyılda Baba İshak'ın kurduğu tarikat.

Babaköş : Ayaksız olduğu için yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis).

Babalanma : Babalanmak işi.

Babalanmak : Babaları tutmak, öfkelenmek. Diklenmek, kabadayıca davranmak.

Babalı : Babası olan. Zaman zaman sinir nöbeti geçiren.

Babalık : Kaynata. Üvey baba. Yaşlı veya küçümsenen adamlara söylenen bir seslenme sözü. Baba olma durumu.

Babalık etmek : İyilik etmek, büyüklük etmek. baba gibi davranmak.

Babalık fırın has işler : Babasının parası ile geçinenlere sitem olarak kullanılan bir söz.

Babamın adı hıdır elimden gelen budur : "gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter" anlamında kullanılan bir söz.

Babasından mal kalan merteği içinden bitmiş sanır : "miras yoluyla mal edinen kimse, onun için ne denli çabalar gösterilip sıkıntı çekildiğini bilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Babasız : Yetim.

Babasız oğlan doğurmak : Bir işte aşırı zorluk, büyük güçlük çekilmesine rağmen başarılı olmak.

Babasızlık : Yetimlik.

Babayani : Gösterişi ve özentisi olmayan.

Babayanilik : Babayani olma durumu.

Babayiğitlik : Babayiğit olma durumu, babayiğitçe davranış.

Ana baba bir : Aynı anne ve babadan olan.

Ana baba eline bakmak : Ana ve babanın verdiği para ile geçinmek.

Ana baba günü : Kargaşa içindeki kalabalık. Karmakarışık durum.

Ana baba yavrusu : Nazlı büyütülmüş çocuk.

Ana bir baba ayrı : Anaları bir, babaları ayrı olan (kardeşler).

Anam babam : İçtenlik bildiren bir söz.

Anan güzel idi hani yeri baban zengin idi hani evi : "hiçbir duruma güvenilmez, bizim olan şeyler elimizde sürekli olarak kalmazlar" anlamında kullanılan bir söz.

Anan yahşi baban yahşi : Birini, bir işe razı etmek için onu övmek amacıyla söylenen bir söz.

Atadan babadan görmek : Gelenek olarak eskiden beri bilmek, yapmak, uygulamak.

Bağ babadan zeytin dededen kalmalı : "bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Bir baba dokuz evladı besler dokuz evlat bir babayı beslemez : "çok çocuğu olan baba, her çocuk babasına bakılmasını ötekinden beklediği için sıkıntıda kalır" anlamında kullanılan bir söz.

Dokuz babalı : Babası belli olmayan, birçok erkekle düşüp kalkan bir anadan doğan.

Ha babam : Sürekli olarak, durmadan. karşısındakinin çabasını artırmak için kullanılan bir söz.

Ha babam de babam : Durmaksızın, sürekli.

Her gördüğü sakallıyı babası sanmak : Görünüşe aldanmak.

İyi evlat babayı vezir kötü evlat rezil eder : "babaya ün kazandıran da el içine çıkamayacak bir duruma düşüren de çocuklarının tutumlarıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Karga mandayı babası hayrına bitlemez : "bir kimse başkasına hizmet ediyorsa bunda kendisinin de çıkarı vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Öp babanın elini : Beklenmedik, elverişsiz bir durum karşısında "şimdi ne olacak?" anlamında kullanılan bir söz.

Peder : Papaz. Baba.

Etken : Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı. Etki eden şey, faktör. Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir.

Kazıl : Kıldan bükülmüş, çuval dikmekte kullanılan ip, sicim.

Miktar : Ölçü. Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.

Hesap : Aritmetik. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Alacaklı veya borçlu olma durumu. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Kara. Ülke. Memleketli.

Dikme : Fidan, yeni dikilmiş fidan. Ahşap yapılarda pencere ve kapı yanlarına dikilen direklerden her biri. Ağaç, direk. Yük kaldırmakta kullanılan bir direkli maçuna. Dikey olan doğru veya düzlem, amut. Bir evde aileyi sürdürecek olan tek çocuk. Dikmek işi.

Biyolojik : Biyoloji ile ilgili, dirim bilimsel.

Çatı : İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi.

Anlayışlı : Hoşgörülü. Hoşgörülü bir biçimde. Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki.

İyi : Bol, çok, aşırı. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Yeterli, yetecek miktarda olan. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Doğru olan. Esen, sağlıklı.

Huylu : İşkilli, kuşkulu. Herhangi bir huyu olan. Ürkek, sinirli (binek hayvanı).

Ata : Dedelerden ve büyükbabalardan her biri. Baba. Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Kaliteli : Nitelikli.

Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Nitelikli : Bir şeye nitelik bakımından üstünlük kazandıran, kaliteli. Bir şeye ayırt edici özellik veren, vasıflı. Bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olan, kalifiye.

Tekke : Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh. Esrar içilen üstü kapalı yer. Hapishane. İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Gibi : -e benzer. -e yakışır biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. İmişçesine, benzer biçimde.

Unvan : San.

Baba betisi : Bireyin, gerçek babasının yerine koyduğu ya da babasına karşı geliştirdiği davranış ve tepkilerini yönelttiği kişi.

Baba çıha : Öl, geber anlamında ilenç olarak kullanılır.

Baba çıhasıca : Öl, geber anlamında ilenç olarak kullanılır.

Baba çıhmak : Bela bulmak, “bâba çıhasın yüzen."

Baba çıka : Öl, geber anlamında ilenç olarak kullanılır.

Baba çıkası : Öl, geber anlamında ilenç olarak kullanılır.

Baba çıkasıca : Öl, geber anlamında ilenç olarak kullanılır.

Baba değil, tırabzan babası : çocuklarına karşı babalık görevlerini yerine getirmeyen, onlara hayrı olmayan baba.

Baba direği : Çatılarda, makas ağaçlarının birer ucunun çivilendiği, iki metre kadar uzunlukta ve tam ortada bulunan kalın direk, omurga direği.

Baba himmet : (Kar.): Omuzunda baltasıyla gezen Kastamonu'lu bir tiptir. Çok iri yarıdır. Karagöz onunla konuşmak için Himmet'in üzerine merdiven dayayıp çıkar. Yumuşak mizaçlı ve iyi yüreklidir, bk. Kastamonulu. Türk gölge oyunu'nda Kastamonulu tipi. Çok iriyarı, kolayca aldatılabilen, saf bir kişidir. İyi yüreklidir, ancak kızınca gözü kimseyi görmez. Omuzunda baltasıyla gezer ve genellikle odun kırıcılığı yapar. bk. hırbo.

Diğer dillerde Baba anlamı nedir?

İngilizce'de Baba ne demek? : n. small spongelike leavened cake usually containing raisins and rum, rum baba; (Slang) respectful form of address for an older man; (Slang) child

n. ancient Sumerian goddess

n. baba, type of cake leavened with yeast; name

Fransızca'da Baba : (şaşkınlıktan) ağzı açık, donakalmış

Almanca'da Baba : n. Erzeuger, Papa, Papi, Vater

Rusça'da Baba : n. отец (M), папа (M), пастырь (M), тумба (F)

adj. отцовский, отеческий