Baldır nedir, Baldır ne demek

"Baldır" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Dizlerinde, baldırlarında sızı kalmadı." - Ö. Seyfettin

Baldır hakkında bilgiler

Baldır bacağın diz ile topuk arasındaki bölümüne verilen ad.

Özellikle baldır kasları, diz bağlarının desteklenmesi açısından çok önemlidir ve dizin darbelere karşı korunması için baldır kaslarının kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.

Baldır ile ilgili Cümleler

  • Baldır kası alt bacağın arkasında yer alır.
  • Onun yırtık bir baldır kası var.
  • Baldır kaslarındaki gece krampları özellikle acı vericidir.
  • Basketbol oynarken baldır kasını yırttı.

Baldır anlamı, tanımı:

Baca : Çatı penceresi. Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

Baldır bacak : Kadın bacağının açık saçık görülmesi.

 

Baldır kemiği : Baldırda bulunan iki kemikten ince olanı.

Baldırpatlatan : Güreşte hasmın bir ayağını tutarak diz kapağına kadar büküp üzerine yüklenme oyunu.

Baldırsokan : Çift kanatlıların sinekgiller familyasından, karasineğe çok benzeyen, kan emen, hastalık bulaştıran, hayvan sağlığı yönünden zararlı bir tür sinek (Stomaxys calcitrans).

Karabaldır : Baldırıkara.

Baldırı çıplak : Ayaktakımından, işsiz, serseri (kimse).

Baldırıkara : Nemli yerlerde yetişen birçok eğrelti otu türünün ortak adı, karabaldır.

Baldırak : Kılıç kayışının aşağı uzanan parçası. Don, pantolon vb. giysilerin dizden aşağı olan bölümü.

Baldıran : Bu bitkiden çıkarılan zehir, baldırgan. Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen zehirli bitkilerin ortak adı, ağı otu, baldırgan (Conium maculatum).

Baldıranlık : Baldıranın çokça yetiştiği yer.

Baldıranşerbeti : Acı çekilerek, yüzsuyu dökülerek elde edilen kazanç.

Baldırgan : Baldıran. Şeytantersi.

Baldırı çıplaklık : Baldırı çıplak olma durumu.

Su baldıranı : Maydanozgillerden, su kıyılarında ve bataklıklarda yetişen, zehirli, otsu bir bitki, su rezenesi (Cicuta virosa).

Ayak : Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Halk edebiyatında uyak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Basamak. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Göl ayağı. Vücudun belden aşağı bölümü. Bacak. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri.

 

Bileği : Kesici araçları bilemek için kullanılan alet.

İncik : Baldır. Bazı bölgelerde diz, ayak bileği, baldır veya kaval kemikleri.

Yumuşak : Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Kolaylıkla işlenebilen. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Okşayıcı, tatlı, hoş. Sessiz, hafif. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran.

Şişkin : Şişmiş, şişirilmiş.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer.

Topuk : Belli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku veya cevher kütlesi. Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü. Ökçe.

Baldırcıklı :

Baldırcıl :

Baldırğan : Baldıran

Baldırı cıplak : Kendini bilmez, yoksul.

Baldırı kızıl : Yaz kış yaprakları bulunan, boyu 30 cm. olan bir bitki.

Baldırı paçayı sığamak : İşe birden girmek, çaba göstermek.

Baldırıbeyaz : Pırasa: Bu akşamda baldırıbeyaz pişi-relim.

Baldırıcılbak : Yoksul, hali vakti iyi olmayan

Baldırıçıplak : Açık saçık, çıplak, çırılçıplak Pırasa Yoksul, hali vakti iyi olmayan.

Baldırıkız : Semizotu.

Diğer dillerde Baldır anlamı nedir?

İngilizce'de Baldır ne demek? : n. calf; shank

Fransızca'da Baldır : gras de la jambe, mollet [le]

Almanca'da Baldır : n. Schenkel, Wade

Rusça'da Baldır : n. нога (F), икра (F)