Beat türkçesi Beat nedir

  • Dövmek.
  • Volta vurmak.
  • Çarpma.
  • Vurmak.
  • Çırpmak.
  • Pataklamak.
  • Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga.
  • Güdülen amaca göre, namlunun ortaya da esnek bölümü ile, karşı namluya birden yapılan vuruş.
  • Yenmek.
  • Açmak (yol).
  • Vurma sesi.
  • Çalmak (davul).
  • Alt etmek (argo terim).
  • Darbe.
  • Vuruş.
  • Dayak atmak.
  • Fizik, eskrim alanlarında kullanılır.
  • Çırpma.
  • Vuru.
  • Geçmek.
  • Yuvasından çıkarmak (av).
  • Atmak (kalp).

Beat ile ilgili cümleler

English: Ali beat Mary at checkers.
Turkish: Ali damada Mary'yi yendi.

English: Ali beat Mary in tennis.
Turkish: Ali Mary'yi teniste yendi.

English: A group of skinheads beat Tom to death.
Turkish: Bir grup dazlak Tom'u öldüresiye dövdü.

English: Ali beat Mary to death.
Turkish: Ali Mary'ye ölümüne dayak attı.

English: Ali beat Mary to death with a baseball bat.
Turkish: Ali Mary'yi bir beyzbol sopasıyla öldüresiye döğdü.

Beat ingilizcede ne demek, Beat nerede nasıl kullanılır?

Beat a carpet : Temizlemek amacıyla halıya vurmak. Halı çırpmak. Halı dövmek.

Beat a charge : Cezadan kurtulmak.

Beat a dead horse : Isıtıp ısıtıp önüne getirmek. Halihazırda çözülmüş bir meseleyle uğraşmak. (argo terim) gelmiş geçmiş bir işle uğraşmak. Lafı uzatmak. Boşa kürek çekmek. Havanda su dövmek. Artık sorun vermeyecek bir işle uğraşmak. Ölü bir ata vurmak. Boşa uğraşmak. Boşuna çene yormak.

 

Beat a hasty retreat : Çabucak kaçmak. Hızla geri çekilmek. Bir yerden kaçmak. Tabanları yağlamak. Toz olmak.

Beat a path : Yol açmak.

Beat all hollow : Tamamen yenmek. Ezip geçmek (oyunda). Yenmek.

Beat about : Bakmak. Aranmak. Rota değiştirmek. Sıkıntıyla aramak. Aranıp durmak. Bakınmak. Aramak. Endişeyle aramak.

Beat back : Geri püskürtmek. Bastırmak. Yenmek.

Beat against the wind : Rüzgara karşı volta vurmak.

Beat a record : Rekor kırmak. En yüksek skoru (veya en hızlı zamanı vs) geçmek. Rekor egale etmek. Rekora imza atmak.

İngilizce Beat Türkçe anlamı, Beat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Beat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abate : Yürürlükten kaldırmak. Eksilmek. Ceza indirimi yapmak. İndirmek. Dinmek. Dindirmek. Hafifletmek. Yatıştırmak. Azaltmak.

Lick : Halletmek. Hız. Üstesinden gelmek. Yalama. Alev gibi yalayıp geçmek. Yalamak.

Chastise : Yerden yere vurmak. Suçlamak (ağır biçimde). Azarlamak. Sopa çekmek. Sopa atmak. Adam etmek. Acımasızca suçlamak. Ağır biçimde suçlamak. Eleştirmek.

Checkmate : Mat etmek (satranç). Mat (satranç). Bozgun. Yenilgiye uğratmak. Mat. Yenilgi. Bozguna uğratmak. Mat etmek. Hezimet.

Birched : Betula. Dökmek. Falaka sopası. Değnekle vurmak. Sopayla dövmek. Huş ağacı. Sopalamak. Kamçılamak. Huş.

Clap : Hafifçe vurmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Şakşağın kullanılması için şakşakçıya verilen komut. Alkışlamak. Hızla kapanmak. El çırpmak. Şaplak indirmek. Dokunmak. Elle vurmak.

 

Become worn : Yalama olmak (vida vb).

Clobbering : Eşek sudan gelene kadar dövmek. Eşek sudan gelinceye kadar dövmek. Eleştirmek. Kıyasıya dövmek. Marizlemek. Benzetmek. Acımasızca dövmek.

Battement : Dansçının, bir bacağını bükmeden, uzatarak yaptığı alıştırmaların tümü. dansçının bir eliyle tutamağı destek alırken, bir bacağını gererek öne, arkaya, sağa ve sola hareket ettirmesi.

Coup : Başarılı vuruş. Zekice davranış. Askeri darbe. Hükümet darbesi. Başarılı hareket. Başarılı bir iş. Uğurlu bir hareket.

Beat synonyms : get the best, pistol whip, outpoint, pip, have the best, knock cold, get the jump, outmatch, strap, spreadeagle, belabours, bastinadoes, boff, master, lather, strong arm, bash up, impacting, defeat, immobilize, outdo, impulse, be over, slash, brunt, outperform, be transmitted, larrup, abates, be mentioned, trounce, churns, snipped.

Beat zıt anlamlı kelimeler, Beat kelime anlamı

Lose : Kaçırmak. Geri kalmak (saat). Kazanamamak. Kaybetmek. Heba etmek. Şaşırmak. Yitirmek. Azıtmak. Zayi etmek. Geri kalmak.

Stand still : Kımıldamamak. Kımıldamadan durmak. Hareket etmemek. Kıpırdamamak. Hareketsiz kalmak. Hareketsiz durmak.

Beat ingilizce tanımı, definition of Beat

Beat kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A blow. As, to beat one`s breast. To beat eggs and sugar. Fatigued. To knock vigorously or loudly. To beat grain, in order to force out the seeds. To beat iron so as to shape it. Exhausted. To lay repeated blows upon. To strike repeatedly. A stroke. As, the beat of him. Weary. To inflict repeated blows. Tired. One that beats, or surpasses, another or others. To strike repeatedly. To beat a drum.