Bale nedir, Bale ne demek

Bale; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü

"Bale" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Nizamlı bir hareketler sisteminin ne olduğunu anlamak için bir baleyi seyretmelisiniz." - M. Kaplan

Yerel Türkçe anlamı:

Çocuk, yavru, küçük

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Dansçılar topluluğu.

Opera ve operetlerde danslı geçiş. 4 - Bir dans topluluğunun önceden saptanmış düzene göre, uyumlu bir biçimde dans ettikleri gösteri. 5 - Parmak ucu dansı.

Danslı sahne yapıtı.

İngilizce'de Bale ne demek? Bale ingilizcesi nedir?:

ballet

Bale hakkında bilgiler

Bale, belli figürlere, adım atışlara dayalı dans ve müzikli gösteri türüdür.

Bale dansı, mimik, müzik, duygu ve dekor sanatlarının ileri standartda birleştirilerek kullanan bir tiyatro gösterisi olarak tanımlanabilir. Asıl eleman olarak kullanılan dans aslında İtalyanca "dans" anlamına gelen "ballo" ya da "balletto" sözcüğünden türetilmiştir.

Bale uzun yıllar süren bir eğitimle öğrenilir, çoğunlukla müzikli yapılır. Erkek dansçılara "balet - yalnız bu deyim sadece Türkiye'de kullanılmaktadır. Dünyanın diğer ülkelerinde erkek sanatçılara bale dansçısı denir - ", kadın dansçılara "balerin" denir. Balede tayt, mayo ve "tütü" denilen özel etek ve bunun gibi giysiler kullanılır. Bale terminolojisinde ayakların tam parmak ucunda durmasını sağlayan ayakkabıya "point" ya da "puant" denir. Bale yapılmadan önce esneme hareketleri mutlaka yapılmalıdır; yoksa ısınılmadan hareketler yapıldığı için kaslar yırtılabilir ya da vücudun bir yerini incitebilir.

 

Bale ilk olarak İtalya'da rönesans döneminden görülmektedir. Mim sanatçılarının ortaçağ ve rönesans tiyatro gösterilerinde ve geleneksel halk gösterilerindeki dans adımları bugünkü balenin temellerini oluşturur. O zamanlarda koreografik bir düzeni olmayan bale Dominic de Piacenza ve Antonio Cornazzo'nun ilk koreografik kompozisyon denemeleri ve adımlara isim vermeleriyle gelişmiş bu noktada Fransızlar çok etkilenmiş ve bunun sonucunda bugünkü balenin ilk tohumları 1581'de Catherine de Medici'nin "Beaujoyeux" adlı Le Ballet Comique de la Reine tarafından sahnelenen gösterisiyle atılmıştır.

Bale ile ilgili Cümleler

  • Ali bir balet olmak istiyor.
  • Ünlü Rus balerini Anna Pavlova bir Çuvaş oldu.
  • Bir balerin olmanın hayalini kurardım.
  • Balerinler tayt, tütü etek ve bale ayakkabısı giyiyorlardı.
  • Kendisi dünyadaki en iyi balerinlerden biridir.
  • Bale hakkında bir şey bilmiyorum.
  • O bir balerin olmayı hayal etti.
  • Ben üç yaşından beri bale dersleri alıyorum ve bir balerin olmayı umuyorum.
  • Onun tutkusu balerin olmaktır.
  • Bir bale dansçısı olarak hayatını kazanır.

Bale anlamı, kısaca tanımı:

Figür : Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi. Birbirini izleyerek melodik ve ritmik bakımdan bir bütün oluşturan notalar grubu. Bir dansı veya oyunu oluşturan ölçülü adımlarla beliren zincirleme hareketlerden her biri.

 

Adım : Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık. Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Girişim, hamle.

Atış : Atma işi. Kalp veya nabzın vuruşu, çarpışı.

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Sahne : Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı. Görüntü. İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri. Tanık olunan, gözlenen olay.

Düzen : Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Yerleştirme, tertip. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Alet edevat takımı. Dolap, hile.

Dayalı : İlgili, dair, müstenit, mebni. Dayanmış olan. Dayanarak, dayanmış bir biçimde.

Gösteri : Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo.

Balerin : Bale yapan bayan sanatçı.

Balet : Bale yapan erkek sanatçı.

Baletlik : Balet olma durumu.

Hafif : Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Gücü az olan, belli belirsiz. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Güç veya yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa.

Dans : Müzik temposuna uyularak yapılmış olan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks.

Müzikli : Film ve oyun için bazı bölümlerinde müzikten de yararlanılan.

Mimik : Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler. Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı.

Müzik : Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki. Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması.

Duygu : Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Duyularla algılama, his. Önsezi. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik.

Dekor : Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen. Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara.

Bale antlaşması : (1795)

Bale bestecisi : Bale müziğini besteleyen sanatçı.

Bale delisi : Baleye son derece meraklı kişi.

Bale eğitmeni : Bale öğrencilerini yetiştiren, eğiten ve çalıştıran usta.

Bale giysisi : Bale gösterisinde sanatçının giymesi gereken giysi.

Bale komedyası : Komedya öğelerini kapsayan bale.

Bale operası : Çeşitli ezgileri kapsayan bale.

Bale topluluğu : Bale türünün bütün özelliklerini kapsayan ve gereklerini yerine getiren kuruluş.

Bale tragedyası : Tragedya öğelerini kapsayan bale.

Bale tutamağı : Gerek denge, gerekse kasları açmada işe yarayan, duvar boyunca yerden bel hizası yüksekliğinde, tahta tırabzan.

Diğer dillerde Bale anlamı nedir?

İngilizce'de Bale ne demek? : n. bundle, package; evil; misery (Archaic)

v. package, tie up

n. Basel, city in northwest Switzerland

Fransızca'da Bale : ballet [le]

Almanca'da Bale : n. Ballett

adj. Ballett-

Rusça'da Bale : n. балет (M)

adj. балетный