Be behind the eight ball türkçesi Be behind the eight ball nedir

  • Meteliksiz olmak.
  • Çıkmaza girmek.
  • Zor durumda olmak.
  • İçinden çıkamamak.
  • Zor duruma düşmek.
  • Çıkmaza düşmek.
  • Tıkanıp kalmak.
  • Parasız kalmak veya olmak.

Be behind the eight ball ingilizcede ne demek, Be behind the eight ball nerede nasıl kullanılır?

Be : -dı. Kalmak. Durmak. -dir. Anlamına gelmek. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Var olmak. Berylliumb (berilyum). Olmak. -dır.

Behind : Geriye. Popo. Arkaya. Ardındaki. Geride. Arkada. Gerisinde. Peş. Geç. Peş (argo terim).

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Eight : Sekiz rakamı (8, vııı). Sekiz kişilik takım. Sekiz. 8. Ambar. Sekizli.

Ball : Top. Fişek atmak. Top mermisi. Top oyunu. Misket. Top yapmak. Masatopuna özgü, sellüloitten yapılmış, donuk ak renkte, çevresi 11,43 -12,06 cm. arasında, ağırlığı 2,40-2,53 gr. arasında olan yuvarlak. Yuvar. Alantopu oyununa özgü, çapı 6,67 cm. ile 6,35 cm. arasında, ağırlığı 56,70 g. ile 58,47 g. arasında, üzeri yünlü bezle kaplı lastik yuvarlak. Tenis, masa tenisi, basketbol alanlarında kullanılır.

 

Be behind time : Gecikmek. Zamanın gerisinde kalmak. Geri düşmek. Geç kalmak.

Be behind the times : Demode olmak. Örümcek kafalı olmak. Çağın gerisinde kalmak. Zamanın çok gerisinde olmak. Çağdışı olmak. Çağın gerisinde kalmış olmak.

İngilizce Be behind the eight ball Türkçe anlamı, Be behind the eight ball eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be behind the eight ball ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be bogged down : Çıkmaza saplanmak.

Be in a cleft stick : İki arada bir derede kalmak. Çıkmazda olmak.

Get nowhere : Kısır döngü içinde dönmek. Bir yere varamamak. İlerleme kaydetmemek. Tamamen başarısız olmak. Başarısız olmak. Hiçbir yere varamamak. İlerleme veya baları sağlayamamak.

Be hard pressed : Baskı altında olmak. Paraya sıkışık olmak. (bir şeyi yapmakta) zorlanmak. Eli darda olmak. Darda olmak.

Choke up : Tıkamak. Tıka basa doldurmak. Doldurmak. Nutku tutulmak. Heyecandan konuşamamak. (pislik) tıkamak. Tıkanmak.

Be in the soup : Sıkıntıya girmek veya düşmek. Ayvayı yemek. Hapı yutmak. Başı dertte olmak. Dara düşmek.

Deadlocks : Durgunluk. Tıkanıklık. Sürmeli kilit. Sürgü kilit. Çözümlenemeyen anlaşmazlık. Tıkanmak. Hareketin tamamen durması. Çıkmaza sokmak. Yerinde saymak.

Deadlock : Çıkmaza sokmak. Sürmeli kilit. Çıkmaz. Kaynak bekleme. Tıkanmak. Durgunluk. Çözümsüzlük. Hareketin tamamen durması. Yerinde saymak.

Be in a tight corner : Köşeye sıkışmak.

Be in queer street : Borcu olmak. Borca batmak. Başı dertte olmak. Parasız kalmak. Uçan kuşa borcu olmak.

Be behind the eight ball synonyms : bogging, go to the wall, deadlocking, bogs, come to a deadlock, get in a jam, be at bay, be caught in a cleft stick, bog down, be in a sad pickle, be in a jam, be on the griddle, get into a scrape, be in a hole, enter blind alley, bogged, be at a loose end, bog, be in deep water, be in a nice pickle, get bogged down, be up a gum tree, get into a jam, be at a desperate pass, come to a dead end, be in a pickle, be in a sorry pickle.