Barbour türkçesi Barbour nedir

  • Bir soyadı.
  • John barbour (1316?-1395).
  • İskoç papaz ve şair.
  • Su geç irmez ve yeşil cilalı bir ingiliz ceket markası.

Barbour ingilizcede ne demek, Barbour nerede nasıl kullanılır?

Barbour jacket : Barbour ceket. Su geç irmez ve yeşil cilalı bir ingiliz ceket markası.

Barbone : Bir soyadı. Barbone hastalığı. Yerel bualo pastörellozu.

Barbone disease : Evcil bufalo pastörellozu. Bir sığır hastalığı.

Barbotine : Barbotin (tekniği). Barbotin. Kil hamuru.

Fire the first barb : Tartışmaya başlamak. Bir tartışmada ilk sözü söylemek. İlk oku ateşlemek.

Barbados sheep : Barbados koyunu. Teksas’dan köken alan, barbados siyah belli koyunu ve rambouillet ırkı koyunların melezlenmesiyle elde edilmiş, yalnızca erkeklerinde boynuz bulunan, tipik vücut rengi sütlü kahverengi, yapağısı oldukça kısa koyun ırkı.

Barbara : Kadın ismi. Bir kadın adı.

Barbados blackbelly sheep : Çok kısa yapağıya sahip, afrika kökenli olduğu kabul edilen, rengi tan renginden siyah, sarı ve hatta benekli çeşitlere kadar değişebilen, karın bölgesi siyah renkli koyun ırkı. Barbados siyah karınlı koyunu.

Barbadian : Barbados. Barbados'a özgü. Barbadoslu. Barbados'a özgü ya da barbados vatandaşlarıyla. Barbados'un veya barbados ile ilgili. Barbados vatandaşlarına özgü.

 

Barbarian : Greklerle romalıların, kendi kültür çevreleri dışında kalan budunlar için kullandıkları terim. Zalim. Vahşi. Gaddar. Kaba. Uygarlaşmamış. Uygarlaşmamış kimse. Barbar. Yabancı.

İngilizce Barbour Türkçe anlamı, Barbour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Barbour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Experience : Çekmek. Keder sıkıntı vb'ni çekmek. Geçmek. Tecrübe. Başına gelmek. Başa gelen şey. Serüven. Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı. Deney. Görüp geçirmek.

Abidal : Lyonlu fransız futbolcu. Eric abidal (1979 doğumlu).

Adalbert : (956-997) prag piskoposu. Kuzeybatı almanya'daki breneb eyaletinin başkenti. Bir erkek adı. (1000-1072) alman başpiskopos.

Anchorage ground : Demirleme yeri.

Anchorage : Demir. Saplamalı bağlama. Gemilerin demirleme yeri. Destek. Güven kaynağı. Dayanak. Sabitleme. Demirleme. Demirleme yeri.

Abdel : Mısır'ın ikinci devlet başkanı (1956-1970). Mısırlı subay ve siyasi lider. Gamal abdel nasser (1918-1970). (arapça) bir ad.

Landing : Üst düzeydeki bir yerden aşağıya atlama. Çıkarma. Üretim. İniş. Karaya çıkarma. İndirme. Derine atlama (aşağı atlama). (uçak) iniş. İnme.

Hold : (elinde) (bir şey) tutmak. İyi çekim. Sadık kalmak. Düzenlemek. Zaptetmek. Durmak. Dayanmak. Barındırmak. El koymak. Tutmak.

Port : Liman. Porto şarabı. Kapı. Lombar. Liman kenti. Bağlantı noktası.

Landing place : Tahliye iskelesi. Uçak iniş alanı. Çekek yeri. Rıhtım. İskele. Balıkçı tekneleri, küçük tonajlı tekneler veya yatların bakım ve onarımlarının yapılması için karaya alınmalarına imkan sağlayacak donanıma ve bakım ve onarım çalışmalarına yetecek kadar kumsal veya sıkıştırılmış toprak zemin veya katı sıcak asfalt veya betonlanmış eğimli alana sahip olan kıyı düzenlemeler. Aerodrom. Karaya çıkılan yer. Varma yeri.

 

Barbour synonyms : docking facility, abderhalden, ade, addison, abu, entertain, abaya, abravanel, abou hatzira, abargil, dock, adamson, abernathy, abbott, coaling station, harbour, seafront, feel, abegg, seaport, haven, dockage, abramovitch, port of call, nurse.

Barbour zıt anlamlı kelimeler, Barbour kelime anlamı

Lose : Heba etmek. Kaybolmak. Şaşırmak. Kaybetmek. Azıtmak. Kazanamamak. Geri kalmak (saat). Zayi etmek. Geri kalmak. Yitirmek.

Show : Belirtmek. Temsil. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Gösteri. Görülmeğe değer herhangi bir şey. bir filmin, bir televizyon yayınının ortaya çıkardığı durum. Sahnelemek. Gösterimde olmak. Görünç. İş. Revü.