Bando nedir, Bando ne demek

Bando; bir müzik terimidir. kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

"Bando" ile ilgili cümle

  • "Hırsızlar bandosuna kumanda eden Ciyanni, asıl hırsız değilmiş." - A. Midhat
  • "Tepebaşı bahçesindeki bando da Tuna Dalgası'nı çalıyordu." - O. C. Kaygılı

Yerel Türkçe anlamı:

Bando, orkestra, çalgı aletleri

Bando hakkında bilgiler

Bando, bir tür müzik topluluğudur. Parklarda ya da geçit törenlerinde çalan bir bando insanların hoş zaman geçirmesini sağlar. Orkestra ve bando sözcükleri, müzisyenler topluluğunu çağrıştırır. Bandolar da kimi zaman orkestra niteliği gösterebilirler ve en az yaylı orkestralar kadar nitelikli ve geniş repertuara sahip konserler verebilirler. Geçmişten bu yana süre gelen bir düşünce olan "Bandolar sadece eğlence amaçlıdır." düşüncesi son derece yanlıştır. Günümüz bandoları özellikle askeri bandolar son derece geniş repertuara sahip, yurt dışındada faaliyet gösteren bir orkestra niteliğindedir. Bir orkestradaki yaylı çalgıların sesleri açık havada yeterince duyulmadığı için bandolar üflemeli ve vurmalı çalgılar kullanırlar. Bandoların yürüyüş bandosu ve konser bandosu olmak üzere iki çeşidi vardır.

 

Bando ile ilgili Cümleler

  • Geçit töreni altı tane bando içeriyordu.
  • Tom'un bandosuyla gitar çaldığını gördüm.
  • Otelin lobisinde çalan beş kişilik bir bando vardı.
  • Askeri bando üyeleri çok mutlu görünüyordu.
  • Tom'un senin bandonun çaldığı müzik türünü sevmeyeceğine dair güçlü bir olasılık var.
  • Jale bandonun önünde yürüyen bir kızdı.
  • Ali o zaman o bandoyu hiç duymadı bile.
  • Ali şu anda lise bandosunda ilk trompetini çalıyor.
  • Bir bando cadde boyunca uygun adımlarla yürüyüş yapıyor.
  • Ali ve Mary bando provasına gitmek zorundaydı.

Bando anlamı, kısaca tanımı:

Üflemeli : Üflenerek çalınan (çalgı), nefesli.

Çalgı : Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman. Müzik topluluğu. Çalgı çalma, müzik.

Geçit : Geçmeye yarayan yer, geçecek yer. İki dağ arasında dar ve uzun yol, derbent.

Tören : Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni. Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim.

Toplu : Bir arada, bütün, kombine. Topu olan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Vücutça dolgun.

 

Bandocu : Bandoda görevi olan kimse, mızıkacı.

Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.

Vurgulu : Vurgu ile söylenen. Üstünde önemle durularak, dikkat çekilerek.

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.

Mızıkacı : Armonika çalan kimse. Bandocu.

Takım : Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Takım elbise. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Sigara ağızlığı. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup.

Mızıka : Bando. Armonika.

Topluluk : Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Sanatçı grubu. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Vücudun dolgun olma durumu. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme.

Müzik : Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki. Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması.

Bandoculuk : Bandocunun yaptığı iş.

Diğer dillerde Bando anlamı nedir?

İngilizce'de Bando ne demek? : [Bando] n. announcement, proclamation, manifesto; ban, banishment, exile, outlawing

n. proclamation; ban

n. band, troop, group; cohort, gang; brood; pack, covey, flock, herd; promulgation, publication

Fransızca'da Bando : musique [la], bande [la], fanfare [la]

Almanca'da Bando : n. Band