Bear the brunt of türkçesi Bear the brunt of nedir

  • Ceremesini çekmek.
  • Baskının en şiddetli kısmını çekmek.
  • -nin ceremesini çekmek.
  • Saldırının en ağır kısmını çekmek.
  • -nın en kötü kısmına maruz kalmak.
  • Kabak başına patlamak.
  • Yükün en ağırını taşımak.

Bear the brunt of ingilizcede ne demek, Bear the brunt of nerede nasıl kullanılır?

Bear : Üzerinde bulunmak. Kin gütmek. Üstlenmek. Değmek. Sapmak. Doğurmak. Uymak. Vurguncu. Dişini sıkmak. Spekülatör.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

Brunt : Ağırlık. Darbe. Asıl yük. Çarpma. En ağır kısım (saldırı veya azarlama veya baskı vb'nin). Hamle. En şiddetli kısım (saldırı veya azarlama veya baskı vb'nin).

Of : -in. Karşı. Yüzünden. -nin. Hakkında. -den övünerek bahsetmek. -nın. In. -dan. -li.

Bear the brunt : (bir zorluğu veya sorunu) göğüslemek. Okkanın altına gitmek.

Bear the blame for : Suçunu üzerine almak. -in töhmeti altında kalmak.

Bear the blame : Suçu üstlenmek. Sorumluluğu üstlenmek. Kabahati üzerine almak.

Bear the consequences : Neticeyi kabullenmek. Sonuçlarına katlanmak. Sonuçlarına razı olmak.

 

Bear the bell : Alt etmek. Yenmek. Kazanmak.

İngilizce Bear the brunt of Türkçe anlamı, Bear the brunt of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bear the brunt of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pay the piper : Bedelini ödemek. Masrafını ödemek. Masrafı ödemek. Ceremeyi çekmek. Cefasını çekmek. Parasını ödemek.

Carry the can : Ceremeyi çekmek. Suçu üzerine almak. Suçu üstlenmek. Kabahati üzerine almak. Sorumlu olmak. Suçu yüklenmek.

Atone : Kefaret etmek. Tarziye vermek. Affettirecek harekette bulunmak. Gönlünü almak. Gönül almak. Tazminat. Telafi etmek. Karşılığını ödemek.

Pay the penalty : Cezasını çekmek. Suçunu ödemek. Acısını çekmek. Ceza ödemek.

Be left holding the bag : İşin üzerine yıkılması. İhalenin birine kalması.

Be left holding the baby : İhalenin birine kalması. İşin üzerine yıkılması.

Atones : Karşılığını ödemek. Affettirecek harekette bulunmak. Kefaret etmek. Gönlünü almak. Telafi etmek. Gönül almak. Tarziye vermek. Tazminat.