Basın nedir, Basın ne demek

  • Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat
  • Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

"Basın" ile ilgili cümle

  • "Arkasında birileri var gibi, basından birileri sanırım, sürekli fiştekliyorlar herifi." - T. Yücel
  • "Bütün bildiklerimizden öteye İstanbul basını bize ne öğretebilirdi?" - Y. K. Karaosmanoğlu

Bilimsel terim anlamı:

Basım yoluyla çoğaltılarak, belirli zamanlarda çıkan basmalar.

İngilizce'de Basın ne demek? Basın ingilizcesi nedir?:

press

Basın hakkında bilgiler

Basın-yayın (kitle iletişim araçları, kitlesel medya), günlük dilde radyo, televizyon, gazete, dergi gibi elektronik veya yazılı basın organlarını anlatmak için kullanılan bir terimdir.

Tarihten gelen süreç içerisinde baktığımızda, toplumların aydınlanmasında, reaksiyon göstermesinde basının önemli bir rolü vardır. Bu reaksiyon gerek iktidara, gerekse muhalif olanlara yönelebilir. Ancak burada önemli olan basının büyük kitleler üzerindeki etkisidir.

Dar anlamıyla basın, sadece gazete ve dergileri kapsamaktayken geniş anlamda basının belirli zamanlarda basılıp, her çeşit haber ve fikirleri topluma ulaştıran tüm yayın ürünleridir. Genellikle günlük basın ürünlerine gazete, haftalık, on beş günlük ve aylık basın ürünlerine de dergi denilmektedir.

 

İnsan, çevresinde ve dünyada olup bitenleri öğrenmek ve öğrendiklerini veya düşündüklerini başkalarına duyurmak ihtiyacındadır. Bu ihtiyaç az veya çok her insanın doğasında vardır. Bu ihtiyacın giderilmesi için girişilen çeşitli teşebbüsler sonunda bugün basın-yayın dediğimiz ve medeni toplumun dördüncü kuvveti saydığımız “basın müessesesi” doğmuştur.

Basın ile ilgili Cümleler

  • Onlar sadece protestoyu görmezden gelmediler, aynı zamanda basına yalan söylediler.
  • Cümleyi favorilerinizden çıkarmak için siyah kalp butonuna basın.
  • Ortalama bir araba için önerilen lastik basıncı yaklaşık 32 psi'dir.
  • Altı kişilik basınç odasından tek kişi çıkacak dedin abi.
  • Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.
  • Bu balıklar yüksek basınç ve ışık varlığında yaşamaya alışkındırlar.
  • Toplumda çok seslilik de elbette basın yayın organlarıyla sağlanır.
  • Bir cümleyi favorilerinize eklemek için beyaz kalp butonuna basın.
  • Çıkıştaki akış hızı, çıkış kapakçığının etrafındaki basınç farkıyla orantılıdır.
  • Müşteri hizmetleri temsilcisiyle konuşmak istiyorsanız lütfen üçe basın.

Basın tanımı, anlamı:

 

Gazete : Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın. Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer.

Dergi : Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua.

Zaman : Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Yazılı : Geçerli olan, nominal. Yazılı sınav. Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan. Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı.

Yayın : Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen eser, program, neşriyat. Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb., neşriyat.

Basın ataşesi : Resmî veya özel kurum ve kuruluşlarda, yabancı temsilciliklerde basın ile ilgili konuları düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse.

Basın bildirisi : Basın yayın organlarına bilgi vermek amacıyla yetkili kurum veya kişiler tarafından hazırlanmış yazılı açıklama.

Basın danışmanı : Kişi veya kuruluşların görsel ve yazılı basınla iletişimini sağlayarak her türlü etkinliğini duyuran uzman.

Basın dünyası : Görsel ve yazılı basın organları ile burada görevlilerin tümü, medya camiası.

Basın kartı : Basın mensubu olan kişilerin taşıdığı kimlik belgesi.

Basın özeti : Çeşitli kuruluşların belli bir konuda hazırladıkları rapor veya bilgilerin basına dağıtılmak üzere oluşturulan özeti. Belli bir tarihte çeşitli gazetelerde yer alan günün önemli haberlerinin bir başka basın kuruluşu tarafından hazırlanan özeti.

Basın özgürlüğü : Görüş ve düşünceleri basın ve yayın yoluyla açıklayabilme ve yayabilme hakkı.

Basın toplantısı : Yetkili bir kimsenin, bir veya birden fazla konu üzerinde açıklamada bulunmak için kitle iletişim araçlarında görevli kimselerle yaptığı toplantı.

Basın yasağı : Basın yayın organlarının bir konu hakkında yayın yapmasını kısıtlayıp engelleme.

Besleme basın : Çıkar uğruna, herhangi bir kuruluşun veya iktidardaki güçlerin görüşlerini savunan basın.

Boyalı basın : Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğrafa yazı ve haberden çok yer veren, kupon veya çekilişlerle armağan dağıtan basın, renkli basın.

