Baskı nedir, Baskı ne demek

  • Bir eserin basılış biçimi veya durumu
  • Bası sayısı.
  • Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu.
  • Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı.
  • Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres.
  • Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres.
  • Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon.
  • Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

"Baskı" ile ilgili cümleler

  • "Etek baskısı."
  • "Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı." - A. Ş. Hisar
  • "Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık." - N. Cumalı
  • "Bu gazetenin baskısı yüz bindir."
  • "Sözlüğün yeni baskısı."

Baskı anlamı, kısaca tanımı:

Baskı altında tutmak : Özgürlüğünü engellemek, kısıtlamak.

Baskıda kalmak : Yağmur yağdıktan sonra toprağın üst kısmı sertleşerek tohumlar fidelenip toprak üstüne çıkamamak.

Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir : "kullanılan, işe yarayan değersiz şey, saklanan ve kullanılmayan çok değerli şeyden daha iyidir" anlamında kullanılan bir söz.

Baskı yapmak : Bir kimseyi bir işi yapmaya zorlamak, zor kullanmak. oyuncunun rahat hareket etmesini engellemek.

 

Baskı grubu : Bir işin yapılmasında, gerçekleştirilmesinde veya tamamlanmasında baskı oluşturan güç.

Baskı kalıbı : Kitap kapaklarına süslemeler basmak için kullanılan kalıp.

Baskı resim : Gravür tekniği ile yapılmış olan resim, kazıma resim.

Baskı sayısı : Gazete, kitap, dergi vb.nin bir defada basıldığı sayı, tiraj.

Düz baskı : Basım işlerinde kâğıt, plastik film vb. malzemelerin ön veya üst yüzeyine yapılmış olan baskı.

İpek baskı : Fotoğrafın ipek kumaş üzerine yansıtılması ve mürekkeple kâğıda bastırılması yöntemi. Bir lastik silindir ile uygun bir malzemenin şablon maskeye bastırılarak görüntünün bir yüzey üzerine geçirilmesi işlemi, serigrafi.

Lüks baskı : Kitapların iyi cins kâğıt ve özel ciltli kapaklara basılan biçimi.

Oyma baskı : Çinko, bakır, tahta vb. levhalara kazıma ile yapılmış olan resimleri kâğıda basma tekniği, estamp.

Taş baskı : Taş basması.

Ters baskı : Basım işlerinde kâğıt, plastik film vb. malzemelerin arka veya alt yüzeyine yapılmış olan baskı.

Toplumsal baskı : Belli bir topluluk içinde süregelen bir değeri gerçekleştirmek için bireylere veya topluluklara o konudaki tutumlarını, davranışlarını değiştirmeleri için yapılmış olan baskı.

 

Baskıcı : Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse. Kısıtlayan. İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse.

Baskıcılık : Baskıcının yaptığı iş. Baskıcı olma durumu.

Baskılı : Baskısı olan.

Baskılık : Bir masadaki kâğıtların uçmaması için üzerlerine konulan özel biçimdeki ağırlık.

Baskın : Kısa süreli, beklenmedik saldırı. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme.

Baskın basanındır : "düşmanı gafil avlayıp saldıran taraf savaşı kazanır" anlamında kullanılan bir söz.

Baskın çıkmak : Karşılaştırma konusu olan kimseyi geçmek, ona karşı üstünlüğünü göstermek.

Baskın vermek : Saldırıda bulunmak. ani ve habersiz girmek.

Baskın yapmak : Ansızın konuk gelmek. düşmana ansızın saldırmak. suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girmek.

Baskına uğramak : Bir yerde suçüstü yakalanmak. beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. düşmanın beklenmedik bir saldırısıyla karşılaşmak.

Baskıncı : Baskın yapan kimse.

Baskısız : Hak ve özgürlükleri kısıtlanmamış. Disiplinsiz. Terbiyesiz, ahlaksız.

Baskısız büyümek : Serbest bir biçimde yetişmek.

Baskısız tahtayı yel alır yel almazsa sel alır : "kontrol altında bulundurulmayan veya gereği gibi korunmayan gençler kötü yollara sürüklenebilirler" anlamında kullanılan bir söz.

Düz baskıcı : Düz baskı yapan kimse.

Su baskını : Sellerin veya eriyen kar sularının katılmasıyla kabaran akarsuların yataklarından taşarak çevreyi basması, taşkın, taşma, seylap.

Eser : Yayın, kitap, yapıt. Soyut kavramlarda belirti. Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt. İz, işaret, im.

Basılış : Basılma işi.

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Tarz. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

İşlem : Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat.

Edisyon : Bası. Baskı.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Bası : Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

Baskı ile ilgili Cümleler

  • Ağır psikolojik baskılarınızdan geçtiysem şimdi rahat bir yaşam istiyorum.
  • Sevdim, gönlünü kazandım, saygı duydum ama yine de değer görmeyip de senin başkalarına yaptığın baskı sonucunda değer gördüysem yazıklar olsun bana.
  • Denetlemeleri, çalışma ortamındaki baskıları ve sürücü sınavını geçtiysem dağılabilirsiniz.
  • Ben görmeyip işitmesem bile ki bu ilaçlarla baskılanıyor bunu sen de biliyorsun seninle aşık atabiliyorum, değil mi?
  • Kendi yararı için insanları kullanmayı bırakması için Keiko'ya baskı yaptım.
  • Birçoğu sömürgeciliğin egemenliği altında uzun bir süre baskı ve sefaletten çekmiştir.
  • Odada bir baskı hissi vardı; Hiç kimse krala kararının ne kadar aptalca olduğunu söylemeye cesaret etmedi.
  • Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, herhangi bir ürünü alıp almayacağımıza karar verirken fiyat baskın faktör haline gelir.
  • Yeni bir araba satın alması için babasına baskı yaptığında Catherine'nin bir art niyeti vardı; O, arabayı kendisinin sürebileceğini umuyordu.
  • Bazı baskı hataları var fakat her şeyi hesaba katarsak iyi bir kitap.

Diğer dillerde Baskı anlamı nedir?

İngilizce'de Baskı ne demek? : adj. typographic

n. edition, print, printing, press; pressure, restraint, coercion, compulsion; constraint, crackdown, crush, duress, force, heat, impression, repression, screw, squeeze, stress, thrust

pref. piezo

Fransızca'da Baskı : impression [la], compression [la], contrainte [la], édition [la], oppression [la], pression [la], sévérité [la], tyrannie [la], tirage [le]

Almanca'da Baskı : n. Ausgabe, Druck, Drucklegung, Fessel, Pression, Unterdrückung, Zwang

Rusça'da Baskı : n. давление (N), нажим (M), напор (M), принуждение (N), притеснение (N), репрессия (F), натиск (M), жом (M), издание (N), тираж (M), печать (F)

adj. печатный, типографский