Baskın nedir, Baskın ne demek

"Baskın" ile ilgili cümleler

  • "Bu dört kişi güç bela baskından kurtulup bana sığınmış." - R. H. Karay
  • "Belli bir şey ki bu genç ikisinden de baskın, çekemiyorlar." - H. Taner

Baskın kısaca anlamı, tanımı:

Baskın basanındır : "düşmanı gafil avlayıp saldıran taraf savaşı kazanır" anlamında kullanılan bir söz.

Baskın çıkmak : Karşılaştırma konusu olan kimseyi geçmek, ona karşı üstünlüğünü göstermek.

Baskın vermek : Ani ve habersiz girmek. saldırıda bulunmak.

Baskına uğramak : Bir yerde suçüstü yakalanmak. beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. düşmanın beklenmedik bir saldırısıyla karşılaşmak.

Baskın yapmak : Düşmana ansızın saldırmak. suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girmek. ansızın konuk gelmek.

Su baskını : Sellerin veya eriyen kar sularının katılmasıyla kabaran akarsuların yataklarından taşarak çevreyi basması, taşkın, taşma, seylap.

Baskı : Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Bası sayısı. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

 

Baskıncı : Baskın yapan kimse.

Suçlu : Suç işlemiş, suçu olan (kimse), kabahatli, mücrim.

Girme : Girmek işi.

Süreli : Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik.

Beklenmedik : Beklenmeyen, umulmayan. Birdenbire, ansızın olan.

Saldırı : Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz.

Basma : Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Basılmış, matbu. Basmak işi. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Gübre, tezek. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.

Çıkagelme : Çıkagelmek işi.

Kısa : Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı. Kısaca, kısaltarak. Kısa olan şey. Az süren, uzun olmayan. Ayrıntısı çok olmayan.

Su : Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Kez. Yemeğin sıvı bölümü. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Sutaş.

 

Sel : Hareket hâlindeki büyük kalabalık, yığın. Yoğunluk. Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su, su taşkını. Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış.

Ansızın : Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

Sertlik : Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç. Sert, katı olma durumu. Sert, kırıcı, katı davranış, şiddet, husumet.

Zorluk : Sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu, zor olma, güçlük, zahmet.

Bakımından : Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.

Üstün : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Baskın ile ilgili Cümleler

  • Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, herhangi bir ürünü alıp almayacağımıza karar verirken fiyat baskın faktör haline gelir.
  • Bazıları onun baskınının bir savaş eylemi olduğunu söyledi.
  • İnsan su baskınları ve yangınlar gibi felaketlerden korkar.
  • Yeter ki beni kalpten sevsin sizin baskınızla değil.
  • Ağır yağışların bir sonucu olarak sel baskınları meydana geldi.
  • Ordu komşu ülkeye baskınlar yaptı.
  • Evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındılar.
  • Bizim en büyük hoşnutsuzluğumuz, kutlamaya baskın yaptı.
  • Ordumuz kırallığa baskın yaptı.
  • Sendikanın muhafazakâr bir parti üzerinde baskın bir etkisi var.

Diğer dillerde Baskın anlamı nedir?

İngilizce'de Baskın ne demek? : [Baskin] n. edition, print, printing, press; pressure, restraint, coercion, compulsion; constraint, crackdown, crush, duress, force, heat, impression, repression, screw, squeeze, stress, thrust

adj. dominant, prepotent, predominant, preponderant, overpowering, heavy

n. raid, sudden attack, descent, forage, foray, incursion, inroad, irruption, surprise, swoop

Fransızca'da Baskın : dominant/e

Almanca'da Baskın : n. Razzia, Überfall

adj. vorwiegend

Rusça'da Baskın : n. нападение (N), налет (M)

adj. доминирующий