Renkli basın : Boyalı basın.

Basın danışmanlığı : Basın danışmanının yaptığı iş.

Basınç : Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.

Basınç anahtarı : İçindeki gaz veya sıvının belirli bir basınç değerine ulaştığında değeçlerin konum değişiminin gerçekleştiği anahtar.

Basınç boynu : İki antisiklon arasındaki alçak basınç.

Basınç duyumu : Deri yüzeyine kas veya eklem bölgelerine uygulanan bir gücün yarattığı duyu.

Basınç odası : Basınçlamanın yapıldığı özel donanımlı oda.

Basınç ölçüm : Hava basıncı ölçümlerini inceleyen birim.

Basınç tedavisi : Vurgun rahatsızlığında ortalama atmosfer basıncının üstünde bir basınç bulunan özel bir odada uygulanan iyileştirme yöntemi.

Basınç yapmak : Bir yüzey üzerine güç kullanarak baskı yapmak.

Basınçlamak : Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.

Basınçlı : Basınç yüklenmiş olan.

Basınçlı hava : Kompresör tarafından bir yere basılan tazyikli hava.

Basınçlı su : Basınç yüklenerek fışkırtılma düzeyine getirilmiş su, tazyikli su.

Basınçölçer : Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet, barometre.

Basınçyazar : Hava basıncını ölçen ve kaydeden alet, barograf.

Alçak basınç : Barometrede 760 milimetre altında bulunan, kötü havayı işaret eden hava durumu.

Atmosfer basıncı : Atmosferin etrafını sardığı nesnelere her yönden uyguladığı basınç.

Besleme basıncı : Bir ölçme aletinin besleme girişinde sağlanması gereken basınç.

Eş basınç : Hava basınçları eşit olan yeryüzü noktalarını birleştirdiği varsayılan eğri, izobar, izobar eğrisi.

Eş basınçlı : Basıncı hep aynı kalan.

Hava basıncı : Yer yuvarını çevreleyen havanın yeryüzündeki bir alana uyguladığı kuvvet.

Işınım basıncı : Işınımın yayılma doğrultusuna dik birim yüzeye birim zamanda yüklediği itme gücü.

Kan basıncı : Kan hacmine ve yoğunluğuna bağlı olan atardamar içi gerilimi, tansiyon.

Magazin basını : Yazısı az, resmi bol, genellikle eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerin yaşantılarıyla ilgili haber ve yorumlara yer veren yayın.

Su basıncı : Durgun bir su kütlesinin birim yüzeyini etkileyen yer çekimi.

Yüksek basınç : Basınçölçerde 760 milimetre üstünde bulunan ve güzel havayı belirten hava durumu.

Yüksek kan basıncı : Hipertansiyon.

Matbuat : Basın.

Görevli : Resmî görevi olan kimse, memur. Görevi olan, vazifeli.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

İletişim : Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon. Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme, muhabere, komünikasyon.

Araç : Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Medya : İletişim araçları. İletişim ortamı.

Günlük : Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra. Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı. Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce. O günkü, o günle ilgili. Üzerinden gün geçmiş veya geçecek. Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan.

Basın suçları : Basım yolu ile çoğaltılan şeylerle işlenen suçlar.

Basın yasası : Basın işlerini düzenlemek amacı ile hazırlanan ve uygulanan yasa.

Basın yasasına aykırılık : Basın yasasında konulan kurallara aykırı davranış.

Basına gösterim : Bir filmin özel olarak basına sunulması amacıyla gösterimi.

Basınca edinmek : Bir kimse diğer bir kimseyi korkutarak onu tesiri altına almak, rezil etmek.

Basıncak : Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele Paspas. bk. basak (I)- bk. basak (I)-1. Baskına uğramak. Esir etmek. Tesir etmek.

Basıncak etmek : Eza, cefa etmek, haddinden fazla iş vermek: Sanat öğrensin diye oğlanı ustaya verdik, çocuğa basıncak ettiler yahu!

Basıncak idinmek : Ayaklar altına almak, yükselme aleti olarak kullanmak.

Basınç artma katsayısı : (matematik)

Basınç atrofisi : Bir organ veya doku üzerine yapılan devamlı basınç sonucu, kan damarlarının lümenlerinin daralıp tıkanması ve dokuların kansız kalarak beslenememesinden kaynaklanan küçülme, kompresyon atrofisi.

Diğer dillerde Basın anlamı nedir?

İngilizce'de Basın ne demek? : [Basin] n. bass, basso

v. step on, print, press, publish, raid, break into, attack suddenly, flood, come upon, weigh, catch, come on, flow, foray, impress, imprint, irrupt, jam, letter, sink, stamp, stencil, step, stomp, tread, tread on

n. press, media

Fransızca'da Basın : presse [la]

Almanca'da Basın : n. Presse

Rusça'da Basın : n. пресса (F), печать (F), журналистика (F)