Be in the doghouse türkçesi Be in the doghouse nedir

  • Aileden biriyle başı dertte olmak.
  • Bir davranışı onaylanmamak.
  • Bir cezayla karşı karşıya olmak.
  • Papara yemek.
  • Başı dertte olmak.
  • Gözden düşmek.
  • Zılgıt yemek.

Be in the doghouse ingilizcede ne demek, Be in the doghouse nerede nasıl kullanılır?

Be : Mal olmak. Berylliumb (berilyum). Kalmak. Anlamına gelmek. -di. Durmak. -dı. Var olmak. Bulunmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element.

In : Gelmiş olan. İçeri. İçine. İçeriye. Tutulan. Çok moda olan. Da. İktidardaki. İç. Mevsimi gelmiş.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Doghouse : Yüzücü haznesi. Gözden düşme. Köpek kulübesi. Brülör odacığı.

Be in the air : Her yerde hissediliyordu. Havada kokusu vardı. Ortaya çıktı ve herkes tarafından hissedildi. Çok yakında meydana gelecek olmak. Havada(mutluluk vb. kokusu) olmak.

Be in the army : Asker olmak. Askerde olmak.

Be in the ascendent : Yıldızı parlamak. Yükselmek. İtibarı artmak. Hükmetmek.

Be in the ascendant : Galip olmak. Talih ve itibarı artmak. İtibar kazanmak. Hükmetmek. Yükselmek. Yıldızı parlamak. Egemen olmak. Doğu ufkunda görünmek (yıldız veya gezegen).

 

Be in the bag : Kesin olmak. Kati olmak. Çantada keklik olmak.

İngilizce Be in the doghouse Türkçe anlamı, Be in the doghouse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be in the doghouse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in the soup : Sıkıntıya girmek veya düşmek. Hapı yutmak. Ayvayı yemek. Dara düşmek. Zor durumda olmak.

Be in a jam : Zor durumda olmak. Güçlük içinde olmak. Zorda olmak. Zorluk içinde olmak. (parasal) sıkıntıya düşmek. Dar boğazda olmak. Darda olmak. Sıkıntıda olmak. Karışıklık içinde olmak.

Sideline : Ek görev. Ek iş. Bir oyuncuyu kenara çekmek. Tali yol. Yan yol. Kenar çizgisi. Yan çizgi. Yan çizgisi. Tali hat.

Sidelined : Bir oyuncuyu kenara çekmek. Yan çizgisi. Bir oyuncuyu yedek kulübesine çekmek. Tali yol. Ek görev. Tali hat. Kenar çizgisi. Ek iş. Yan yol.

Be in a bind : Zorda olmak. Parasız kalmak. Sıkıntıda olmak. Başı belada olmak. Darda olmak. Dara düşmek. Sıkışık durumda olmak.

Be sent into the wilderness : Görevden alınmak. Hükümetten düşürülmek.

Be on the carpet : Söz konusu olmak. Üzerinde görüşülmek. Yetkililerle veya yöneticilerle sorunları olmak. Azarlanmak. Fırça yemek. Azar işitmek. Laf işitmek.

Be in disfavor : Gözden düşmüş olmak.

Disfavor : Beğenmeme. Gözden düşürmek. Hoşa gitmeme. Hoşnutsuzluk. Beğenilmeme. Gözden düşme. İtibarsızlık. Hoşlanmama. Hoşlanılmama.

Get a rocket : Azar işitmek.

Be in the doghouse synonyms : fall into disfavor, be in queer street, disfavors, fall into contempt, abase, fall from grace, catch it, be in deep water, come down, be in hot water, fall out of favor, be in trouble, be disgraced, fall into disgrace, get into in a jam, disfavored.